1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. MASADA BARIŞ
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

MASADA BARIŞ

A+A-

Bazı savaş ve çekişler vardır, cephede kazanırsın, ancak çoğu zamanda kazanan ve kaybeden bir masa etrafında toplanır ve bakarsınız cephede kazandığınızı masa başında kaybedersiniz.
Bunların örneklerini ise Türk tarihinde son dönemlerde yaşayan bir milletiz.
Ancak bir çok savaş sonrasında ise sahada barış yoksa, cephede de olmaz.  
Bu durum Türkiye’nin kanayan yaralarından birisidir. Mesela 1974 te yapılan Kıbrıs Barış harekâtına rağmen yeterli bir çözüm olmadı.  Bugün KKTC Cumhurbaşkanı olan zat  Barış Pınarı harekatı için  Türkiye’nin yanında olmasına karşın, ağzından salyalar akıtmaktadır.
1. Dünya Savaşını Türk Ordusu kaybetmemesine rağmen, müttefikleri yenilgisinin faturasını Türkiye ödedi.E-posta
Misak-ı Milli sınırlarımızı hatırlayalım:
Mustafa Kemal Paşa, ilk defa 1 Mayıs 1920'deki Meclis konuşmasında ve son defa 30 Ocak 1923 tarihli açıklamasında olmak üzere, çeşitli beyanlarında Musul vilayetini dahil ederek Misak-ı Milli sınırlarını şöyle tanımlar:
"Bu hudut İskenderun körfezinin güneyinden, Antakya'dan, Halep ile Katma istasyonu arasında Carablus köprüsünün güneyinde Fırat nehrine ulaşır. Oradan Deyrizor'a iner, oradan doğuya uzatılarak Musul, Kerkük ve Süleymaniye'yi içine alır." "bu hudut ordumuz tarafından silahla müdafaa olunduğu gibi aynı zamanda Türk ve Kürt unsurlarıyla meskun vatan parçasıdır."
Bir hatırlatma daha: 
Türkiye, "Irak'ın toprak bütünlüğü" sağlanması şartı ile Misak-ı Milli sınırlarından 1926'da vazgeçer...
Türkiye, Rusya ve İran’ın 16 Eylül’de Ankara’da yapılan üçlü zirvede isimler üzerinde uzlaşma sağlamasının ardından Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, 150 kişilik Suriye Anayasa Komisyonu’nun 29 ya da 30 Ekim’de toplanacağını duyurdu. Pedersen, Rus basınına verdiği demeçte, toplantıya Astana sürecinin garantör ülkeleri Türkiye, Rusya ve İran’ın yanı sıra ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün’ün oluşturduğu “Küçük grup” olarak adlandırılan ülkelerin ve Çin’in davet edileceğini açıkladı.
Türkiye Ortadoğu’nun, Dünya’nın izlediği, tavşana kaç, tazıya tut mantığı geçerli durumda. Özellikle ABD, İngiltere başta olmak üzere Avrupa ülkeleri sadece seyretmekle kalmıyor. ABD çok ciddi terör örgütlerine destek sağlamaktadır. Suriye Türkiye’nin ve komşu ülkelerin  sıkıntılı görüntüsüdür. Kan akıyor, canlar gidiyor. Sureyi sınırındaki oluşumlar bizi bugün ve yarın her zaman sıkıntıya düşürecek bir konudur.
Suriye’de siyasi çözüm için Türkiye’nin tutumunun önemli olduğu bir gerçektir.
Dış politika yazarım değilim ama Türkiye, bölge dışı devletlerin etkisini azaltmak için İran ve Rusya ile işbirliği süreci başlattı, bu olumluydu. Bu adımın tamamlanması için mutlaka Şam’la da doğrudan ilişki kurulması gerekiyor gibi görünmektedir.  Türkiye’nin, Suriye’de YPG’yi etkisizleştirmek için Şam’la doğrudan ilişki kurması gerektiğini düşünenlerdenim.
Yine belirtmek isterik ki, bir yandan Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunacaksınız, diğer yandan kuzeydoğu Suriye’de arsa hesabı yapıp ABD ile sözde güvenli bölge çabasına girişeceksiniz; bunlar tutarlı değil. Ayrıca ABD’ ve Rusya’nın da bu konuda samimi olmadığını yaptığı icraatlarla görmekteyiz. Türkiye, ABD ve PYD’yi, Suriye’de etkisizleştirmek istiyorsa Şam’la doğrudan ilişki kurması gerekir. Yoksa bazılarının istediği gibi terör örgütü ile masaya oturulmaz.Hiç unutulmamalı ki Afrin de, Cerablus da, İdlib de, Fırat’ın doğusu da Suriye toprağıdır. Suriye’nin bütünlüğü ancak ve ancak Suriye halkını temsil eden meşru yönetimle birlikte sağlanır.
Onun için cephede savaş bitirilmesi için, Masada barışı oluşturmak gerekir ki, bu da tüm bölge ülkelerinin ve özellikle de Türkiye’nin lehine olur. Yoksa bu yara hiçbir zaman kapanmaz ve kan akımı devam eder gibi gelmektedir. Umarım ki,  Türk Ordusunun Barış pınarı  buradaki hainlerinin kökünü kazır ve bunların kökü kazınıncaya kadar devam ettirilmeli ve kimsenin sözüne bakılmamalıdır. Çünkü  daha öncede söylendiği gibi, Türkiye kendi göbeğini kendisi kesecek güce sahiptir.  
Kimse timsah göz yaşı dökmesin.
Kimse barış havarisi olmaya kalkmasın.
Türkiye’nin kimsenin toprağında gözü yoktur ama, kimsede Türk topraklarına göz dikemez. Göz dikenlerin gözü oyulur.
Türk Halkının amacı ise  Atatürk’ün dediği gibi “Yurtta sulh- cihanda sulh”tur.

Bu yazı toplam 256 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.