1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. MADDEYE ULAŞMAK İÇİN KIYDIKLARI CANLARIMIZ!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

MADDEYE ULAŞMAK İÇİN KIYDIKLARI CANLARIMIZ!

A+A-

Asıl hedefleri olan madenlere el koymak amacıyla geldiler. Bölgemizde yer alan yeraltı kaynaklarına karşı katledilen müslümanlara yenileri ekleniyor. Ölen müslüman olduğunda bunu görmezden gelen sözde humanist batı dünyası, çıkarları uğruna yapmadığı ve yapmayacağı çirkefliğin kalmayacağını aslında attığı tüm adımlarla hep hissettirmekteydi 
Evet, bilinçli olanlarımız bunu biliyor. 
Bunu başta cumhurbaşkanımız olmak üzere aklı başında hükümet üyelerimizde pekala biliyor. 
Fakat ne kötüdür ki bu yanlışı görmek sorunu çözmüyor. Bu yanlışa ferdi yaklaşım da çözüm olmuyor. 
Toplu bir uyanışa ihtiyaç var.   
Peki bu mümkün mü?
Şu an için bu husus bölgesel kalıyor. Toplu hareket algısı elimizden alınalı çok oldu.
Bir hristiyan dünyasının yahut ta bir yahudi aleminin olaylar karşısında tekyürek olabilmeleri ve önüne gelenin her hususta atlayıp sözde siyaset yapıyor mantığıyla halkın zihnini bulandırma gibi yanlışa düşmemeleri, aralarında ki sorunların genel anlamda adabı muaşeret ya da kişisel beklentiler noktasında olması ama asıl büyük hedefleri konusunda liderlerinin izinde olmaları sebebiyle yol alabiliyorlar.
Biz ümmetçe toplu çatışma ve sürtüşme içerisindeyiz. 
Basit gelişmelere odaklanan ve bunu hayatının odak noktasına koyan bu ümmetin uyanışı bu şekilde olmaz. Bu yanlış, hatta ciddi tehlikelidir.
Çünkü bu hata aslında bize uzunca zamandır, çok can, mal, para, toprak gibi değerlerimizi kaybettirdi. 
Etrafınızda dönüşen kalabalıklara bir bakar mısınız?
Çok sınırlı kalan şuurlu insanların azlığı ve kalan kahir ekseriyetin ise ne dünyasına ne ahiretine zerre katkı sağlamayacak olan gündelik rutinlerle şu yaşadığımız hayatı heder edip gidiyoruz. Nesilden nesile akan bu gelişme de toplu şuurlanma yahut ta ferdi şuurlanmanın zayıflığı karşısında içinden çıkılamaz bir hal alıyor. 
Üzülerek ifade etmeliyim. Benim şahsen hiç izlemediğim hatta nefret ettiğim, hiç haz almadığım Survivor gibi yapımların konuşulduğu, yorumlandığı kadar İslam ümmetinin içine düştüğü darboğazdan nasıl kurtulacağına ilişkin bir fikir bile ortaya atılamıyor. Bu dert edilmiyor. Acısı yüreklerde hissedilmiyor. 
İman ettiğimizi iddia ettiğimiz İslam’la hiç alakası olmayan bir seyre mahkum edildik. Namazını kılan, orucunu tutan kişiler bu ibadetlerle ahiretini mamur edeceğine inanıyor ama kapıldığı hırsın tesirinden dünyalığın çabasından kurtulamıyor. 
Vallahi bu yaşantı ile namaz kılsak ta oruç tutsak ta paçayı kurtaramayız. 
Umudunuzu kırmak istemem ama gerçeklerden kaça kaça bugün ümmetin ulaştığı içler acısı hali görüyorsunuz. 
Lafa geldiğinde mangalda kül bırakmayan ümmet, iş icraate geldiğinde gözden kayboluveriyor. 
Camilerimiz boş, kafelerimiz dolup  taşıyor ama herkes cennete gireceğine inanıyor. 
Ahirette süale çekilme korkusu yüreklere yayılmamış, ahiretini mamur etmiş mutlu insanlar misali her daim mutluluk içerisinde olanlarımız var. 
Geçim sıkıntısı yaşayan insanlarda yokluğun ceremesinden normal yaşantısını sürdüremediği gibi, islamın gereklilikleri karşısında sağır ve dilsizleri oynuyor.
Aslında herkes herşeyin farkında!
Ama o arada ki ince çizgi bir türlü aşılamıyor.
Herkes ahirette mutlu olmak istiyor ama bunun gerekliliklerini yerine getirmiyor. 
Dünya arzusu elbette olacak ama tüm hayatınızı ona feda edemezsiniz ki!
Eğer feda ederseniz, ahiretiniz yanar. 
İşte böylesine bir mslüman olduğumuz için yazımın başında ifade ettiğim dünyevi değerlerimizde elimizden küffar ordusunca gasp ediliyor. 
Kıbrıs Rum kesiminin doğu Akdeniz’de petrol aramasına ses çıkarmayan batılı dostlarımız (!) söz konusu Türkiye olduğu zaman hemen ağzını açıyor, yaptırımdan başlayan tehditlerle bize gözdağı vermeye kalkışıyor. 
İşte bu toplumun fertleri olarak uzunca bahsettiğim şuursuz yaşantımız bizi, gayrimüslimler karşısında güçsüz kılıyor. 
Uyanışa fert fert geçmeliyiz. Milletçe cesur vatanı için gözünü kırpmadan koşabilen neferler olduğumuzu şu dünyaya bir kez daha göstermeliyiz. 
Bakın bu şuurun sağlamasını 15 Temmuz 2016’da yapmıştık. Bunu hayatımızın her anıyla tüm yaşantımızla kalıcı kılalım.

Bu yazı toplam 902 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.