1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. MAZLUM VE DUASI
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

MAZLUM VE DUASI

A+A-

Biz millet olarak her zaman masumun, mazlumun yanlında olmuş, haksızlığı kabul etmemiş,  haklıyı  alkışlamış bir milletiz.
Ancak ne yazık ki, bazı çıkarcılar bu özelliğimizi unutup, haklıdan, mazlumdan  yana olmayı dillerinde belirtmelerine rağmen, güçlü den yana tavır alanlarında çok olduğunu görmekteyiz.
Bugün beyaz dediğine, yarın siyah,
Bugün haklı dediklerimize, yarın haksız diyebiliyoruz.
Dünya ve ahirette bizlere iyilik ve güzellik sağlayacak kurtuluş reçetesini kainatı yoktan var eden Allah (c.c.), şüphesiz bizden iyi bilmektedir. Bu reçete, yüce kelamı Kur'an-ı Kerim ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) başta olmak üzere Ashab-ı Kiram ve onları takip eden İslam büyüklerinin örnek hayatlarıdır.
Çünkü dünya ve ahiret saadetine giden yol, sadece kişisel ibadet ve sorumlulukları yerine getirmeyi değil, yaşadığımız toplumda sosyal anlamda birçok gereklilikleri de zorunlu kılıyor. Mesela zulme "dur" deyip mazlumlara sahip çıkmak, komşuluk hakları gibi sayabileceğimiz daha birçok konuda bu İslam büyüklerinden biri olan Hz. Ömer'in (r.a.) dillere destan olan "adaleti" ve örnek hayatı hepimize yol göstermiştir.
Daha dünyada iken cennetle müjdelenen 10 büyük sahabeden biri olmasına rağmen Hz. Ömer (r.a.) din ve dünya işlerindeki büyük hassasiyetiyle anılmıştır. Acaba bugün sözü ile özü, işi ile icraatı bir olan kaç idarecimiz, yöneticimiz var.
Hz. Ömer’in
"Dicle kenarında bir kurt bir koyunu yese, Allah adaleti gelir onu Ömer'den sorar" sözü tarihe geçmiştir.
Hatta Mehmet Akif Ersoy, Safahat'ta onun bu sözlerini şöyle dizeler: "Kenar-ı Dicle'de bir kurt aşırsa bir koyunu, / Gelir de adl-i İlâhî sorar Ömer'den onu!"
İşte bu hassasiyeti yaşayan İslam büyüklerinin yolundan giden bir millet olduğumuz için bin yıldır ayaktayız. Bu yoldan sapmalar olduğunda ise  gerek toplumsal, gerekse ekonomik değerlerimiz alt üst oluyor. Toplum dejenerasyona uğruyor. Sevgi, saygı zaafı, insan hakları ayaklar altında sürünüyor. 

Eğer bugün  Kur’anı Kerime sarılsak, Onu iyi anlasak, anlatabilsek, Hz. Peygamber’in yolundan devaml etsek sanırım bugünkü sıkıntılarımızı yaşamayız.
Eğer bugün mitinglerde 'tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet' diye haykırabiliyorsak tarih boyunca İslam'ın hamiliğini yaparak mazlumlara sahip çıktığımız içindir. Dün Endülüs İslam Devleti'nde huzur içinde yaşayan ancak daha sonra her ne gerekçeyle olursa olsun zulüm altında ezilen İspanya'daki Sefarad Yahudilerine sahip çıktığımız gibi bugün de Suriye'de, Filistin'de, Myanmar'daki mazlumlara sahip çıkmaya çalışıyoruz . Ülke için, millet için, bayrak için, dinimiz için hakkıyla çalışanlara Allah güç, kuvvet versin, bunun haricindekilere ise fırsat vermesin.
Çünkü bize mazlumun bedduasını değil, duasını almak öğretildi. İşte o dualar bizi ayakta tutuyor. Bu konuda Ebû Hüreyre (r.a.)'den rivayetle Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Makbul olduğunda şüphe bulunmayan üç dua vardır: Mazlumun duası; misafirin duası; babanın çocuğuna duası."(Tirmizi).
Dosta güven düşmana korku salan  yapılan Zeytin Dalı Harekatı işte bunun için yapılmıştır. Adından da anlaşılacağı gibi savaş değil barış ve huzur için yürütülen bu harekatla amaçlanan, terör örgütlerinin kanlı elleri altındaki mazlumların yaşadığı toprakları işgal edip insanları vatanından etmek değildir.
Bu anlamda zulme "dur" diyerek bir farz emrini yerine getiriyoruz. Çünkü mazluma yardım inancımıza göre farz-ı kifâyedir. Yardım etme sorumluluğu, en yakınından ve gücü yetenden başlar.
Şimdi soruyorum; Türkiye sınır komşusunda yaşanan bu zulme nasıl seyirci kalabilir ? Kaldı ki mazluma yardım etmek, Peygamberimizin de önemli emirleri arasındadır.Tabi ki  kendi yakınının, kendi insanını da en az onlar kadar düşünmek zorundayız.

Mazlumların bedduasını alanların ise kıyamete kadar iki yakası bir araya gelmeyecektir.
Bu konuda ise "Mazlumun bedduasını almaktan çekin, çünkü onun bedduası ile Allaharasında perde yoktur." (Buhari/ zekat) buyrulmuştur
 

Bu yazı toplam 354 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.