Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

MECBURİ EĞİTİM

A+A-

Her devletin, milletin ve hatta her toplumun ayrı eğitim sistemlerinin olduğu muhakkaktır. Çünkü her devlet ve milletin istikbale bakışları ve gelecekten bekledikleri aynı değildir. Bu da her toplumun benimsediği eğitim sistemlerinin farklı olmasını gerektirir.

Osmanlı döneminde sahip olduğumuz ve benimsediğimiz eğitim ve öğretim sistemi Cumhuriyet dönemine geçişten sonra yeterli ve geçerli görülmemiş. Hem sistem ve hem de mecburi eğitim özelliği ve öğretim süresi farklı olarak benimsenmiştir. Fakat bugüne baktığımızda Cumhuriyetin ilk yıllarında benimsediğimiz sistem yeterli görülmemektedir.

Bunu da tabii karşılamak gerekir. Çünkü yaşadığımız çağ ve özellikle de bugün eğitim ve öğretime aldığımız ve öğrenci olarak değerlendirdiğimiz çocuklarımızı ve gençlerimizi onların yaşayacakları yarına uygun olarak yetiştirme mecburiyetimiz bulunmaktadır. Zira yarının nasıl olacağı ve beklentileri farklıdır.

Bu noktada önemli olan konunun iyi araştırılıp değerlendirilerek toplumumuza uygun bir sistemi bulmak/ kurmak olmalıdır. Yani taklit olmaktan uzak bir sistem bulmalıyız.

Fakat ne yazık ki, biz eğitim sistemi olarak Batıyı örnek almış olmamıza rağmen bir müddet İngiltere, bir müddet Fransa ve bir müddet de Amerika’yı örnek almayı tercih ettik. Böyle yaparken de sadece onların gerek sanatta ve gerek ilim ve teknolojide ulaştıkları seviyeye bakarak, olduğu gibi, aldığımız da bir gerçektir.

Onların şartları ile bizim konumumuz ve onların ulaştıkları nokta ile bizim bulunduğumuz noktayı ve ulaşmak istediğimiz seviyeyi, hele hele kendilerini eğiteceğimiz çocuklarımız ve gençlerimizin durumlarını hiç önümüze koyup değerlendirmedik.

Bundan dolayı da eğitimde ulaşmak istediğimiz seviyeye bırakın ulaşmayı, taklidini bile gerçekleştiremedik.

Konuya mecburi eğitim ve öğretim süresi açısından bakarak bir değerlendirme yapacak olursak nasıl bir durumda olduğumuzu anlamak daha kolay olur diye düşünüyorum.

Cumhuriyetin ilk yıllarında mecburi eğitim ve öğretim süresi köylerde üç yıl, şehirlerde beş yıl olarak belirlenmiş ve bu durum 1950 yılında gerçekleşen iktidar dönemine kadar sürmüştü. Ayrıca bu yılların süresi de farklı idi. Köylerde eğitim ve öğretim süresi yıl içinde şehirlerdekine göre takriben iki ay kadar kısa idi.

Yani tedrisat köylerde şehirlere nazaran bir ay daha geç başlar ve bir ay erken tatil edilirdi. Böyle olmasının sebebi olarak söylenen ise köylerin iş ve ekim-dikim ile harman-hasat ve hayvan bakım dönemlerinin eğitim ve öğretim süresinin böyle olmasını gerektirdiği şeklinde idi.

1950 li yıllardan itibaren ise bu ikilem kaldırıldı ve tek tip olmak üzere, köy ve şehir ayırımı yapılmaksızın mecburi eğitim ve öğretim süresi beş yıla çıkarıldı.
         Tabii bir de mecburi olmasa da 3+3=6 yıl olmak üzere orta ve lise adıyla orta öğretim süresi bulunuyordu.

Fakat iki binli yıllara geldiğimizde mecburi eğitim ve öğretim süresinin 5+3’e çıkarıldığını görüyoruz. Lise ise 4 yıl olarak belirlenmişti.

AK Parti iktidara gelince bu şekli değiştirmek istedi. Fakat karşı çıkmalar olunca da mecburi eğitim ve öğretim süresini (4+4+4) olmak üzere =12 yıla çıkardı. Bugünkü durum önümüzde bu şekilde durmaktadır.

(Bu sistemin ortaya koyduğu güzel ve zararlı yönlerine gelecek yazımızda bakalım).

 

Bu yazı toplam 154 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.