1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Menkıbeler
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Menkıbeler

A+A-
Bugün Cuma…
Cumanız mübarek olsun.
Size ders alabileceğimiz birkaç menkıbe ile hitap etmek istiyorum.
Köyün birinde bir yarı akıllı- yarı deli gibi davranın kimse varmış. Birçok kişi kendisine “meczup” diye değer vermezmiş.
Bu kimse bir gün camiye gelip, cemaatle namaz kılmak ister . Camiye girer ama, oturmaz, süratle çıkıp gider. Cemaat namaza başlar ve biraz sonra meczup kişide sırtında birkaç odun parçasıyla gelip, imama uyup namaza durur.
Herkes bu durumu gülümseyerek karşılar. Namaz sonrası İmam meczup kişiyi çağırır ve ismiyle hitap ederek :
-Evladım, namaz kılacaksan sırtına odunu neden aldın. Hem kendini, hem de etrafındaki insanları rahatsız ediyorsun “ der.
Meczup kişi cevap verir :
- Hoca efendi, tamam da hepinizin sırtında bir yük vardı. Benim olmadığı için bu odunları alıp, camiye namaz kılmaya geldim.
Hoca ve cemaat birbirlerine bakarlar ve dalga geçer bir edayla gülerler ve ilave ederler. Söyle bakalım kimin sırtında ne var ?
Başlar meczup kişi saymaya…
-Ali emminin sırtında iki bebek vardı,
- Mehmet ağanın sırtında, bir kadın vardı,
-Hasan ağanın sırtında bir çuval vardı.
Herkes donup kalır.
Bu kez hoca sorar :
-Benim sırtımda ne vardı ?
-Bende ona şaştım hoca emmi. Senin sırtında da iki inek vardı.
Gerçekten bu kişilerin akıllarında bunların olduğunu kendileri de biliyorlardı.
Onun için namazı huşu içinde kılmadıkları ortaya çıkıyordu.
Sonra hoca efendi bir büyük İslam alimine gidip durumu anlatır. Der ki:
- Hocam huşu içinde namaz kılamıyorum, kıldıramıyorum. Siz nasıl yapıyorsunuz bu işi ?
- Ulema kişi cevap verir :
- Biz ineğimizi, tanamızı ahıra bağlıyoruz. Kalbimize değil.
Kıssa’dan hisse…
Kimde ne olduğunu Yüce Allah’tan başka kimse bilmez.
Xxx xxx
Abdülkadir-i Geylani hazretleri, İslam alimlerinin ve evliyanın en büyüklerindendir. Annesi ve babası tarafından soyu Peygamber Efendimize dayanır. Fıkıh ve hadis ilimlerinde müctehid idi.
Küçükken annesinden izin alıp ilim tahsili için Bağdat’a giderken eşkıyalar kafileyi basıp soydular. İçlerinden biri gelip Geylani hazretlerine sordu:
- Senin bir şeyin var mı?
- Evet, 40 altınım var. Koltuğumun altında dikili…
- Eşkıya bırakıp gitti.
İkincisi de gelip aynı şekilde sordu ve aynı cevabı aldı. Bunlar durumu eşkiyanın reisine gidip durumu anlattılar. O da çağırıp sorunca aynı cevabı aldı. Gömleğini soyunup altınları çıkarınca sordu:
- Neden altınları söyledin?
- Çünkü anneme hiç yalan söylemeyeceğime söz verdim. O söze ihanet edemem.
Eşkıyanın reisi ağlamaya başlayıp “Bu kadar senedir Rabbime verdiğim söze ihanet ediyorum.” diyerek tövbe etti. 60 kadar olan arkadaşları da reislerine:
“Yol kesmede, soygunda reisimizdin. Tövbede de reisimiz ol !” diyerek onlarda tövbe etti. Aldıkları malları hep geri verdiler.
Kıssa’dan hisse…


Bu yazı toplam 47 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum