1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Makam Ve Mevki Etkisi - I
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Makam Ve Mevki Etkisi - I

A+A-
Makam ve mevki düşkünü insanların zirve yaptığı bir zamanda yaşıyoruz. Gücü yetenin doğru yada yanlış hükmünün geçtiği bu devirde elbette bitecek. Özellikle idari makamlara ulaşmış olanların tevazuda daha hassas olması gerekirken kalplerini kuşatan büyüklenme hastalığının farkında olmadıkları da bilinen bir gerçektir. Yaşça benden çok büyük oldukları halde nefislerini gıdıklayan makamlara ulaşmış zevata nasihat verecek kadar haddimi aşmaya niyetim yok. Ama genel açıdan bakıldığında doğru ile yanlışın ayırt edilebildiği fikir ve düşünceyi bizlere bahşeden rabbime de şükrediyorum.
Konuyu, yerel basın olmamız hasebiyle Konya’yı baz alarak yapacağım ama açılımı tüm ülkeyi hatta tüm dünyayı kapsayacak kadar geniş bir alana hitap etmektedir. Makam ve mevkilerin bazı insanlar için imtihan vesilesi olduğunu hepimiz biliriz.
Ama yaşam sürelerimizin rabbimiz tarafından tayin edildiği ve er ya da geç günü geldiğinde emaneti sahibine teslim edeceğimiz açık ve net ortada iken kendini bu dünyanın vesvesesine kaptıran idarecilerin günü geldiğinde “Eyvahlar olsun! Çok yazık etmişim.” diyerek nedamet duymalarını istemeyecek kadar da hümanist bir düşünceye sahibim. Bu yazımı kaleme alırken, kesinlikle herhangi yaşadığım bir gelişmeye atfen hareket etmediğimi açıkça buradan ifade edeyim.
Türkiye’miz ciddi anlamda zenginleşti. İnsanlarımızın alım gücü yükseldi. Maddesel anlamda gösteriş ve kibir ön plana çıktı. Bu ilerleyiş sadece maddi anlamla sınırlı kalmadığı gibi makam ve mevki anlamında da insanın gözünü karartacak bir mesabeye ulaştı. İnsanları idare edenlerin ya da bunu talep edenlerin her şeyden önce ulaştıkları makama has yüzleri ala gözleri sebebiyle değil, kendini yaratanın takdiri vesilesi ile elde ettiğini bilmelerinde yarar var.
Konya’mızda özellikle de belediye başkanlarımızdan bir kısmının seçimlerden önce ya da seçimler sonrasında bir anda değişime uğradıklarını ve halktan uzaklaştıklarını gözlemliyorum. Bu yaptıklarıyla aslında kendi kalelerine gol attıklarını ve günü geldiğinde de burunlarının sürtülme riskinin yüksek olduğunu dikkatlerine bir sunalım. Gün gelir o makam ellerinden gider ve köşe bucak kaçtıkları halkın içine karışmak durumunda kalırlar. İnsanların imtina ettiği değil, iltifat ve takdir ettiği kişiler olmak o gün karşılaşabilecekleri en güzel hasattır. Bu hasadın devamında da kendilerini içsel mutluluğa sevk eden bir huzur yaşamaları ortaya çıkacaktır.
Kişiliklerini makam ve mevkii üzerine bina edenler, takdim edilen makamlar ellerinden alındığı zaman maalesef kişiliklerini de kaybetmektedirler. Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun zikrettiği güzel bir ifade vardır. Önder olan, kurum ya da ülke olmak için üç hasletin olması gerektiğine dikkat çeker. Onlar; özgüven, zihinsel anlamda zengin ve dopdolu bir arka plan, sosyal iletişim.
Özgüven insanın yaratılışına dayanan en önemli vasıfların başında yer alır. Artık bunu dilediğiniz gibi geçiştirmek ve zenginleştirmek sizin elinizdedir. Yani, diğer sayılan hasletlerin hepsi özgüven olmadığı sürece sıfır hükmündedir. Ama siz çok güzel bir birikimleri yan yana sıfır olarak sıralarsanız dahi özgüveni elde etmekle en başa bir eklerseniz onlar, yüzler, binler, on binler, yüz binler hatta milyonlar ifade eder. İşte bu bakımdan özgüven üzerinde ısrarla duruyorum. Aksi takdirde şan şöhret, tecrübe, iletişim, donanım olsa da özgüven olmadığı sürece bunların hepsi yan yana sıralanmış ve sadece sıfır olan bir görünüm arz ederken, buna özgüveni ekleyip başa biri koyduğunuzda bir değer ihtiva etmeye başlamışsınızdır. Bir insanda özgüven yoksa diğer vasıflar onu değerli yapmaz.

Dünya hayatı gelip geçici bir ekim alanıdır. Kimsenin boş tarlayı sulamakla elde edebileceği bir artı yoktur. Ama siz tarlaya tohumu eker, gübresini atar ve suyunu da hakkıyla verirseniz, semeresini alırsınız. İşte bu dünyada da yaptığınız tüm hareketlerin, çalışmaların semeresinin alınacağı makamın ahiret hayatı olduğu bilinciyle adımlarınızı atmalı ve kayıp giden yaşamınızı üç kuruşluk gelip geçici dünya menfaatleri, kibir ve gurura feda etmemelisiniz. Malumu aliniz, Makam ve mevkiiler sürekli el değiştiriyor. Gidenler gelenler. Baş döndürücü bir trafik yaşanıyor. Bir zamanlar Konya Belediyesinde başkanlık makamında Ahmet Hilmi Nalçacı, Mehmet Keçeciler, Ahmet Öksüz, Halil Ürün, Mustafa Özkafa ve diğerleri vardı. Bugün bu makamda Tahir Akyürek var. Yarın bir başkası olacak. Sayın Nalçacı, şu anda bu dünyada bile değil. Allah rahmet eylesin. Diğerlerine rabbim uzun ve hayırlı ömürler versin. Ama er ya da geç onlarda bu dünyada olmayacaklar. Harman ve hasat tarlasına gidecekler.
Kısaca, ekim alanınıza, kendinizi insanlara faydalı işlerle ve onlarla dostluk kurmakla değer katın. Bu değerin daha da renkli olması için görev başındayken buna ihtimam gösterin. Göreviniz süresi dolduktan sonra sokulmanızın hiçbir anlam ve değeri yoktur.
İşte meydan!..
Bu yazı toplam 65 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.