1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. MADDİ VE MANEVİ SEYİR PARALEL OLMAK ZORUNDA!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

MADDİ VE MANEVİ SEYİR PARALEL OLMAK ZORUNDA!

A+A-

Ülkemizde çok güzel yatırımlar yapıldığını biliyoruz. Gün geçmiyor ki yeni bir temel atma töreni duymadan geçirelim. Elbette bunlar güzel şeyler fakat yapılan tüm bu yatırımlara paralel olarak insana yatırımı da ihmal etmememiz gerekir. İnsanımızda ahlak ve maneviyat yapılanması olmadıktan sonra her yerde devasa yollar, otobanlar, havalimanları, alt ve üst geçitler ve benzeri yatırımların tam bir anlamı kalmaz. İkisi birbirini destekler ve ortaya kombine bir şaheser çıkar. 
Bu noktada bir dengesizlik olduğunu söylemekte yarar var. 
Biz insanımıza yatırımı hep öteliyoruz. Gösteriş yüklü yapılanmalara verdiğimiz önemin onda birini insanın ahlaken ve manen gelişmesine yönlendirebileceğimiz çalışmalara da odaklanmalıydık.
Bunca güzel yapılan devasa yatırımlara rağmen ülkemizde korkunç bir manevi çöküş olduğunu kabullenmeyen yok.
Herkes bu noktada geri gidişin farkında ama çözümü açısından akıl yürüten neredeyse yok diyebilirim. Her yerde, alanda, televizyon kanallarında, gazete sütunlarında ve sayamadığım birçok detayda yaşanan negatif patlamanın farkındayız ama uzun zamandır bunun çözümü noktasında işin başında ki yani en alt mertebede ki insanımızın da anormal bir vurdumduymazlığı söz konusudur.
Ebeveynler olarak çocuklarımıza yeterince ilgi göstermediğimiz gibi doğru ile yanlışı ayırt etmesinde kilit vazifesi görecek olan atalık vazifesini de bihakkın yerine getirmediğimiz için çocuklarımızı sahte oyun ve oyuncakların nesnesi haline getiriyoruz. Onlara manevi yükleme yerine her fırsatta sadece maddi alanda telkinler veriyoruz.
Zamanla çocuklarımız, büyüklerinden aldıkları bu yanlış telkinlerin ve yönlendirmelerinde etkisiyle aslına zıt kimliğe bürünüveriyor.
Televizyon kanallarında sıkça izlediğimiz haber bültenlerinde, ilk, orta ve lise öğrencileri arasında korkunç bir egoist ahlak anlayışının ön plana çıktığı ve diğer fertlere karşı ön yargılı, onları düşman gibi gören iç dünyanın esirleri haline getiriyoruz.
Kuran ve sünnet sevgisiyle ilmek ilmek dokumamız gereken evlatlarımız kontrolden çıkmış kamyon misali hızlanarak karşıda ki duvara korkunç bir hızla toslayabiliyor.
Daha yeni yetme ortaokul öğrencileri kendilerine sevgili yapmayı öğrenmişler. Kendi aralarında işi tamamen gayri ahlaki noktaya kaydırıp şehvet tutkunu ahlaksız bir neslin oluşumunda suçlu aslında ferden hepimiziz.
İslam dininin güzelliklerini hayatlarına şiar edinmesi gereken evlatlarımız, çevreden ve televizyon kanalizasyonlarından aldıkları yanlışları doğru algılama eğilimine girmişler.
Hem evde, hem okulda hem de sosyal tüm alanlarda doğruyu, hakkı göstermesi üzerine vacip olan büyüklerin daha önemli işleri (!) olduğu için çocuklarını kendi kaderleriyle baş başa bırakmışlar.
Bugün ortaokul ve lise seviyesinde ki çocuklarımızın çatır çatır Kur’an-ı Kerim’i okuyabilmesi gerekirken, daha kutsal kitabı eline almamış nesiller türettik.
Ateş bacayı sarmadan silkinip kendimize gelmemiz gerekiyor artık!
Başka yerlerden hele hele eğitim camiasından bu konuda şu an için bir beklentiniz olmasın.
Evlatlarınıza Müslümanca yaşamayı, rabbini, peygamberini, kitabını anlatın. Ahlaklı olmayı öğretin.
Survivor’da ki baldırı çıplakların ne bu dünyada ne ahirette kimseye faydası olmayacak. Dizilerde ki sahte kahramanların kimseye katkısı olmayacak. Dizi karakterlerini Kanuni gibi, Yavuz gibi, Fatih gibi görmenin ne anlamı var, Allah aşkına! O diziyi oynayanlar, alıyor parasını, ezberliyor senaryosunu belki de yıllar boyu oynayacak dizi sayesinde büyük paralar kazanırken, diğer açıdan fikre değil, oyuncuya odaklanan günümüz insanının düştüğü saçmalığın farkında mısınız?
Gerçeğin insanı olun. Hakkın insanı olun. Payitahtları gönüllerde kurun.
Payitahtları çocuklarımızın kalbinde inşa etmemiz lazım. 
İşte böylesine pürüz bir zaman diliminde yaratan rabbimiz önümüze hakkı hâkim kılmamız için buyruklarını aktardığı yüce kitabıyla bize ışık tutuyor. Resulü (sav) ile bize hakkı ve hakikati öğretiyor. 
Yazımın başında da değindiğim gibi maneviyat ölürken maddi kalkınmanın anlamı yok. Şatafatlı köprüler ve havalimanları inşa ederken, öte yandan gönüllerde ki İslami parıltıyı da canlandırmak zorundayız. Sadece maddiyatla ilgili gelişme yeterli olmaz. Maneviyat ta eş düzeyde ilerletilmelidir. Birini ihmal ettiğiniz zaman, ya Avrupa’da olduğu gibi maddi alanda gelişmiş ama maneviyat çizgisinde arpa boyu yol alamamış manevi buhran içerisinde yaşam süren bir nesille muhatap olursunuz ya da manevi alanda Avrupa’ya göre kısmen gelişmiş olan Sudan gibi teknolojik yatırımlardan kopuk bir sistem yaratırsınız.
Unutmayalım. Maddi kalkınma kendi başına huzur getirmediği gibi manevi kalkınmada kendi başına yeterli gelmez.
 
 

Bu yazı toplam 751 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.