1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Manevi Uyanış Vakti Geldi
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Manevi Uyanış Vakti Geldi

A+A-
Her zaman benzer şeyler yazmaktan bıkkınlık gelse de gerçeklerden kaçılamayacağını bildiğim için bu konuda ısrarımı mümkün mertebe sürdüreceğim. Manevi sarsıntı, ahlaki evrim elbette ki sadece ülkemizle alakalı bir gelişme değil. Tüm dünyayı sarıp kuşatan bu acı gerçekten sıyrılmak öyle pek kolay olacağa benzemiyor. Son yıllarda ülkemizin maddi açıdan yani ekonomik yatırımların çoğalması açısından cumhuriyet tarihinin en parlak dönemlerini yaşamıştır. Statükocu zihniyeti temsil edenlerin hüküm sürdüğü dönem epey gerilerde kaldı. Daha kötüsü cumhuriyeti temsil ettiğini her fırsatta diline dolayan bu statükocuların ülkemizin yatırım ağlarıyla örülmesi noktasında gösterdiği basiretsizlik süreci Turgut Özal dönemine kadar devam etmiştir. Özal’ın getirdiği imkansız görülen yatırımların olgunlaşması süreci, arada ki dönemde ülkemizi kaostan kaosa sürükleyen koalisyon hükümetlerinin cedelleşmesine ve askeri vesayetin kendini her fırsatta hissettirdiği karanlık bir sekte döneminin ardından yine tek başına iktidar seçilen AK Parti’nin yıldızının parladığı 2002 yılından itibaren yükselişine devam etmiştir.
Bu dönemi müteakiben ülkemizin hayal bile etmekte zorlandığı dev yatırımlarla yüklü bir dönem yaşanırken maalesef manevi alanda ki yükseliş sürecini paralel yürütmede başarısız kalındığını bugünkü insani ilişkilerin ulaştığı materyalist zihniyet cenahından anlamak zor değildir. Son on yıllık dönemin içinden çıkamadığı açmaz işte budur. Bunu düşünce ufku geniş feraset sahibi tüm insanlarımızın anlaması kolayca mümkündür. Maddi imkanlara hitap eden lüks yaşam tarzı tüm milletimizin zihnine kazınırken, maddiyat odaklı bir din anlayışı ve uhrevi hayatın ötelenmesi ve üzerinde ki hassasiyetimizin alabora olduğu bir zihni keşmekeş içerisinde bocalamaktayız. Dünyevi ihtirasların daha da artmasıyla uhrevi endişelerin yerini cehennemi hayata götüren bir yapıya büründüğümüzü hiç kimse inkar edemiyor. Daha da kötüsü ise şudur: Dünya malının üzerinde bu kadar odaklanan ve belki de 5 vakit namazını kaçırmayan Müslüman kardeşlerimizin dünyaya bağlılık düzeyi ahiret hayatıyla kıyaslandığında çok fazla bir alanı işgal etmektedir. Yani dünyaya meylin oldukça yüksek olduğu bu dönemde ki en büyük buhran Allah korkusunun kalplerde ki yerini terk ederek dillerde ki yerini almasından kaynaklanmaktadır. Mevcut yaşamımızla Allah’ın huzuruna ak bir yüzle çıkamayacağımızı bildiğimiz halde girdiğimiz bu cenderenin arasından nasıl sıyrılıp düzlüğe çıkacağımız konusunda hiç kimse elini taşın altına koyma gibi bir cesareti gösterememektedir. İşte burada ki en büyük sorun, bilerek kendimizi feda ettiğimiz gerçeğidir. Sadece kendimiz değil, kendimizle birlikte ailemizi de, akrabalarımızı da, öğrencilerimizi de, halkımızı da bu büyük tehlikenin içerisine adım adım taşımaktayız.
Bildiğiniz gibi son yıllarda açılan İmam Hatip Okulları sebebiyle yüksek bir memnuniyet duymaktayız. Fakat bu memnuniyetimizi daha da katlayacak olan manevi seferberlik yolunda adımlar atılması gerektiğine dair inancımı yineliyorum. Maddenin yerini mananın aldığı huzur iklimine giden süreçte yapılması gerekenler var. Bunun içinde sadece İmam Hatip Okullarımızda değil, diğer tüm ilk, orta ve liselerde ki gençlerimizin geleceğini aydınlatacak bir manevi uyanış üzerimize farz olmuştur. İlim ve iman ehli nesillerin sadece İmam Hatiplerden yetişeceği gibi bir algı yaratma sonucunda diğer okullarımızda okuyan gençlerimize biraz haksızlık yapmış oluyoruz. Kur’an-ı Kerim, Hadis, Fıkıh, Tefsir, Akaid ve Kelam, siretünnebi gibi derslerin her yerde, her zeminde ve her fırsatta okutulması ve zihinlere kazınması gerekir. Cennet kimsenin tekeli altında olmadığı gibi, kimse de bir diğerini ateş ehli ilan etme tekeline sahip değildir.
Son yıllarda yaşanan ahlaki ve sosyal sapmaların artmasında ki ana etken dini hassasiyetlerimizi yitirmemizden ileri gelmektedir. Üzülerek ifade etmek gerekirse zamanla bu olgu tamamen yitirilecek ve yaşamanın anlamı kalmayacaktır. Oluşan manevi boşluk yüzünden ise, bugünden başlayan gergin yapımız içinden çıkılamaz bir hal alacaktır. Nitekim her zaman hatırlattığımız manevi çöküş sonucunda da Allah korkusunu unutan kalplerden şer adına her şey beklenir hale gelecektir.
İnsanımızın geçmişe duyduğu özlemin temelinde kaybolan değerlerimiz yatmaktadır. Her ne hikmetse bu süreç, ülkemizin muhafazakar olduğuna inanılan bir iktidar döneminde daha da hız kazanmış ve şirazeden çıkmıştır. Maddi birikimin tek başına anlam ifade etmeyeceğini insanımız geçte olsa anlamıştır. İşte bu enkaz vaziyetten sıyrılmanın bir yolunu bulmak zorundayız. Ama hükümetin çabalarına baktığımız zaman bu alanda da istenen adımın bir türlü atılamadığını ve günlerin daha da kötüleşerek su gibi akıp gittiğini görmekteyiz.
Allah sonumuzu hayır eylesin.

Bu yazı toplam 118 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.