1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. M.Akif Ersoy
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

M.Akif Ersoy

A+A-
Şu puslu, dumanlı ve çakalların, hainlerin kol gezdiği dünyamız ve çevremizde belki birçok değerimizi aklımızdan çıkartıyoruz. Aslında çıkartılmıyor da, belki biraz bu hainlerin, bu çakalların terbiyesi ile uğraşacağız diye zaman bulmakta zorlanıyoruz.
Yine de Belediyelerimiz kültür hizmeti olarak bu kadar dar- zor ve sıkıntılı günlerimizde yaptıkları faaliyetle böylesi değerlerimizi anıyor, böylesi değerlerimizi bize yaşatıyorlar. Bu noktada Meram Belediyesi benim ölçülerime göre öncü olmuştur.
İşte Meram Belediye Başkanlığı böylesi bir hizmeti daha verdi. Yetkililere şahsım olarak teşekkür ediyorum.
M.Akif Ersoy’un doğumunun 143. Yılı önceki akşam Konevi Kültür merkezinde kutlandı.
İstiklal Şairimiz, M. Akif Ersoy’un dediği gibi Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmak nasip etmesin.
Mehmet Akif Ersoy, bir aksiyon adamıydı.
Akif bir dert adamı, bir çile dükkânı, bir asalet abidesi ve bir derviş yürekli Müslüman’dı.
Bu memleketin bağımsızlık için, dinimiz için haykıran sesiydi. Şairdi, yazardı, memurdu, vekildi, imamdı, âlimdi, hocaydı, arifti, gazeteciydi ve üst seviyede bir entelektüeldi.
Mehmet Akif Ersoy bu memleketin en zor ve çetin günlerinde cepheden cepheye, meydandan meydana koşan, vaazlarıyla, yazılarıyla, şiirleriyle yüreğiyle vatan savunmasına destek veren merdane bir kişilik olmasına karşın daha sonra sudan sebeplerle zaman zaman dışarıda bırakılmıştır.
İlk mecliste vekil, cumhuriyetten sonra yani ikinci meclisin inşasından sonra işsiz, aşsız ve parasız bir Mehmet Akif portresi karşımıza çıkar.
Bunun sebeplerini araştırdığımızda karşımıza gerçekten de çok ilginç bilgiler çıkıyor.
Bilindiği üzere ilk TBMM kurucu bir meclisti. Bu kurucu meclisin vekilleri arasında Burdur Milletvekili sıfatıyla Mehmet Akif Ersoy da bulunuyordu. Milli Eğitim Bakanlığı Komisyon Başkanlığı yaptı.
Kurtuluş Savaşı başladığında bu görevinden istifa edip Anadolu’ya geçen ve her türlü meşakkate, baskıya ve acıya göğüs gerip vatanın selamete kavuşması için canhıraş bir gayretle çalışan bu gönül erinin dünyalık hiçbir arzusu ve isteği yoktur vatan savunmasından başka.
Cumhuriyetin ilanından sonra ikinci meclisin oluşturulması ilk meclis kadar asil olmayacaktır. Zira artık meclise girecek milletvekilleri arasında kıyasıya bir rekabet baş göstermiştir.
Ne yazık ki bu meclise Mehmet Akif Ersoy aday gösterilip atanmaz!
Görünüşte bu meclisin seçimle kurulduğu yanılgısı vardır ancak gerçekte bu meclis bir nevi atanma ile kurulmuş bir meclistir.
Zaten o dönemde meclise giren vekillerin temsil ettikleri illere baktığımızda birçok vekilin kendileriyle hiç de uzaktan yakından alakası olmayan illerden vekil olduklarını görüyoruz.
Bu vekillerin kimi sanatçı, yazar, şair, toprak ağası, kanaat önderi, asker, bürokrattı. Ciddi bir tartışma ve ikilik söz konusuydu. Bir takım entrikalar da baş göstermişti. Mesela Akif’in en yakın arkadaşlarından Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey, Topal Osman tarafından öldürüldü. Kısa zaman sonra Akif’in canı kadar önemsediği “Sebilüreşad Dergisi” kapatıldı.
Mustafa Kemal Atatürk’e türlü yalakalıklar yapan bir takım kimseler, Mehmet Akif aleyhinde inanılmaz dedikodular yapıyor ve hatta iftiralar atmaya varıncaya kadar ileri gidiyorlardı. Hatta bu konuyla ilgili olarak Yavuz Bülent Bakiler’in “yalaka milletvekilleri” adında bir de konuyla ilgili kitabı vardır. İşte bu yalaka vekiller, Akif’in devrimci değil, ıslahatçı olduğunu, softa olduğunu dillendiriyor ,bugünkü durumda yaşadığımız Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’a verilen yanlış bilgilerle kandırıldığı gibi, Atatürk’ü yanlış yönlendiriyorlardı. Ancak bu kadar iftira ve karalamalara karşın Mustafa Kemal Atatürk, Mehmet Akif hakkında tek bir olumsuz cümle kurmamıştır ve bu gerçekten de çok ilginçtir!
“ Cânı, cânanı,bütün varımı alsın da Huda
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ”

Diyen bir şairin ülkesini adeta sürgüne gider gibi terk etmesinin sebepleri bir “şapka inkılabıyla” açıklanamayacak kadar girifttir! Bana göre Akif’in Mısır’a gidişinin üç sebebi vardır:
Birincisi Akif işsizdir. Daha önce görev yaptığı İstanbul Üniversitesi’ndeki görevine bile iade edilmemiştir! İşsizdir, parasızdır, borçları vardır. Vekillikten sonraki maaşı bile bağlanmamıştır!
İkinci olarak sürekli olarak sanki suçluymuş gibi polis tarafından takip edilmektedir. Bu durum Akif’i vatanperver Mehmet Akif’i feci yaralamıştır!
Üçüncüsü de çok sevdiği eşleri İsmet Hanımın ciddi bir astım hastalığı vardır ve Mısır kendisine iyi gelmektedir. Eşini çok seven Akif’in önemli bir nedeni de eşidir.”
Mehmet Akif gerçekten de şapkaya karşı çıkmış mıdır?
Yaptığım araştırmalar ve alıntı yaptığım yazılarda M.Akif Ersoy’un böyle bir beyanı olduğunu göremedim. Hatta Mısır’dan başında şapka ile döndüğünü biliyoruz. Akif belki yeni devrimlere sıcak bakmıyordu, yani devrimci değildi ama ıslahatçı idi. Eski kurumların topyekûn kaldırılması yerine yeniden ıslah edilmesi gereğine inanıyordu.
Mısır’dan Abbas Halim Paşa kendisini Mısır’a davet edince o da “bu ülkeyi terk edenler” kervanına katıldı ve gözyaşları içinde vatana veda etti. Kahire Üniversitesi Türkoloji Kürsüsünde Profesör unvanıyla görev yapmaya başladı.
Mehmet Akif Ersoy, asaletinden hiçbir zaman taviz vermemiş ve hak bildiği değer ölçülerinden vazgeçmemiştir. Ne yazarlığından ne şairliğinden fayda temin etmemiş ve vatanın ve milletinin menfaatlerini her zaman için kendi nefsinden önde tutmuştur.
Ama bugün de olduğu gibi şahsi menfaatlerini her türlü değerin önünde gören “yalaka” tiplerin yalan ve iftiralarıyla Mehmet Akif Ersoy ne yazık ki on bir yıl vatandan uzakta kalmış, türlü acılar ve üzüntüler ile vatan hasreti çekmiştir.
Vatana döndükten kısa süre sonra hayata veda eden bu büyük fikir ve dava adamını hayırla yad ediyoruz.Yattığı yer nur, mekanı cennet olsun.
Yazımı Merhum’un bir şiiri ile bitirelim!
Artık ey milleti merhume, sabah oldu uyan
Sana az geldi ezanlar, diye ötsün mu bu çan ?
Ne Kürtlük, ne de Türklük kazanacak aç gözünü!
Dinle Peygamber-i Zişanın ilahi sözünü.
Veriniz baş başa, zira sonu hüsranı mübin,
Ne hükümet kalıyor ortada, billahi ne din !
“Medeniyet !” size çoktan beridir diş biliyor;
Evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor.
Bu ülkede bugün ve yarında çok M.Akif Ersoy’lara ihtiyacımız vardır ve bu insanlar her zaman kalbimizde, yüreğimizde yaşatılmalıdır.


 
Bu yazı toplam 206 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.