1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. “ MAZLUM KADINLARIN DUASINA DUA KARIŞTIRMAK”
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

“ MAZLUM KADINLARIN DUASINA DUA KARIŞTIRMAK”

A+A-

Suriye’deki kardeşlerimiz özellikle bayan kardeşlerimiz zulüm altında inleyerek göz yaşı dökmektedirler. Bu kardeşlerimiz için vicdanımızın ötesinde neler yapabilirizi bir köşeye yazıp, okuyup yeniden okuyup düşünmemiz lazım. Oysa Şam ülkesi bizim için imani, insani, ahlaki, tarihi, vijdani yönleriyle yüreklerimizde yer etmiştir. Burasının Arz-ı Mevud coğrafyasında yer alması da ayrı bir önem taşımaktadır. Bunun için bugün ülkemizde Suriye’lilerin ne işi var? diyenler bir kez daha düşünürlerse çok iyi ederler. Bunlar Müslüman kardeşliğinin arasına yeni sınırlar çizmemelidir. Bugün gerek yasal, gerek ekonomik ve felsefi uygulamalara bakınca gençlerimizin evlenmekten yana tavır koymadıklarını görüyoruz. Bu akım birazda Avrupa ülkelerini taklit etmekten kaynaklanan bir hadisedir. Bu türden bir davranış Alman gençlerine olan özentiyi göstermektedir. Evlilerde artık ufak tefek bir sebep bulup boşanmadan yana bir tavır koyuyorlar. Evli çiftlerde ise mutluluk denen şey, seviye olarak çok düşürülüp ayaklar altına alındı. Bunun en önemli nedenlerinden biride tabi ki medya ve oluşturduğu algı operasyonu ve dizilerin beyinlere bırakmış olduğu olumsuz sublimal mesajlar. Kısacası aile hayatımız artık kan kaybediyor. Bu vahim bir sonuç ortaya koyabilir ileri ki yıllarda. Oysa Efendimiz(s.a.v); eşlerine karşı, çok müşfik, nazik, kibar ve ev iş erinde yardımcı olan bir devlet başkanı idi. Biricik kızını her daim oturduğu minderine oturturdu. Eşlerinin ayakkabılarını tamir ederdi. Misafirleri geldiği zaman eşlerine yardımcı olurdu. Hz. Ebubekir(r.a.) Halifeliği sırasında dahi iki yetim kızın develerini bizzat kendisi sağardı. Hz. Ömer(r.a)’in halifeliği döneminde mescitte kılıcını havaya kaldırarak hakkını arayanda yine bir kadındı.Kadınların tüm dünya da köle olarak görüldüğü bir zaman diliminde “ Cennet annelerin ayakları altındadır” diyen dinin adı da yine İslamdı. Savaşlarda, askerlerin yemeklerini hazırlayan, sağlık hizmetleri sunan ve Medine Münevverler devletinde eğitim faaliyetlerinde ön plana çıkan yine kadınlardı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Bununda tabi ki bir hikayesi var. 8 Mart 1857 yılında ABD’de New York’ta bulunan bir dokuma fabrikasında çalışan, batının köleleştirdiği, kadın işçiler ağır çalışma şartları ve karşılığında da düşük ücretler kazanmaları sebebi ile, işçi kadınların greve gitmelerine neden olmuştu. “Daha iyi şartlarda çalışmak, çalışma şartlarının ve saatlerinin yeniden düzenlenmesi, eşit işe eşit ücret” talepleri vardı. Bu isteklere bizlerde yüzde yüz katılmaktayız. Buna bizim ekleyebileceğimiz bir başka iddia ise, 8 mart 1857’de grev yapmak isteyen kadınların zor kullanılarak engellenmesi için kadın işçilerin fabrikaya hapsedilmesidir. Sendikacılar 25 mart 1911 tarihinde Asch binasında üretim yapan Triangle gömlek fabrikasındaki yangından da bahis ederler. Bu yangında 129’u kadın ölmüştür. Hemde yanarak. Bunların 48’i sendika üyesi idi. Netice olarak kadınlar günü 1910 yılında 2. Enternasyonaller, Danimarka’nın Kopenhnag şehrinde toplandılar. Alman Sosyal Demokrat parti liderlerinden biri olan Clara Zetkin; 8 Mart’ın “İnternationaler Frauentag” (İnternational Women’s Day/Dünya Kadınlar Günü) olarak kabul edilmesini teklif etti. Bu teklif o oturumda oy birliği ile kabul gördü. Sivil Toplum Örgütü fikri ise Gramschi’nin dünyaya hediyesi olmuştur. Dünya Kadınlar Günü ilk defa 11 Mart 1911 yılında Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de anılmaya başlanmış ve gösterilere çok sayıda kadın katılmıştır. Burada kadınların talepleri şöyle sıralanmıştır: Oy verme hakkı, seçme-seçilme hakkı, meslek edinme ve mesleki eğitim görme hakkı. 1917 yılında da Rus işçi kadınlar “Ekmek ve Gül istiyoruz” sloganlarıyla sokaklara çıkmışlardır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşında kadınlar günü kutlamalarına yasak getirilmiştir. 1960 yılında ABD’de yeniden kutlamaya başlanılmıştır. Türkiye’de ise ilk defa 1921 yılında komünist kadınlar tarafından bir bağ evinde kutlama gerçekleştirilmiştir. Bir sonraki buluşma ise tam 54 yıl sonra gerçekleştirilebilmiştir. Bu kutlama kamuya açık alanda 400-500 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. 8 Mart 2016 da ise “feminist Gece Yürüyüşü” ile önce feminist gösteriye sonra da lutilerin sokaklara çıktığı bir gösteriye dönüştürülmüştür. Daha sonraki yıllarda “Dünya Emekçi Kadınlar” günü önce “Dünya Kadınlar Günü” ne ardından da Feminizm üzerinden lutilik gösterilerine dönderilmiştir. Bunların, Suriye’li, Filistin’li, Mısır’lı, Yemen’li kadın ve kızlarla, annelerle bir ilgisi yoktur. Aile diye bir meseleleri yoktur. İffet ve namusla dalga geçen gösteriler yapmaktadırlar. Buna da özgürlük adını vermişlerdir. Oysa bu yaratıcıya isyandır. Anne-ana, hala, teyze, nineyi ortadan kaldırdılar. Kadın gibi erkek, erkek gibi kadın oluşturma peşindeler. Bugün Suriye’de ki savaşta vefat edenlerin sayısı 1 milyonu geçmiş durumda. Muhacirlerin sayısı ise 12 milyonu aşmıştır. 7 bin kız çocuğu ceza evlerinde. Pek çoğuna tecavüz edilmekedir. Bosnada da aynı şeni durum yaşanmadı mı? Bizim yüreğimizde, yönümüzde, hareketimizde, duamızda bu mazlum kardeşlerimizin duasıyla karıştırılmalıdır. Onlar için hiç bir şey yapamıyorsak duada mı edemiyoruz , dualarımızın içerisine onları katmak o kadar zor mu, yahut onların yapmış olduğu dualara amin diyebilmek ve dualarına dua katmak çok mu zor? Selametle!

Bu yazı toplam 510 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.