1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Madde Toplumların Afyonudur
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Madde Toplumların Afyonudur

A+A-
Tüketim toplumu olmamızın bugünü geldiği noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Milletimizin alım gücü arttığından bugüne harcama kalemlerinde de ciddi değişimler söz konusu olmakta ve bitmek bilmeyen mal hırsıyla malımıza mal katma peşinde koşturmaktayız. Dostluklar için çok tehlikeli olan bu gidişat insani ilişkiler ve diyaloglar noktasında da bir çok pürüzü beraberinde getirmekte olup gün geçtikçe birçok hasletimizi kaybetme tehdidi ile karşı karşıya bırakmaktadır. 
Hani çoğunuz bilirsiniz Karl Marx’ın saçma bir sözü vardır. “ Din toplumların afyonudur.” Bu sözü elbette ki kabullenmemiz mümkün değil ama bu söze karşı bir tezle cevap vermemiz gerekirse bende şu tezi ortaya koymak istiyorum. “ Madde, toplumların afyonudur.” Evet bu ifademi bir çok okurumun onaylayacağını biliyorum. Çünkü günümüz toplumlarında ki maddi ilerleyiş beraberinde doyumsuzluğu getirmekte ve her anın madde ile ilişkilendirildiği bir toplumsal baygınlık yaygın hale gelmektedir. Baygınlıktan kastımız güncel yaşantı ve devamında uyuşukluk anlamına karşılık gelmektedir.
Her ne kadar bu tüm toplum katmanlarını ihtiva eden bir gelişme olsa da biz konuya ülkemiz açısından bakalım.
Maddi refah olarak büyük bir bolluk içerisinde yaşadığımız hayatı kimse inkar edemez. Bunu genel anlamda ifade ediyorum. Fakat kazanma hırsının gittikçe azalacağı yerde daha da artması ve daha fazla harcama saplantısının ayyuka çıkması karşısında bakın ortaya ne gibi sonuçlar çıkıyor.
İslam toplumlarında ki bunların içinde bizim ülkemizde bulunuyor. İnsanları tüketime yönlendirerek gerçek ideallerimize ve manevi yetkinliğe erişimdeki zafiyet sorunumuz körüklenmektedir. Paranın sıcak yüzü ile muhatap olan insanların aslında ekonomisi kapitalizme dayalı toplumlarda yaygın hale gelen egoist yaşama temayül seyrinin çarkları arasında eridiğini görmekteyiz. Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de ki infak ayetlerinin çokluğu ve üstünde ısrarla durulmasına rağmen her geçen gün maddi sarhoşluğun İslam toplumlarını ve ülkemizi çevrelediği ve duyarsızlaştırma sürecinin kurbanı olmaya ilettiği aşikardır. Bu tehdidi destekleyen yan unsurlara bir bakalım. Çuvalla para biriktirip bunu yatırıma çevirme algısıyla sayısını bilmediği çok sayıda gayrimenkule yatırım yapıldığını ifade etmek istiyorum. Kırmızı ve mavi boyalı tapu senetlerini koleksiyona çevirip, baktıkça haz alan insanımızın farkına varamadığı daha gerçek bir şey ortaya çıkıyor: İlerleyen yaşı ve geriye kalan ömrü.
Ala ala bıkmadığı ve değil sülalesine yedi ceddine yetecek servetini kendisinin doya doya tadını çıkaramayacağı birikimi geride kalanlarına bırakıp, gerçeğe teslim oluyor.
İşte bu yüzden İslam toplumlarına empoze edilen aşırı tüketim alışkanlığının temelinde, madde ile insanların uyuşturulması, diğer İslam toplumlarında yaşanan acı ile felaketlerin karşısında duyarsızlaştırılması ve dini akidesini zayıflatmaya götüren bir maddeci eğilime kapılması hedeflenmektedir.
Bu tuzağa düşüyoruz. Hak bilinci ile yaşamıyoruz. Parasal gücünü mazluma destekten, fukaranın kursağına feda etmekten kaçıyoruz. Hep kendimize çalışıyoruz. Mal biriktirmeyi maharet kabul ediyor, bununla eşimize, dostumuza, komşumuza, iş arkadaşımıza, akrabalarımıza övünmeyi ve birilerini ezmeyi maharet sanıyoruz. Bırakın uçsuz bucaksız mal biriktirme peşinde koşmayı! Siz nasıl kazandıysanız, evlatlarınızda çalışıp çabalayıp kazansınlar. Daha önemli olana yani kalıcı hayata yani uçsuz bucaksız yeni hayata kendinizi hazırlamaya bakın. O zaman gerçek kazanan siz olacaksınız.
İşte yazımın başında da ifade ettiğim gibi madde afyonu ile uyuşturulan Müslümanların bugünkü vurdumduymaz halini görüyoruz. Bunda ki temel sebep ısrarla üzerinde durmuş olduğum kasıtlı çevrelerce empoze edilen tüketim çılgınlığımızdır. Yeni konaklar ve yeni binekler peşinde koştuğumuz kadar ümmetin sorununun çözümü içinde koşmakla mükellefiz. Bunu yapmadıkça gerçek iman etmiş olmayacağımız gün gibi aşikardır. Kıldığınız namazlar, tuttuğunuz oruçlarla görevinizi tam anlamıyla ifa etmiş gibi bir algıya kapılmayın. Bu sizi direk cennete götürmeye vallahi yetmez. Müslüman’ca yaşamak, kaynaşmak, birbirimizi korumak gözlemek, akrabaya iyilikte bulunmak, dedikodu ve gıybetten ısrarla kaçınmak, İslam ümmetinin içinde yaşadığı zulümler için maddi destek olamasanız da göz yaşı döküp dua edebilmek ne büyük bir fazilettir. Bunu anlayabiliyor musunuz?
Evinizde yeter, barkınızda yeter… Bindiğiniz arabanızda yeter. Her yıl model saplantısıyla yenilediğiniz son model arabalarınız sizi kurtarmayacak.
Milletimize sesleniyorum. Maddiyata çok düşkün olmayalım. Tüketim çarkına kapılmayalım. Bazı gizli güçlerin el altından kurguladıkları tuzaklara karşı uyanık olalım.
Her gün yeni bir koşuşturmacadan hakikati görmeye fırsat bulamıyoruz. İşte mübarek ramazan ayında iftar davetleri, hemen ardından bayram alışverişi, yirmi gün sonra okul alışverişleri başlayacak akabinde kurban bayramı, öğretmenler günü, yılbaşı, sevgililer günü, anneler günü, babalar günü ve diğerleri… Tüketime yönlendiren çok sayıda tuzaklarla kaplı bir hayat yaşıyoruz.
Aman dikkat!

 
Bu yazı toplam 35 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.