1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Mavi boncuk!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Mavi boncuk!

A+A-
Geçenlerde TBMM’de Milletvekilinin biri sarı sarftan ayna çıkarıp karşı taraftaki vekile tuttu;
--- Bakın başkasını değil, kendinizi göreceksiniz. Gibi ifade de bulundu.
Aynalar yalan söylemez, değil mi?
Arada bir olsa aynalara bakmalıyız.
Bakmalıyız ancak, deve aynalarına değil ha!
Sahi kendimizi tanıyor muyuz?
Başka deyişle ne halde olduğumuzu biliyor muyuz?
Hangi halde olduğumuzu bilsek bütün meseleleri hallederiz.
Halimizi yani durumumuzu bilerek hareket etsek sorunları başlamadan çözüm yolunu bulmuş oluruz.
Halimizi bilmediğimiz ve halimize göre davranmadığımız için başımıza türlü türlü belalar açarız.
Ayağını yorganına göre uzatmaktır işin aslı değil mi?
Ancak, biz olduğumuzdan farklı görünmek hastalık haline gelmiştir.
Beş yıldızlı otelde çalışan garsona sormuşlar;
--- En fazla bahşişi kimlerden alırsın? Cevabı enteresandır;
--- En fazla bahşişi fakir olanlardan alırım.
--- O nasıl oluyor?
--- Fakir olan müşteri fakir olduğunu belli etmemek için elinde olan parayı bana bahşiş olarak verir. Zengin olan müşteri paraya kıyamaz, parayı çok sever ve az bahşiş verir. Ya da hiç vermez. O da zengin olduğunu mu saklamaktadır. Ne dersiniz?
Bütünü ile olduğundan farklı görünmek hastalıktır.
Bizden önce yaşayan atalarımız;
“İngiliz kaşığı ile Fransız… Neyi yemek.” Diye kısaca özetlemişler.
Gazeteci Banu Avar’a Kazakistan Devlet Başkanının sorusu ise;
--- Ne zaman bizleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı ve Türk olarak ziyaret edeceksiniz? Diye sorması çok manidardır.
Mustafa Kemal Atatürk İstiklal Savaşı sırasında Fransa Dışişleri heyetine verilecek yemek için telaş eden gümüş çatal kaşık arayan Dışişleri Bakanı Bekir Sami’ye;
--- Biz gündelik olarak ne ile yiyip içiyorsak gelen Fransa Heyetine de aynı kap-kacak, çatal-kaşıkla ikram edelim. Ki, ne şartlarda mücadele ettiğimizi görsünler. Kararlılığımızı anlasınlar. Şekline cevap vermiş.
Farklı görünmek ve kendinin durumunun farkında olmamak israfı getirir. Olmayanı harcayarak ta iflasa gideriz. Öyle değil mi?
Daha bu köşeden anne oğul fıkrasını yazmıştım.
Sabah anne, oğlunun odasına girdi ve onu uyandırdı.
--- Haydi, oğlum, uyan artık. Okula geç kalacaksın... Oğlu, yarı açık gözlerle annesine baktı ve uykulu bir sesle
--- Fakat anne, bugün okula gitmek istemiyorum. Dedi.
Anne, oğlunun isteğine karşı çıktı:
--- Okula neden gitmek istemiyormuşsun bakayım? Dedi. İki ciddi neden söyle bana... Oğlu bir yandan esnerken, bir yandan da annesini yanıtladı:
--- Okuldaki tüm öğretmenler benden nefret ediyorlar, biiir... Tüm öğrenciler de nefret ediyorlar, ikiii... Bu iki ciddi nedenim yeter mi, anne?" Annesi oğlunun nedenlerini geçerli bulmadı;
--- Bunlar okula gitmemen için neden olamaz" dedi. Şimdi hemen kalk ve çabuk hazırlan... Bu kez oğlu iki ciddi neden göstermesini istedi annesinden:
--- Sen de bana, okula kesinlikle gitmemi gerektirecek iki ciddi neden gösterebilir misin, anne?" dedi. Sabrı tükenme noktasına gelen anne, oğlunun üstündeki yorganı hızla çekti ve oğlunun istediği iki ciddi nedeni ondan sonra açıkladı:
--- Birinci ciddi neden, 52 yaşında koskoca bir adamsın... Dedi şöyle devam etti: İkinci ciddi neden ise, sen okulun müdürüsün, oğlum...
Biz hala nerde yaşadığımızı kim olduğumuzu bilmiyor muyuz?
Biliyorsak bu olduğundan farklı görünmek hastalığından bir kurtulsak çok iyi olur.
Hele bugünlerde ne yapıyoruz?
Herkese mavi boncuk dağıtıyoruz.
Mavi boncuk kimde ise benim gönlüm ondadır. Kabilinden mavi boncuğu alan seviniyor. Ne bilsin amca herkese mavi boncuk dağıttığımızı değil mi?
Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol!
 
Bu yazı toplam 74 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.