1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Mankurt denilince!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Mankurt denilince!

A+A-
Daha önce “MANKURTLAŞMAYI YAZDIM” Şimdi tekrar yazmak ihtiyacını hissettim. Okuyucularımızın duyarlılığı beni buna mecbur etti. Yazımın başlığını da “ Mankurt denilince!” olarak koydum.
Cengiz AYTMATOV’UN “ GÜN OLUR ASRA BEDEL” adlı romanında okumuştum. Bu arada bu romanı okumanızı tavsiye ederim.
Cengiz AYTMATOV /GÜN OLUR ASRA BEDEL/Romanında Mankurt olmak ve mankurt olmaktan kurtulalım. Diğer bir tabirle mankurt olanları kurtaralım diyor ve bunu bir efsaneyle anlatıyor
Bu efsane Ana-Beyit Mezarlığının efsanesi. Juan-juanlarının bozkırı işgal ettikleri çağlara dayanan bir hikâyesi vardır. Sarı-Özeki işgal eden Juan-Juanlar tutsaklara korkunç işkenceler yaparlarmış. Bazen da onları komşu ülkelere köle olarak satarlarmış. Satılanlar şanslı sayılırmış, çünkü bunlar bazen bir fırsatını bulup kaçar, ülkelerine dönerek Juan-Juanlar’ın yaptığı işkenceleri anlatırlarmış.
Ama asıl işkenceyi, genç ve güçlü oldukları için satmadıkları esirlere yaparlarmış. İnsanın hafızasını yitirmesine, deli olmasına yol açan bir işkence usulleri varmış.
Önce esirin başını kazır, saçları tek tek kökünden çıkarırlarmış. Bunu yaparken usta bir kasap oracıkta bir deveyi yatırıp keser, derisini yüzermiş. Derinin en kalın kısmı boyun kısmı imiş ve oradan başlarmış yüzmeye. Sonra bu deriyi parçalara ayırır, taze taze, esirin kan içinde olan kazınmış başına sımsıkı sararlarmış.
Böylece sarılan deri, yüzücülerin kullandığı kauçuk başlığa benzermiş. Buna deri geçirme işkencesi derlermiş. Böyle bir işkenceye maruz kalan tutsak ya acılar içinde kıvranarak ya ölür, ya da hafızasını tamamen yitiren, ölünceye kadar geçmişini hatırlamayan bir mankurt, yani geçmişini bilmeyen köle olurmuş.
Bir devenin boynundan beş-altı kişinin başını saracak deri çıkıyormuş. Bundan sonra, deri geçirilen tutsağın boynuna, başını yere sürtmesin diye, bir kütük ya da tahta kalıp bağlar, yürek parçalayan çığlıkları duyulmasın diye uzak yere götürürler, elleri ayakları bağlı, aç, susuz, yakan güneşin altında öylece birkaç gün bırakırlarmış. Bu tutsaklar mankurt olmadan yakınları bir baskın düzenleyip onları kurtarmasın diye, yanlarına gözcüler koyarlarmış. Açık bozkırda her taraf kolayca görüldüğü için gizlice gelip baskın yapmak kolay olmazmış.
Juan-Juanların bir tutsağı mankurt yaptıkları duyulur, öğrenilirse, artık onu en yakınları bile gerek zorla, gerek fidye vererek kurtarmak istemezlermiş. Çünkü bir mankurt eski vücuduna saman doldurulmuş bir korkuluktan, bir mankenden farksız olurmuş onlar için.
Geçmişini unutan tutsak, artık mankurttur. Anasını, babasını, çocuklarını bile tanımaz. Yeni efendisinin emriyle ve ona yaranmak için öz anasını babasını öldürmekten çekinmez.
Evet, bu roman da tarifle okuyucularımın korkularını biraz açtım. Öyle ya insan akılla yükselir ve bilgi ile ilerler; bu ikisi sayesinde itibar bulur. Peki, bir Milletin aklı, hafızası sayılacak eserlerini ve o Milleti ayakta tutan maddî ve manevi değerlerini yok ederseniz o zaman MANKURT’laşmaz mıyız?
Asırlarca İslâmın bayraktarlığını yapmış olan Takva Türk Millletini ve Türk Devletini Cenabı Allah’ın koruyacağına inancım sonsuzdur.
 
Bu yazı toplam 102 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.