1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. MEALLER YASAKLANMALI MI?
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

MEALLER YASAKLANMALI MI?

A+A-

Büyük bir kopuş neticesinde halkımız din ve ona ait bilgi ve uygulamalardan yıllarca mahrum kaldı. Bunun tabi bir neticesi olarak da ortalığı büyük bir cehalet kapladı. İnsanlar, fıtri bir ihtiyaç olan inanma/ din duygusunu doyurmak için  buldukları ilk anda  çölde suya hasret kalmış bir insanın ilk rastladığı suya  (acı – tatlı demeden) kapaklanıp doyasıya içmesi gibi, dinden imandan yıllarca mahrum kalan gönüler de  (yalan – gerçek,  ayırt etmeksizin) ilk gördükleri din kuyusuna kapaklandılar. Sığ, küçük, meal kuyusuna dalanlar, sahtesini hakikisini ayırt etmeden tarikat çeşmelerinden birinden gönül testisini doldurmaya başlayanlar, İlmihal, tefsir, hadis, fıkıh, kelam, Arapça… Caddelerini geçmeden dar bir akıl çıkmazına girip burayı ilim/din otobanı sananlar…
Şu anda ülkemiz de din adına yaşanan kaosun, başıboşluğun, keşmekeşin asıl sebebi bu durumdur. Bu hal, âlim olmak, din ile ilgili bir görüşü ileri sürebilmek (fetva vermek, içtihat yapmak, hüküm bildirmek…) için yıllarca çalışılması, birçok ilme vakıf olunması gerçeğini atlayarak, kısa yoldan hakikate ulaşılabileceği ucuzluğunun en hazin sonucudur. Çocuğu hastalandığında doktora, arabası bozulduğunda tamirciye giden insanımız, nedense iş dinle ilgili bir mevzuya geldiğinde değişiyor, hocaya, alime, müftüye gitmeyi düşünmüyor da   İnternetten birkaç ayet,  birkaç hadis okuyarak o deha! seviyesinde aklı ile önemli mevzuları (cihad, devlet, miras, ticaret, Allah, iman, akıl, evlilik, cennet, cehennem, ahiret, devlet…) hemencecik hallediveriyor. Halbuki onun yaptığı bu çözümlemeyi ancak alim olan kişiler yapabilir.
 İslam literatüründe Âlim, allame, müçtehit, fakih… Sıfatlarını kazanmak için yıllarca medreselerde (okulda) alimlerin önünde/gözetiminde, başında diz çökmek, dirsek çürütmek, büyük bir emek harcamak, uykusuz kalmak gerekirken insanımız yukarıda sebeplerden dolayı işin farkına varmadan kendisini fakih,  alim,  müçtehit yerine koyuyor. Henüz İslami  ilimlerin ismini bile bilmeyen insanlar, bu gün Kurandan bazı ayetleri, Hadis kitaplarından bir kaç hadisi okuyarak din adına hiç çekinmeden, hiç korkmadan (cahil cesur olur darbı meseli gereği) art arda fetva vermekten, görüş bildirmekten çekinmiyor. Sadece fetva da vermiyor, kendisini ve etrafını eyleme de geçirerek koca bir ülkenin,  bir ümmetin  kaderi ile de oynayabiliyor. DAEŞ vb gruplar bu anlayış sonucunda ortaya çıkmıştır.
MEALİN KURAN, CAHİLİN GÖRÜŞÜNÜN FETVA OLMADIĞINI BİLMEK 
Bu konulara dikkat çeken Büyük âlim Elmalılı Hamdi Yazır büyük tefsiri “Hak Dini Kuran Dili adlı eserinin mukaddimesinde,  diyor ki ;
“…Doğrusu Kur'anı cidden anlamak, tetkik etmek isteyenlerin onu usulüyle Arabî yolundan ve tefasiri merviyyesinden anlamağa çalışmaları zarurîdir. “Kur'anın falan tercümesinde şöyle denilmiş” diyerek ahkâm istinbatına, mes'ele münakaşasına kalkışmamalıdır. Bunu imanı olanlar yapmaz, kendini bilen ehli insaf da yapmaz. Bazılarını da duyuyoruz ki Kur'an tercemesi demekle iktifa etmiyor da "Türkçe Kur'an" demeye kadar gidiyor. "Türkçe Kur’an mı var behey şaşkın”  Kur`an Arapça`dır…”
Osmanlı da, Selçuklu da meal yoktur . Niye? İlk meal Osmanlının son yıllarında Suriye’de bir Hristiyan tarafından yazılmıştır. Niçin? Eğer meal okumak, Kuranın mealini bilmek alim olmak için yeterli olsaydı tüm Araplar alim olurdu. Henüz Türkçeyi bile tam bilmeyen cühela takımının, ancak Arapça, tefsir, hadis, kelam, fıkıh, kuran… ilimlerini tam öğrenen alimlerin verebileceği fetvaları vermeye kalkmalarını engellemek için MEAL yasaklansa (tabi çok zor ve imkansız da) doğru olmaz mı? 
 

Bu yazı toplam 311 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.