1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. MECBURİYETTEN !
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

MECBURİYETTEN !

A+A-

Adam dün Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine hastırrrr! Çekiyordu, bir gün geldi TBMM kürsüsünde edibese falan filan dedi.
Hakkında fezleke çıkmış ifade vermeye gitmeyeceğim. Ne demek gitmeyeceğim demek?
 Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve kanunlarını tanımamaktır.
Allah razı olsunlar bir fiil tanıtıyorlar.  
Türk Silahlı Kuvvetlerine ve Türkiye cumhuriyeti Hükümetine Afrin Harekâtımızdan laf ediyorsa gerekeni yapanlardan Allah razı olsun.
PKK her türlü katliamına ses yok Afrine hayır öyle mi?
Her birini sele bülücü gibi toplayıp kodese attılar.
Cenabı Allah yar ve yardımcınız olsun.
ABD ve AB ülkeleri şöyle demiş böyle demiş bizi pek enterese etmiyor. Yeter ki, biz doğru olanı yapalım.
*
Ne oldu gerçek yumruğu yemeyince kendi yumruğunu balyoz sanıyordunuz?.
Ki, şimdi güya ağlıyor acıtasyon yapıyorsunuz.
*
Yahu ya  bazı solculara ne oldu?
Onlarda feryat figan ediyorlar.
Birde makamlarda ayrılınca sonradan konuşanlar ve kendini allema gösterenler var. Çok gülünç duruma düşüyorlar.
Demek ki Abbas yolcu!
**
Bazen böylesi hallerde dalıp gidersin dünden kalan hatıralara çaresizlik içerisinde belki Atilla İlhan’ca “Ben sana mecburum” diyerek uyanırsın.
Gerçekten belli mecbur olduğumuz durumlar vardır.
Başka çaremiz de yoktur.
Çaresiz değiliz aslında çare inandığındadır.
O zaman inandığı yolda taviz vermeksizin yürüyeceksin.
Ben sana mecburum. Desen ne olur demesen ne olur.
Geçen gün Ekrem Efendi!
Yazılarının bazen ne manaya geldiğini çözemiyorum. Dedi.
Güldüm. Olabilir, ben bulmaca bilmece falan yazmıyorum. Ancak, zaman zaman muammalık oluyor. Bizi de böyle hoş gör Ekrem Efendi!
Böylesi bir ortamda nasıl yazmamı istersin yahut ben nasıl yazayım?
Muhakkak olmazsa olmazlarımız dahası belli mecburiyetlerimiz olacaktır.
Mıh gibi aklımızdan çıkmayan Atilla İlhanca yaptırımlarımız var.
Çok uzatmadan “Ben sana mecburum” şiirini okuyalım mı?
 
Ben sana mecburum bilemezsin 
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum 
Büyüdükçe büyüyor gözlerin 
Ben sana mecburum bilemezsin 
İçimi seninle ısıtıyorum. 
 
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor 
Bu şehir o eski İstanbul mudur 
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor 
Sokak lambaları birden yanıyor 
Kaldırımlarda yağmur kokusu 
Ben sana mecburum sen yoksun. 
 
Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur 
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur 
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan 
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu 
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından 
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman 
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu 
 
Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor 
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor 
Durup köşe başında deliksiz dinlesem 
Sana kullanılmamış bir gök getirsem 
Haftalar ellerimde ufalanıyor 
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem 
Ben sana mecburum sen yoksun. 
 
Belki haziran da mavi benekli çocuksun 
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor 
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden 
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun 
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor 
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin 
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor 
 
Ne vakit bir yaşamak düşünsem 
Bu kurtlar sofrasında belki zor 
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden 
Ne vakit bir yaşamak düşünsem 
Sus deyip adınla başlıyorum 
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin 
Hayır başka türlü olmayacak 
Ben sana mecburum bilemezsin.

Bu yazı toplam 261 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.