1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. MEMLEKET SEVGİSİ NASIL OLUR?
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

MEMLEKET SEVGİSİ NASIL OLUR?

A+A-

Bundan önceki günlerde yazılarım; “Çumra hep en önde olmalı ve Gecesi gündüze katanlar” başlıklı idi.

İşin özünde anlatmaya çalıştığım “MEMLEKET SEVGİSİ” dir.

Bazı alıntı ve örneklerle bugün memleket sevgisini tekrar teyit edelim.

Makro olarak memleketim olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin her karışıdır.

Halen içinde yaşadığım Konya, belde olarak da memleketimin adı Çumra’dır. Ben Çumra’yı çok seviyorum. Dahası Çumra’ya hizmet eden, hizmet üreten herkesi de çok severim. Değerlendirmelerime bu noktadan bakarsanız beni daha iyi anlarsınız.

Çumra’yı ilmek ilmek hizmetleri ile örenleri elbette takdir edeceğim.

80 yıldır yapılmayanları yaparak Çumra’mızı Tarımsal Sanayinin Başkenti yapan, biznillah olmazları olur kılan Recep Konuk Başkanı elbette takdir edeceğim. Yüzbinlerce bölge insanı gibi bende hayırla anacak ve duacısı olacağım.

Spor Tesisleri yönünden Çumra’mıza büyük yatırımların gelmesine vesile olan Gençlik Spor Bakanlığı Müsteşarı Faruk Özçelik’e ve Çumra Belediye Başkanı Mehmet Oğuz’a Çumralı olarak teşekkür edeceğim.

Kim şehrimize hizmet etmiş ve hizmete vesile olmuşsa ona müteşekkiriz, duacısıyız.

Bizden önce yaşayan büyüklerimiz;

Marifet iltifata tabidir,

Müşterisiz mal zayidir. Demişler.

Ustalığın gelişmesi takdire bağlıdır. Değeri görülmeyen, alıcısı olmayan bir eser ziyan olmuş demektir. Kişilerin becerisi takdir edildiği müddetçe gelişir ve daha sonuçlar elde edilir.

Dünya imtihanın karşılığında Cenabı Allah cennet ve cehennemi vermiştir. Cenneti hak edenlere cehennem hayatı yoktur.

Uzatmadan bizden önce yaşayan atalarımızın ibret dolu yaşantılarından dem alarak yazımızı bitirelim.

“*Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak? Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri sabahtan öğlene kadar birer, birer geldiler. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler.

Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eliyle kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı ama kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayayı kaldırdığı yerde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı. Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde.

"Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyordu kral.      

  Vizontele 1 filminin belediye başkanı televizyonun ilçede hizmete girme töreninde; “Buraya gelen yabancılar bize hep şunu sorarlar, buranın nesini seviyorsunuz? Çok zordur buna cevap vermek, bir insan memleketini neden sever? Başka çaresi yoktur da ondan. Bir yerde mutlu mesut olmanın ilk şartı orayı sevmektir. İnsan bir yeri severse orası dünyanın en güzel yeridir. Şayet dünyanın en güzel yerini sevmezse orası dünyanın en güzel yeri değildir.” Der.

   Memleket sevgisi ile ilgili duyduğum en güzel cümlelerden biridir. Anadolu’nun her köşesinde görev yapan tüm görevlilerin kulağına küpe yapması gereken bir sözdür. “Bir insan bir yeri severse orası dünyanın en güzel yeridir.” İnsanın görev yaptığı memlekette maksimum yararlı olabilmesi için orayı sevmesi çok önemli bir mesele olarak görüyorum.

Yüz yıllar önce Osmanlı devletinin kuruluşunda önemli derece felsefesi bulunan Şeyh Edebali Osman Gazi’ye;

“Oğul insanı yaşat ki devlet yaşasın” demiştir.

Görev yaptığımız memleketi ve insanlarını seversek buradaki işleyiş son derece iyi bir düzende gideceği muhakkaktır. Son zamanlarda çok kimse memleketini çok sevdiğini söylüyor.

 Ben memleket sevgisini en güzel büyük önder M. Kemal’in meşhur sözünde buluyorum; “Vatanını en çok seven, görevini en iyi yerine getirendir.”

 İnsan işini en iyi yapmalı ve memlekete artı değerler katmalıdır.

Artı değerler katanları iyi tanımalıdır. Ki, her zaman şükran duymalıdır, değil mi?

Bu yazı toplam 509 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.