1. YAZARLAR

  2. Nagihan ÇAPKIN

  3. Mahremiyet Çağının sonuna geldik
Nagihan ÇAPKIN

Nagihan ÇAPKIN

Nagihan ÇAPKIN
Yazarın Tüm Yazıları >

Mahremiyet Çağının sonuna geldik

A+A-

İzleniyoruz…

Ve farkına varmadan yavaş yavaş kontrol ediliyoruz.

Jeremy Bentham’ın panoptikon kavramı, yeni teknolojik araçlarla günümüze uyarlanıyor. Peki nedir bu panoptikon. Bir cezaevi düşünün ve bu cezaevindeki suçluları gözetlemek için bir kule. Bu kule öyle bir yere koyuluyor ki cezaevindeki kişilerin saklanacak hiçbir yeri kalmıyor. Her an her yerde mahkumlar kuleden birileri tarafından izleniyor. Mahkumlar ise kuleyi göremiyor. Yani ne zaman nasıl gözetlendiklerini bilmiyorlar buda kendi kendilerini kısıtlamalarına yol açıyor.

Gelelim panoptikon kavramının günümüzdeki işleniş şekillerine… Güvenlik kameraları, kredi kartları, facebook, internet üzerinden yaptığımız sağlık işlemleri, alışverişler, mailler, insansız hava araçları, watsapp akılınıza gelebilecek her türlü sosyal medya aracı. Bundan da memnunuz çünkü;

Güvenlik kameraları tüm mahremiyetimizi ihlal ederek bizi her an her yerde izliyor. (İşe yaradığı bir çok alan dışında) Sosyal medyadaki işimize yaramayan, sildiğimiz mesajlarımız, fotoğraflarımız videolarımız kayıt altında. Tamamen ortadan yok etme gibi bir şey söz konusu değil.(Kim ne yapsın sıradan vatandaşın bilgilerini!). Ne mi yapsın? Pazarlasın. Kime? Devlete ve şirketlere.. Şirketler bunu ne yapsın? Şirketlerin bu ne yaptığı konusunda internet üzerinden bir ürüne baktığınızda ve ertesi gün farklı bir sitede aynı ürünün karşınıza gelmesi, ne yaptığı konusunda size bir fikir verebilir. Bunun yanında önceden reklamlar için yapılan pazar araştırmalarının günümüzde neden yapılmaması gerekli olan bilgileri nereden karşıladıkları da bir diğer fikir. Peki bu sıradan vatandaşın bilgileriyle devlet ne yapıyor? Aslında günümüzde buna çok farklı yanıtlar bulunabilir. Ama özellikle sağlık alanında kullandığı biliniyor. Devletin sağlık alanına yüksek miktarlarda para harcadığını biliyoruz. Şirketlere göre daha masumane olarak bilgilerimizi saklayan devlet, sağlık giderlerini azaltmak için ve bunun yanı sıra gerek gördüğünde de fişleme yapmak için kullanıyor. Gerek gördüğünde de satıyor. Parmak izi, avuç içi damar izi teknolojisini kullanmaya da başladık. Güvenlik önlemi için geliştirilen bu yöntemler bir diğer bakış açısıyla da kişisel verilerimizi internet ağının bir parçası haline getirerek güvenlik riskimizi daha da arttırıyor aslında.

Evlerimizin içi, sosyal hayatımız, kişisel bilgilerimiz, iş hayatımız, yeteneklerimiz, duygularımız, yaşam tarzımız, alışkanlıklarımız, davranışlarımız şeffaf ve gözler önünde. Üstelik tüm bunlar tüm ayrıntılarıyla birlikte kaydediliyor ve saklanıyor. Bu durum, önümüzdeki yıllarda pozitif ve negatif etkileriyle birlikte artarak devam edecek. Google’ın CEO’su Eric Schmidt verdiği bir demeçte bu konuyu şöyle özetliyor; “Sosyal paylaşım sitelerine koyduğunuz fotoğraflar ve yayımladığınız kişisel bilgilerinizden, ileride çok rahatsızlık ve pişmanlık duyacaksınız. 14 adet fotoğrafınız olduğu sürece sizin kim ve hangi ülkeye mensup olduğunuzu öğrenebilecek teknolojiye sahibiz. Ayrıca; Google ve diğer büyük arama motorlarında geriye dönük dijital geçmişler hiçbir zaman silinmiyor.”

Trend Micro Kıdemli Güvenlik Danışmanı Rik Ferguson ise , “Herhangi bir bilgiyi online ortama yerleştirdiğinizde, bu bilginin mülkiyetini ve kontrolünü anında kaybedersiniz. Söz konusu bilgiyi herhangi bir kimse indirebilir, saklayabilir ve dağıtabilir; bilgi, artık elinizden çıkmıştır” diyor.

Son olarak şu soruyla konuya biraz daha açıklık getirebiliriz. Sosyal paylaşım ağlarına katılmak ücretsizdir. Facebook, Twitter, wahatsapp gibi ara yüzlere kayıt yaparken bizden ücret talep edilmez. Bizden istedikleri tek şey bilgilerimizi girerek onay kutucuğunu onaylamaktır. Çoğunun okumadığı onaylıyorum metnine bir göz atıldığında sizden neleri aldıklarını görürsünüz. Facebook Kurucusu Mark Zuckerberg ‘in mirası 56,2 milyarmış. Peki bu kadar parayı vatandaştan talep etmeden nasıl kazanıyor?

Bu yazı toplam 600 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.