1. YAZARLAR

  2. Abdurrahim Küçük

  3. Lübnan Çıkmazının İç Yüzü-11
Abdurrahim Küçük

Abdurrahim Küçük

Yazarın Tüm Yazıları >

Lübnan Çıkmazının İç Yüzü-11

A+A-

TARİH BOYUNCA LÜBNAN

Tarih boyunca Lübnan diğer bölgelerden ayrı bir konuma sahipti. Şimdi bu ayrıcalığı tekrar gösterme zamanı gelmişti. Sıra bölgede yaşayan Avrupa yanlıları, Arap kavmiyetçileri ve hala buranın Osmanlı toprağı olduğunu savunan guruplar arasında paylaşılma ve çalışılıyordu. Emir Faysal bu anlaşmanın feshedilmesine çalışırken Birleşmiş milletlerden yardım istemeyi de ihmal etmiyordu. Marunîler Fransa’yı tercih ediyor diğer bir grup ise İngiliz’i benimsiyordu.

Emir Faysal; kurmuş olduğu devleti kabul etmeyen Fransa ve İngiltere’nin rızasını almak için Londra’ya oradan da Paris’e gitti. Faysal daha sonra Dünya Siyonist Teşkilatı'nın başkanlığına geçecek olan Chaim Weizmann’la bir araya geldi. Faysal, I. Dünya Savaşı'ndan kaynaklanan anlaşmazlıkların çözüme kavuşturulması amacı ile 1919 da Paris’te toplanan barış Konferansı kapsamında, Chaim Weizmann’la 3 Ocak 1919 tarihinde bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, Filistin'de Yahudiler için bir yurt, Ortadoğu'nun büyük bölümünde de bir Arap devleti kurulması amacıyla Arap-Yahudi işbirliğini öngörüyordu ancak kısa ömürlü bir anlaşma oldu.

Fransa Başbakanı  Georges Clemenceau’ya bir mektup gönderen Faysal Fransa’dan vaat ettikleri ülkesinin bağımsızlığını istiyordu. Faysal İngiltere’ye gönderdiği diğer mektubunda ise babası ile olan İngiliz anlaşmasını hatırlatıyordu. İngiliz’in bu tutumunun ülkesini Fransa çıkarına kaydırdığında sözlerine ekliyordu.

Fransız Başbakanı Faysal’ın mektubuna, Fransa’nın bölgede sükûneti sağlayacağı yanıtını veriyordu. Lübnan’dan Fransa’ya giden Marunî patriği ise bölgenin diğer Arap ülkelerinden ayrı olmasını istiyordu. Lübnan’a dönen patrik ilk Hutbesinde halka Marunî bölgesinin bağımsızlığını veren Fransa’ya şükranlarını bildiriyordu.

1919 da Fransa ile masaya oturan Faysal, ülkesinin bağımsızlığını isterken dış İşleri’ni Fransa’ya hibe etti.  Bunun üzerine Fransa, Lübnan’ın bağımsızlığını tanıdı. Ancak bu anlaşmanın yürürlüğe girmesi Suriye’de bulunan İngiliz askerinin çekilmesi şartına bağlanmıştı. Masadan öteye geçemeyen bu anlaşmadan sonra Faysal bölgeden sorumlu İngiliz projesini uygulamak için temasa geçti.

Diğer taraftar iki ülke arasında varılamayan üleşme mutabakatsızlığını Amerika Başkanı Wilson’un gizlice birleşmiş milletlerin bir karara varma çağrısı takip etti. Birleşmiş Milletlerin toplantısı da kesin bir çözüm getirmedi.

Lübnan halkının bir kısmı Fransa’nın sömürüsü altında sözde Arap bağımsızlığına taraftar olduklarını bildirirken, diğer bir grup, Emir Faysal’ı yönetimini,   bir başka gurup ise Amerikan sömürüsü altına girmeyi istiyordu. 

Paris’te patriğin kendi adına konuştuğunu ve kendini benimseyen Hristiyan Marunîlerin azınlıkta olduğunu bildiren vahdet yanlıları diğer tarafta Emir Faysal devletinin temelini sağlamlaştırmaya çalışıyorlardı. Bunun üzerine 85 kişiden oluşturulan Lübnanlı ve Suriyeli aydın, bir araya gelerek Suriye Kongresi düzenlediler. Toplantı sonrasında Emir Faysal'ın Wilson anlaşmasına da kulak verilmeden Halk Fransız ve İngiliz’e karşı savaşa davet edildi.

Bir Marunî patriği Amerika Dışişleri Bakanı’na Emir Faysal’ın Arap Emiri olma teklifini götürürken Suriye kongresinin kararı Lübnan da Fransa ve İngiliz yanlılarını tekrar sürtüşmeye itiyordu. Emir Faysal ise bir taraftan İngiliz çıkarlarını koruyacağını vaat ederken diğer taraftan Fransa’ya karşı da Lübnan’daki Marunîlerini koruyacağı tavırları takınıyordu. Bu kongre kararı tekrar iki devleti masa başında toplayarak (San rimo) anlaşmasıyla Arap Âleminin üzerinden yeniden parmaklarını gezdirtti.

Anlaşmaya göre; Lübnan ve Suriye Fransız, Filistin ve Irak İngiliz yönetimi altına girdi. Birleşmiş Milletlerin bu üleşme kararı karşında,  Emir Faysal, Fransa Generali Henry Gouraud’a bir mektup yazarak duyduklarının gerçek olmaması temennilerini bildiriyordu ve şöyle diyordu:

“Duyduğuma göre 3000 asker göndererek Halebi, Şam ve Suriye’nin bazı bölgelerini işgal edecekseniz, hiç olmazsa 6000 gönderin ki bütün Suriye’yi işgal edin.  Bunu üzerine General Gouraud öne sürülen şartları kabul etmediği takdirde sulh anlaşmasına giremeyeceğini sert bir dille ifade ediyordu. Bu gelgitlerden arda kalan, Emir Faysal’ın İtalya’ya uzaklaştırılması General Gouraud’nun Filistin’e geldikten sonra  “işte sana geldik ey Selahattin” demesidir…

Gelecek yazımız Fransa sömürgesinde Lübnan hakkında olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar