1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. LÜTFEN ÇIKMAYIN!
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

LÜTFEN ÇIKMAYIN!

A+A-

Bende çıkmayacağım.

Evde benim gibi insanların kalması oldukça zor ama, iş sağlık olunca akan sular duruluyor.

Gazetemizde beraber mesai yaptığımız arkadaşım Mustafa Uğurlu “ Amlan çıkmayalım. Evden çalışalım. İnternet’ten  çalışmalarımızı evde sürdürelim “ dedi.

Şakalaştık ama, bu işin şakası olmadığını herkes anlamış durumda. Tabi ki vurdumduymazlar hariç.

Kural bu.

En kötü kural kuralsızlıktan daha iyi…

Coronovirüs  hastalığına yakalananların yüzde 75-80'ni bu hastalığı atlatıyor. İstatistikler ve uzmanların açıklamaları bunu gösteriyor. Ancak, bazı risk grupları var.

65 yaş üstü kişiler, kronik rahatsızlığı bulunanlar.

Salgının yayılması sonrası en büyük zararı bu risk grubundakiler görecek. Bu yüzden 'evinde kal' uyarısı oldukça önemli.

Virisü kapan genç yaştaki insanlar belki bu hastalıktan etkilenmeyecek, belki birçoğu hastalığa yakalandığının farkında bile olmadan atlatacak.Fakat o virüsü risk grubundaki insanlara bulaştıracak.Bu yüzden bu risk grubu bu kritik süreçte dışarıda olmamalı.

Peki bu kurala tam anlamıyla uyuluyor mu?

Maalesef.

Pek çok yaşlı insanın dışarıda olduğunu gözlemliyoruz.Sokakta geziyorlar,Riskli olmasına rağmen toplu taşımayı kullanıyorlar.

Bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

Çıkmayın.

Lütfen evinizde kalın!

Hayatınızı riske atmayın..

 

+++

Şimdi size bir hikaye anlatayım ve kendimize pay çıkartalım.

Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin fare kapanı aldıklarını görür. Buna çok üzülür.  Telaşla bahçeye fırlar.  Durumu tavuğa anlattır. Tavuk ‘Senin sorunun’ der, geçer…

Bu kez domuza gider. Ondan yardım ister. Domuz da ‘Senin için sadece dua edebilirim’ der…

En son ineğe gider. İnekte ‘Bak fare kardeş senin için üzgünüm ama beni ilgilendirmiyor’ der.  Farecik başını öne eğer, umutsuz şekilde evine döner…

O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardır. Minik farecik aç ve susuzdur. Tam yorgunluktan gözleri kapanırken, birden bir ses duyulur…

Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından gelir. Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırlar. Kapana zehirli bir yılan kısılmıştır. Canı yanan yılan çitçinin karısını ısırır…Kadın ağır hastalanır. Doktor ilaç verir ancak zehri çıkaramaz. Birileri ‘Tavuk suyunu’ tavsiye eder. Adam hemen tavuğu keser…

Ancak eşi iyileşmez. Bunu duyan komşuları eve akın eder. Çiftçi onlara ikram etmek için bu kez domuzu keser…

Ve tüm çabalara rağmen eşi vefat eder. Çiftçi çok üzgündür ve parası yoktur. Cenaze masraflarını karşılamak için ineği mezbahaya satar...

Fare tüm bu olanları duvardaki deliğinden izler ve ‘Keşke fare kapanını hep birlikte yok etseydik’ der…

Koronavirüsü de insanlar için kurulmuş bir fare kapanı…

+++

Birlikte hareket etmezsek, önemsemezsek…

Gerekli hassasiyeti göstermezsek, ‘Bana ne’ dersek…

O’nu yok edemezsek…

Allah korusun sonumuz tavuk, domuz ve inek gibi olur...

Bu yazı toplam 309 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.