1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Medya, Siyaset Ve Halkımız
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Medya, Siyaset Ve Halkımız

A+A-
Ortadoğu ülkelerinin tabi tutulduğu değişim-dönüşüm operasyonu sürüyor. Filistin’e İsrail’in acımasız, zalimce saldırısını Mısır’ın teklifi durdurmuş görünüyor. Operasyonun amacı; Milli devlet niteliğinin çözülmesi, siyasi coğrafyanın küçülmesi, millet bilincinin dağıtılıp etnik ve mezhepsel kompartımanlara bölünme, geleceğe yönelik ortak hedeflerden vazgeçilerek özgür ülkenin yurttaşlığından amaçsız sürüye dönüşümün tamamlanmasıdır.
Kitleler; çoğu kez yaşanılan toplumsal, siyasal sürecin arka planını anlamakta zorlanır. Yaşanılanlar tarih olduktan sonraysa yapılacak bir şey kalmaz. Geçmişi kitaplardan okuyup belleğine eksiksiz kazıyan insanoğlu yaşananların nedenlerini ve olası sonuçlarını algılamakta nedense aynı feraseti gösteremez.

İşte Filistin,
İşte İsrail,
İşte Mısır, Suriye, Irak, Libya…

Kaderini ve geleceğini belirleme iradesini kaybetmiş, emperyal sistemin verdiği rolü itirazsız benimseme psikolojisinin yönetimden başlayarak tüm halkı etkisi altına alması için adeta toplu hipnoz seansı yapılmış gibidir. Büyük Ortadoğu projesinin altında da bu planlar yatmaktadır.
Tarih bize; devletlerin güç katsayısının sahip bulundukları ekonomileri olduğunu göstermektedir. Ekonomik olarak komşularından üstün olanın siyasal, askeri gücünün de yüksek olması doğaldır. Türkiye bunu başarmaya çalışmaktadır ama, bunu ne ölçüde başardı onun hesaplarını da sizler yapınız. Ekonomik üstünlüğü sağlayıp çekim merkezi olan, diğerlerinin ekonomik gelişmesini engelleyip kendisine rakip olmalarının da önünü kesmektedir.
Milli dirençle karşılaşmadan sonuçlandıracak psiko kültürel tasfiye programı uygulanıyor. Halkın derin bilinçaltında yaşattığı kolektif duyarlılığını köreltip, milli kimliğe, kültüre dönüşüp harmanlanan din algısının yok edilmesini bu nedenle zorunlu görmektedirler.

Var olan rejimlerin tasfiyesiyle, ekonominin, siyasetin, devletin denge kurumlarının, kısacası sistemin baştan aşağı emperyalizmin arzuları doğrultusunda yeniden düzenlenmesi operasyonunu, halkın stratejik olarak algılayamadığı görülmektedir. Yönetimler buna halkı ile direnç göstermeye çalışmaktadır. Türkiye; tarih boyunca mazlumun mağdurun zayıfın yanında yer almıştır. Bugün aynı politikasını sürdürme çabasındadır. Ne yazık ki şimdi ise Dünya’da sözde güçlü devletler ve liderler koltukları ikballeri için zalimin güçlünün eli kanlı olanların yanında oluyorlar ya da sessiz kalmayı yeğliyorlar.
Sömürgeci, soykırımcı eli kanlı demokrasi havarileri yalan üzerine kurulu demokrasi, insan hakları özgürlük refah söylemleri ile halkaları kendi çıkarlarına göre yeniden düzenlemeye, köleleştirme yöntemlerinde değişime ve dönüşüme devam ediyorlar.

Medya ilizyonuyla topluma şırıngaladığı psiko kültürel narkozun etkisinin, değişim dönüşüm operasyonu tamamlanıncaya kadar geçmemesini istemektedir. İnsanların feraset testinde kalıp kalmayacağı verilen narkozun etkisinden kurtulup kurtulamamasına bağlı görülüyor. Medya ile kitlelerin algılamalarında değişim dönüşüm oluşturulmaya devam ediliyor. Medya; kitlelerin bilinçlenmesinde başroldedir.

Medya, kitlelerin zihninde oluşturduğu imajla; haini kahraman, kahramanı hain gösterebiliyor. Dün savunduğunu bugün yerebiliyor, dün yerdiğini bugün savunabiliyor. Bir kısım medya mensupları; ne yazık ki insan hakları, özgürlük, demokrasi sakızını çiğniyorlar ve çiğnetiyorlar. Akıl hocalığını kendilerinde hak olarak görebiliyorlar. Medya’nın temel görevi; bireyi, toplumu, devleti ve insanlığı ilgilendiren olaylarda, bilgilendirmek, aydınlatmak, eğitmek, kamuoyu oluşturmak, toplumu siyasi, sosyal, ekonomik, dini, askeri ve teknik gelişmelerden haberdar etmektir.

Medya; kamuoyu oluşturmada en önemli araçtır. Medya’nın bu süreçteki yeri, rolü ve işlevi nedir, ne olmalıdır, sorusu her zaman sorgulanmalıdır. Yıkıcı, ayrıştırıcı, çözücü her türlü düşünce ve eylem; Medya’nın karşı olması gereken faaliyetlerdir.Medya; olması gerekene ulaşmada itici rolü üstlenmelidir. Okumuyoruz, Yazmıyoruz. Gençliğimiz boş şeylerle zaman kaybediyor. Orta yaş ise kendi derdinde koşuyor. Unutmayalım eğriyi, doğruyu, yanlışı okumadan, gözlemlemeden bulabilmek mucizedir. Okumayan, düşünmeyen sorgulamayan insanın köleleşmesi kaçınılmazdır.
 
Bu yazı toplam 40 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.