1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Manevî diktatörler sorgulanamıyor
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Manevî diktatörler sorgulanamıyor

A+A-
TYB Konya Şubesi’nde geçen hafta mütefekkir yazarımız Atasoy Müftüoğlu’nun konuşmasından satır aralarına devam ediyoruz:
“11 Eylül’den sonra bizi İslâm’ın siyaset içermediğine ikna ettiler. Bunu yapanlar Neo-Komlar’dı. Kendileri siyaset yaparken, bizi İslâm’ın siyaset içermediğine ikna ettiler ve geldiğimiz nokta şudur:
‘Din işi, gönül işi…’
Din, artık hayatın tamamen dışında; tarihin ve siyasetin de dışında…
İslâm, artık meşruiyet kaynağı değil.
Kur’ân artık referans kaynağı değil…
Bundan daha vahim bir durum olabilir mi?
Kur’ân referans kaynağı değil; ama mesela Mevlâna ve Mesnevîsi referans kaynağı…
İslâm, Mevlevîliğe göre tanımlanıyor. ya da Risale-i Nur’a göre tanımlanıyor…
Daha çok Hintli filozofların gündeme getirdikleri ‘Hoşgörü’ diye bir dil icat ettiler.
Postmodernistler’in ürettiği dil de ‘her şey mubah’ dilidir. Devlet de bu dili alkışlıyor. Üstelik de gözyaşları dökerek alkışlıyor. Yeni bir milliyetçiliği selamlıyorlar. Müslümanlar, milliyetçi olduklarını fark ediyorlar. Gizli bir milliyetçiliği temsil ediyorlardı; fakat itiraf etmiyorlardı. Anlıyoruz ki Müslümanların itiraf etmedikleri milliyetçi bir damar var ve milliyetçi dindarlıklar ya da dindar milliyetçilikler gündeme gelmeye başladı. Bireysel dindarlıklar, aile dindarlıkları, kabile dindarlıkları, yerel dindarlıklar meşrulaşıyor. Küresel bir çağda yerellikler meşrulaşıyor.
Yazarlar Birliği bir öncelik belirlemeli ve özellikle genç yazarlar eğer bir yerden işe başlayacaklarsa; bilinç inşa etmekle, bilinç işçisi olmakla işe başlamalıdırlar, diye düşünüyorum.
Cami, okul inşa ederek değil, bilinç inşa ederek ancak bir gelecek ufku açabiliriz. Camiler sadece kalabalıklara hitap edebilir. Çünkü camiler bilgi üretmiyor, bilinç üretmiyor, eleştirel bir duruş üretmiyor, muhalefet üretmiyor...
Camiler statükonun emrinde, resmî din statükonun emrinde. Camilerden asla ve kat’a bir aykırı ses sadır olmuyor. Okullardan da öyle. Okullar zaten toplumu bir hizaya getirmek, itaatkâr modern köleler oluşturmak için vardır. Okullarda, düşünen özne’nin nasıl ideolojik nesne haline getirildiğine hepimiz şahit oluyoruz. Birisi söylüyor, hepimiz onu yapıyoruz. O birisine rağmen konuşmuyoruz.
Yazarlar Birliği’ndeki yazarlar, o birisine rağmen konuşmalılar.
Bir garip durum daha var ki; siyasî diktatörlerden rahatsızız; ama manevî diktatörlerden hiç rahatsız değiliz. Zaten manevî diktatörlerin hiçbirisini biz seçmiyoruz. Adı üzerinde ‘diktatör’ zaten… İslâmî cemaatlerin manevî diktatörleri tepeden iniyor ve tepeden inen her diktatör kayıtsız şartsız itaat istiyor. Biz de kayıtsız şartsız itaat ediyoruz. Bunlar nerden geldiler, niçin geldiler? Diye İslâm dünyasında hiçbir cemaat asla ve kat’a liderlerini sorgulamamışlardır.
Böyle bir şey olabilir mi?
Bu adam kim, nereden geldi, nerede yetişti/yetiştirildi?
Kim seçti, niçin seçti, ne yapmak istiyor? diye bir sorgulama yok.
Siyasal diktatörleri seçimle devirebiliyoruz; ama manevî diktatörleri tebcil ve takdîs ediyoruz. Onları kutsuyoruz.
Onların dokunulmazlıkları var. Onlar kutsal kişiler, efsanevî kişiler…
Bütün efsanevî kişiler hepimizi aldatıyor. Bunu bilerek yapmıyorlar. Bunlar hain ve zâlim kişiler değil. Geleneği tevarüs ettikleri, statükonun içinden konuştukları için böyleler. Hiç kimse statükoya meydan okumuyor. Biz ise son iki yüz, hatta üç yüz yıldan beri her gün, her an bir meydan okumayla karşı karşıyayız. Seküler kültür, Neo-Liberal kültür, materyalist kültür, hümanist kültür bize her gün meydan okuyor. Her gün bizi aşağılıyor, bizi insan altı olarak görüyor, bizi uygarlık misyonuna muhatap olması gereken bir topluluk olarak düşünüyor. Bizi elinden tutulması ve eğitilmesi gereken çocuklar gibi düşünüyor. Yani bunlar gayri medenî, biz bunların ellerinden tutalım ve bunlara medeniyeti öğretelim, diyorlar...”
Bir sonraki yazımızda Atasoy Müftüoğlu’nun satır aralarına devam edeceğiz.


Bu yazı toplam 287 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum