1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. LÜTFEN… BU YAZIMI OKUYUN!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

LÜTFEN… BU YAZIMI OKUYUN!

A+A-

Yazımda toplumsal bir soruna el atacağım. Lütfen yazımı okuyun. Rating beklentisiyle kaygı yaşayan bir kardeşiniz değilim. Yazımı ilgisiz binlerce kişi okuyacağına konuya vakıf ve ilgili on kişinin okumasını yeğlerim. Amacım yazdıklarımla birilerinin ufuklarını açmak ve olabildiğince diğerlerine yardımcı olmak. Şov ya da hava olsun diye yazmam. Hiç kimseden siyasi ya da maddi beklentim yok. Öyle bir düşünceye de asla sahip olmadım. Fikriyatı maddiyata tercih eden bazı kimselerin yayın organlarında geçmişte yazılar yazdım. Ama gerçek duruşlarını anlayınca bir kalemde silerek hayatımda temizlik yaptım. Kendilerini başkalarının zararına ya da kötülüğüne odaklayan ve hep kişisel maslahatı için olabildiğince gözünü karartıp haram-helal çizgisinden saparak kendilerine zihinlerinde canlandırdıkları sırça köşklere monteleyen bedbaht kişilerle şükürler olsun ki işim olmadı ve olmayacak. Hepimiz insanız hata yaparız.  Önemli olan hatamızdan mertçe ve dürüstçe doğruya dönebilmektir.
Şimdi toplumsal yaraya temas eden bir konuda ki yazımı kaleme alacağım.
Ülke sorunlarımızı televizyon kanallarında yayınlanan saçma programlar tetikliyor. Rating uğruna her gün o kadar yayın yapılıyor ve haber paylaşılıyor ki hükümetin olanlar karşısında ki tepkisiz tavrı karşısında uzun zamandır hayretlere düşüyorum. 
Bu sorunu benim gibi sıradan bir vatandaş görürde ülke sorunlarını göğüsleyen hükümet yetkilileri nasıl göremez ya da görmezden gelebilir diye dumura uğruyorum.
Televizyon kanallarının özellikle sabah saatlerinde başlayıp akşam vakitlerine kadar süren tavşana kaç tazıya tut programlarının aslında toplumsal bütünlüğümüzün temeline birer dinamit olduğunu anlamak için daha ne olması gerekiyor?
Katil, katilliğini, hırsız, hırsızlığını, arsız, arsızlığını, pişkin, pişkinliğini, tamahkâr, tamahını bu pervasızca yayın yapan ve hemen her gün insanların koca gününü heder eden programlardan öğreniyor.
Düşünsenize hırsızla alakalı haber verilirken hırsızın eve nasıl girdiğini, evde birilerinin olup olmadığını anlamak için hangi yollara başvurduğunu, evlerde değerli eşyaları saklamak için genelde nerelerin tercih edildiğini, hangi saatlerde ev halkının hangi pozisyonda olduğuna kadar hırsıza ışık tutacak yüzlerce bilgi paylaşılıyor. 
Bir katile dair haber verilirken katilin hangi yollarla kurbanına yaklaştığını, onu iş ya da ev çıkışında nerede denk getirip alnının çatına kurşunu yağdıracağına kadar türlü yollar bas bas bağırılarak televizyon kanallarından tüm toplumu yanlış yönlendirmeye yol açabilecek bilgiler empoze edilebiliyor.
Kötülüğe giden ne kadar yol varsa bu kanallardan yayın politikası adı altında, rating patlatmak uğruna hemen her gün toplumun gözünün içine sokuluyor.
Devletimizin milli birlik ve bütünlüğünden sorumlu hükümet mercileri de olanları uzaktan seyrediyor. Toplumun başına yıllardır bela olan evlilik programlarını uzun yıllar boyunca halkın gözünün içine soka soka yayınladınız. Hayatımız boyunca belki bir defa dahi muhatap olmayacağımız çingene kızlarını, bilmem nereli kimin kızını, kimin oğlunu baş göz etme adı altında işi daha da magazinleştirerek kamuoyunun ortak sorunu haline dönüştürdünüz. İnsanlar için geçim kaygısından, memleket meselelerinden önce Hanife’nin kiminle evleneceği tasası ön plana çıkarıldı. Ülkemizde hemen her gün onlarca insan evliliğe adım atıyor. Allah hepsini mesut bahtiyar etsin. Ama şişirilen bir karakterin bir takım vaatler karşısında önüne gelene hakaretler yağdırdığı bir objeye dönüştürülmek suretiyle izleyici kitlesinin daha da odaklanmasının önü açılıyor. Neredeyse tüm gün boyunca izlenen programın kriteri de akşam saatlerinde aile üyeleriyle yapılan kritikler sonrasında yeni gün olacak gelişmeler heyecanla beklenmeye başlıyor.
Bu arada emanet edilen koskoca ömrünün büyük bir kısmını böylesi fasafisolara harcayan insanımız sonunda bugünkü bencil yapısına bürünüyor.
Evet, bitirilen evlilik programları sonrasında şimdi de kanallarda emniyet teşkilatımıza destek adı altında patlatılan programlarla yeni bir furya daha başlatıldı.
Maazallah Müge Anlı olmasaydı emniyet teşkilatımızın hali nice olurdu?
Onca polisimizin çözemediği cinayetleri sarışın bacımız gözünü belerterek bir çırpıda çözüveriyor.
Bu arada çözülen pislikle alakalı ne kadar menfi durum söz konusu ise toplum tarafından olağan hale dönüştürülüyor.
Kadın cinayetlerini çözmek için yapılan programlarla zerre kadar toplumsal düzelme oldu mu? Her geçen gün cinayetler artmadı mı? Bu programlar cinayetleri kökünden yok etmeye değil, sadece ve sadece olan cinayetlerin faillerini yakalamaya odaklı yayın yapıyor. Biri çözülünce hemen patlayan başka bir olayın ardına düşülüyor. Adına “cani koca” denilen vahşiler ise bu kanallarda yayınlanan programlar sebebiyle işlediği pisliği nasıl kamufle edeceğini ve hangi ayrıntıları gözden kaçırmaması gerektiğini öğreniyor. 
Bırakın, izlemeyin Allah aşkına!
Bir yandan dışarıda ki yangını söndürelimle meşgulken öte yandan içeride ki yangını körüklüyoruz. 
Hayatı ıskalamak her alanda olağanlaştırıldı.
Aklıma gelmişken hani geçtiğimiz on gün önce yakıta büyük indirim çığırtkanlıklarıyla yapılan indirimle hemen aynı gün süt ürünlerine % 25 zam yapıldığını biliyor muydunuz? Hatırlatayım dedim. 
Neyi tutsak elimizde kalıyor. 

Bu yazı toplam 757 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum