1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. MECBURİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SÜRESİ
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

MECBURİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SÜRESİ

A+A-

Mecburi, zaruri demek olduğu için bu ifadeyi ‘zaruri eğitim ve öğretim’ şeklinde de kullanmamız mümkündür. Nitekim böyle de kullanılmaktadır. Bu ifadelerin yanı sıra ‘zorunlu eğitim’ tabiri de kullanılmaktadır. Tabir olarak, hangi ifade kullanılırsa kullanılsın, neticede hepsi aynı kapıya çıkmaktadır.

         Aslında öğrenmenin sınırı yoktur. Bu bakımdan şu veya bu şekilde sınırlandırıcı bir ifadenin kullanılmasının sebebi asgarisini belirlemek için olabilir. Nitekim bu ifadenin anlattığı da budur.

Yani içinde yaşadığımız asır ve dönemde bir çocuğu kendi döneminde yaşayabilmesi ve asgari bir vatandaş olarak kimseye bağımlı kalmadan hayatını sürdürebilmesi için öğrenmesi gerekli şeyleri öğrenmesi, algılayabilmesi ve okuduğunu anlayabilmesi açısından kendisine gerekli olan tahsil ve terbiyenin süresi mecburi/zorunlu eğitim ve öğretim süresi ifadesi ile anlatılmak istenmektedir.

Bu duruma göre Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana değişen bu sürelere baktığımızda ister istemez aklımıza bazı sorular gelmektedir. Meselâ, o yıllarda çocukluk dönemi geçirmiş kimseler üç veya beş yıllık bir eğitim ve öğretime tabi tutulmakla istenen seviyeye ulaştıkları, hayatlarını kazanıp idame ettirdikleri halde günümüz çocukları ancak böyle bir duruma on iki yıllık mecburi eğitim ve öğretimle mi gelebiliyor?

Veya o yıllarda ailenin hayatlarını idame ettirebilmeleri için, çocuklarının bir an önce ailenin şartlarına göre iş hayatına atılmaları gerekli olduğu halde günümüz şartlarında bu durum değişti mi diyelim?

Hatta şöyle de düşünebiliriz: ‘O günün çocukları çok zeki ve anlayış kabiliyetleri yüksek olduğu için kısa süreli eğitim ve öğretim onlar için yeterli oluyordu, fakat günümüz çocukları için bu kadar kısa süreli eğitim ve öğretim onları istenen ve beklenen kıvama ve olgunluğa getirememektedir. Bundan dolayı da bu süre daha da uzun olmalıdır mı?’ diyelim.

Bence bu tür düşüncelerin hiçbiri vakıaya mutabık değildir. Burada başka sebeplerin bulunduğu muhakkaktır.

Öyleyse farklı şeyler düşünerek veya düşünülen şeyler arasında gezinerek doğru olan neticeye ulaşabiliriz.

Ancak bugünkü durumu karşılaştığımız gerçekler ile bir değerlendirmeye tabi tutmamız yerinde olacaktır.

On iki yıllık mecburi eğitim, ister köylerde olsun, isterse sanayinin gelişmiş bulunduğu şehir ve bölgelerimizde olsun, iş gücü kaybına sebeptir.

Her ne kadar köylü vatandaşlarımız bugün ziraat işlerini yürütürken her türlü zirai âletlerden faydalanıyor olsalar da her türlü işlerinde koşuşan adamlara da ihtiyacı vardır. Artırılan mecburi eğitim ve öğretim süresi bu çocuklara ve ailelerine ne gibi katkı sağladığı düşünülmektedir?

Bu konunun getiri ve götürüsünün/ fayda ve zararının ne olacağı başlangıçta düşünülmemişse hiç olmazsa bu kadar yıllık uygulamadan sonra bir araştırma yapılmasını da gerektirmez mi? Varsa zararı en doğru ve faydalı olan yol yakın iken bundan dönülmesi değil midir?

Bugün sanayi kesiminin kendilerine gerekli, yetkin ve yetenekli elemanlara duydukları ihtiyacın zirvesine çıkmış oldukları, bu konuda duyuramadıkları ve yükselttikleri seslerden anlaşılmaktadır.

Mecburi eğitim ve öğretimin ancak yirmi yaşına ulaşılan bir dönemde bitirilebileceğini düşünürsek ve bu yaşa gelmiş bir erkeğin yakasından da askerliğin yapışacağı gerçeğini göz önünde bulundurursak asker dönüşü kimleri sanayi kesiminde eline alet alarak çalışmaya başlayacağını bekleyebiliriz?

Konunun geçirilen tecrübelerden sonra yeni baştan ele alınması en doğru olandır ve bizim de görevimiz en doğruyu bulmaktır.

Bu yazı toplam 391 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.