1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Mağrurlar! Allah’a Kulluk Edin, Kul Olun
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Mağrurlar! Allah’a Kulluk Edin, Kul Olun

A+A-
Büyük bir otorite tarafından yaratıldık. Bu dünyaya gönderildik. Canımızdan çok sevdiğimiz analarımızı ve babalarımızı bize bahşetti. Eşlerimizi ve çocuklarımızı bizim kaderimize yazdı. Hepimize de belli bir ömür tayin etti. Bize verdiği ömür bahçesi içinde kendisine kulluk etmemizi emretti. Bizler haddimizi aşarak kendimizi bulunduğumuz bölgenin, ülkenin ya da dünyanın hâkimleri yerine koyduk. Ama birde baktık ki herkes kendine tahsis edilen süreyi yaşadıktan sonra çekip gidiyor. Ölmeden bilemeyeceğimiz yeni bir âleme doğuyoruz. Zerresine kadar attığımız her adım kayıt altına alınmış. Bize bahşedilen onca nimete rağmen kendimizi başıboş sanıvermemizin acı ceremesiyle baş başa kalmışız.
İşte dostlar, hayatın özeti budur. Yaşadığımız sürece kendimize dair en küçük bir hükme dahi müdahil olamadığımız halde neyimize güvenip te âlemin krallığına soyunuruz ki?
Bir bakıyorsunuz ki, daha hayatının başında ya da gençliğinin tam demlerinde insanlar beklenmedik bir kaza ile, hastalıkla dünya hayatından çekiliveriyor. Sağ kalanlar sadece o mevtayı defnederek günlük yaşamına devam ediyor. Hastalığın ve sağlığın bile hükmünü hakkımızda yüce yaradan verirken etrafta ki insanların mağrur tavırlarına iğrenerek bakıyorum. İlla ki birini ezmek, aşağılamak, iftira atmak, haset etmek, kin gütmekle hangi hedefinize vasıl olacaksınız ki?

İbn-i Abbas'tan rivayet edildiğine göre, Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Günahından tevbe eden günah işlememiş gibidir. Günahı af olup işlemeye devam eden kimse de Rabbiyle alay eden kimse gibidir. Kim bir Müslümana eziyet ederse de günahının yükü bunun gibidir.”
O halde günahından veya sevabından bile bihaber olduğunuz insanlarla uğraşmak, ayıplarını aramak, bilmeden iftira atmak sizi bir zalimden öte hangi mertebeye taşır?
Dünya meydanında gördüğüm kadarıyla tamamen gaflet ile hareket zihinlerde yer etmiş. Daha fazla oyuncak, daha fazla makam ve mevki ve bunlara giden yolda sınırsız haram işleme özgürlüğü hedefe giden yolda caiz görülmüş. Birilerini günahlarından ötürü kınayanların aslında kendilerinin o günahı işleyen diğer kardeşinden çok daha sıkıntılı durumda olduğunun bilincine bile varamamış.
İşte böyle bir dünyada yaşıyoruz. Herkes ne var ne yoksa kendine yontuyor. Kendi penceresinden bakıyor. Haklı ya da haksız olması da önemli değil. Sonuç olarak hatalı da olsa kendi haklı görülmeli kibrine kapılmış. Dünyasında çok heves ettiği bazı makamlara ulaşmış. Taşıyamamış. Allah onu bir başkasını vesile kılarak o işten uzaklaştırmış. Kendi haline kalmış. Etrafında ki artık yalakalarıyla kendine teselli bulma yolunu edinmiş. Kafasını devekuşu gibi gömdüğü kumdan bir çıkarsa hakikatle yüzleşecek. Ama buna cesareti yok. Çünkü nefsini zamanında öyle azdırdı ki kibrini öyle besledi ki geri adım atmaya giden yani doğruyu tasdike giden yollar kendine ağır geliyor. Kendine destek olan kardeşlerinin çabasını anlamaktan yoksun. Gideceği batıl yolda onları bile harcama cüreti göstermiş. Günü geldiğinde ortalık yerde kalakalmış.

İşte dünya bu behey gafiller güruhu!
Rabbimizin engin gücü karşısında riyakâr gidişatını daha ne zaman düzene sokacaksın?
Beni mi ezdin? Haydi, gözün aydın. Helallik mi istersin? Başka kapıya! Ceremenin karşılığını çekeceksin.
Ey Allah’ım sen ne büyüksün. Bizi yolundan saptırma. Sana bile riyakârlık yapacak kadar ahmaklaşmış olan sefillerden bizi uzak eyle. Onların yanından uzak tut. Gittikleri batıl yolda önlerine set çek. Mağrur yapılarının cezasını hem bu dünyada hem de uhrevi hayatta ver.
Eğer hak yolu bulacaklarsa bu da senin elindedir. Onlara hidayet eyle.
Sen ki bizleri öyle nimetlerle bezemişsin ki, sınırsız verdiklerinden sana binlere şükür olsun. İnsanoğlunun güç yetiremeyeceği türlü sebzeler ve meyvelerden bahşetmişsin. Her yıl takdir ettiğin kadarını tonlarca yollamışsın. Elmaya, üzüme, eriğe, kiraza, nara, limona, domatese, bibere, maydanoza, ıspanağa, marula ve daha nicelerine ayrı ayrı şekiller ayrı ayrı lezzetler vermişsin. Bunları hizmetimize sunmuşsun. Hava nimetiyle nefeslenmemizi sağlamışsın. Su nimetini yaşamımıza kaynak olarak göndermişsin.
Türlü hayvanlar yaratmışsın. Birçoğunu emrimize vermişsin. Kimisi sevimli, kimisi tehlikeli, kimisi evcil, kimisi uçar, kimisi sürünür, kimisi yüzer, kimisi zıplar...
Şu yaşadığımız hayatın her anında ihtiyacımıza karşılık gelen tüm nimetleri sunmuşsun. Tüm yaşamımız boyunca bizi rahat ettirecek nimetlerine boğmuşsun.
Bizler bu nimetlerin karşılığında sana layıki veçhi ile şükretmeyi beceremedik.
Geçtiğimiz Kurban Bayramının yüzü suyu hürmetine sen bizleri afveyle Rabbim.
Bu yazı toplam 154 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum