1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Madalyonun Diğer Yüzü
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Madalyonun Diğer Yüzü

A+A-
15 Temmuz’dan bu yana Darbe girişimini konuşuyor, lanetliyor ve bu hainlerin, bu çakalların, bu vatan, millet, demokrasi düşmanlarının hukuk kuralları içinde en ağır cezaya çarptırılmasını istiyoruz.
Hem öyle isteniyor ki, dün beyninde darbe hücreleri olanlar, darbe düşünenler bile bu olanları görünce darbe girişiminin ne kadar kötü, ne kadar zararlı olduğunu görünce akılları başlarına geldi ve onlar
bile bunların karşılıksız kalmasını istememektedir.

Samimi olanların yanı sıra, korkudan darbeye karşı olanlarda elbet vardır.

Hz. Mevlana’nın dediği gibi :


“Dün dünde kaldı cancağızım,

Bugün yeni şeyler söylemek lazım”

Türkiye’de darbelere baktığımızda 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve son 15 temmuz darbe girişimi bunların hiç birisine benzememektedir. Kendi bağrından çıkan Mehmetçik kendi
milletine silah sıkmıştır.

Osmanlı döneminde bile asker ocağına müdahale bir numaralı asker olan Padişah ile ve kendi kuralları arasında yapılmıştır. Maalesef yaklaşık 20 yılda bir cemaat oluşmuş ve devleti ele geçirmek adına
her şeyi yapmıştır. Bu cemaate ya göz yumuldu, ya müdahale edilmedi ya da geç kalındı. Bu işin başka bir boyutu.Kimse suçlu aramamalı, kimse faturayı rant uğruna ona, buna kesmemelidir. Önemli
olan Asil Türk Milletinin her ferdinin bir yumruk, bir yürek olarak birleşmesidir. Bunu sağlayanlara ve Yüce Allah’a şükretmeli, olanlardan herkes ders çıkartmalıdır.

Yine tarihe baktığımızda 1826 yılında Sultan Mahmut bozulan, itaatsizleşen Yeniçeri ocağını kaldırırken bunlara savaş açtı ve Minarelerden ezan ve sala ile saldırı yapıldı. Bu seferde aynı şeyler vardı.
Millet darbecilere inanmadı.

Osmanlı tarihi yeniçeri ayaklanmaları ile doludur. Bozulan düzen, ekonomik ve sosyal yozlaşmalar darbeleri getirdi. IV. Murat zamanında asker kelle istedi. 17 yaşındaki padişah bunları bastırdı. 1826
dan 1876 ya kadar darbe girişimi olmadı. 1826-1908 e kadar devlet yönetiminde denetim ve otorite vardı. Bu yöntemle darbeler önlendi.

Şimdi gelelim 15 Temmuz darbe girişimine,

Bu darbecilere ve terör örgütü lideri olan Fetullah Gülen öyle sinsi, öyle hain, öyle kaypak ve öyle tehlikelidirler ki, Türkiye’de bir çok insanı ve liderleri kandırdılar. Kanmayanları da Hıristiyanlıkta olduğu
gibi aforoz ettiler ve işte böylece bugünlere geldiler. Darbeciler, vatandaşa kurşun sıkanlar, TBMM'yi bombalayanlar asla bağışlanamaz. Darbe girişimi sırasındaki canilikler bütün milletin gözleri önünde
cereyan etti. Her saat, her gün yeni caniliklerle hezeyan yaşıyoruz. FETÖ'cü denilen unsurların Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bu ölçüde sızmasına bilerek yardımcı olan, göz yuman, sızmadan habersiz olan
yöneticiler de asla bağışlanamaz. Birçok işi birlikte yapanlar da suçludur; onların da yargılanması gerekir; aksi kabul edilemez. Türk askerine linç girişiminde bulunmak, onları aşağılamak asla
bağışlanamaz. Diyanet İşleri Başkanı'nın son hadiseler karşısında vaziyet alması, ikide bir beyanatta bulunması, teyakkuz çağrıları yapması, din ve din hizmetleri dışındaki işlere karışması kabul
edilemez. Başkanlığın yapması gereken, yanlış din anlayışları, "mistik hezeyanlar" konusunda çok önceden halkı uyarmaktı. İş işten geçtikten, her şey toplumun önünde açıkça cereyan ettikten sonra
cemaat konusunda uyarılarda bulunmak Diyanet'i kurtarmaz.Çok şükür ki, Yüce Yaratan Milletimizle birlikte oldu. Bize düşen, bir siyasi gibi tavır almak değil, cemaat ve cemaat dışındaki bütün dinî
sapkınlıklar konusunda halkı uyararak doğru din anlayışını göstermektir. Cami önlerinde, cenaze törenlerinde slogan atmak, nutuk söylemek; dini siyasete alet etmek, kutsal mekân ve değerleri
kirletmek olmamalıdır; asla kabul edilemez. Yöneticilerin darbeden haberleri ya vardı ya da yoktu. Bu iki şıkkın dışında üçüncü bir şık yoktur. Eğer darbeden haberleri yoksa bu büyük bir gaflet ve zafiyet
demektir. Devlet hayatında bu derece gaflet ve zafiyet kabul edilemez. Eğer darbeden haberleri varsa ve önlemeye girişmemişlerse bunun nasıl nitelendirilmesi gerektiğini sizlerin takdirine bırakıyorum. Heyecan ve Hamaseti bir kenara bırakarak bunları oturup düşünmek zorundayız. Zorundayız ki, bunların tedbirini alıp, bir daha böylesi bir hainlikle karşılaşmayalım.
Sorgusuz sualsiz görevden almalar, işten atmalar, hukuk dışı uygulamalar kabul edilemez. Başkalarının insan haysiyetini umursamayanlar, kendi insani haysiyetlerini de ayaklar altına almış olurlar. Atatürk'ün dilinden düşürmediği Türk milliyetçiliğidir. Bu ilkeyi kabullenip toplumu bir arada tutmalıyız. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Hükümet ve diğer vatansever yetkililer bunun farkında ve bunu yapmanın çabası içindedirler. Çağdaşlığa, hukuk değerlerine, bilime aykırı yollar ve uygulamalar toplumları karanlığa götürür ve kabul edilemez.
 
Bu yazı toplam 96 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.