1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. MESİHİ TERÖR TEHDİDİ DÜNYAYI KUŞATIRKEN!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

MESİHİ TERÖR TEHDİDİ DÜNYAYI KUŞATIRKEN!

A+A-

Uzun yıllar boyunca algı yönetiminde belirli bir noktaya ulaşmış olan birilerinin insanlıkla diledikleri gibi oynaşabilme ve istedikleri potaya sokma çabalarına şahit oluyoruz. 
Bizi, realist yapı ve doğruya ulaşma cihetinden şekillendiremeyen batı dünyasının masum pozlarına yatarak müslümanları terörist, hristiyanları mazlum millet gösterme çabalarını görüyoruz. Bunu kasıtlı yaptıklarını ve uzun yıllardır devasa bir ümmeti sindirmede amaç olarak kullandıklarını da biliyoruz. 
Ama siyasetleri gereği yanlarına çektikleri ucuz maşalar sebebiyle koca bir ümmetin istikbaline atılan bomba bugünkü adaletsiz, kan ve gözyaşının karılarak harç edildiği ve zulmün bina edildiği dünya sistemini vücuda getirdi. 
Bunu yapacaklardı, onda şüphemiz yok. Onlar Hz. Adem (as)’den günümüze süregelen yapıları gereği kendilerine yüce kitabımızda da defaatle değinildiği üzere mazlum milletleri ve vatanlarını sömürme ve halkları sömürgeleştirme uğruna mücadele edeceklerdi. 
Peki! Biz islam ümmeti olarak gelişen tehditlere karşın ne gibi önlemler aldık?
Halkımızı gizlenen gerçeklere karşı uyarmak ve onları gelebilecek tüm tehditlere karşılık dimdik ayakta durabilecekleri eğitim ve birikimi edinmelerinde bir adım attık mı?
İyice düşünüp öyle cevap verelim. 
Birçok islam ülkesinden sistem olarak önde oduğumuz halde bunu biz dahi başarabildik mi?
Maalesef kısmen başarmış olsak ta yetersiz kaldık. 
Yapboz tahtasına dönen yahutta döndürülen eğitim sistemimiz, yetişmekte olan gençliğimize ışık olması beklenen yapımız elimizde patladı.
Gençlerimizin kahir ekseriyeti kendi tarihini bilmiyor.
Gençlerimizin oldukça büyük oranı dinini tam olarak tanımıyor. 
Bırakın dinimizin buyruklarını bilmeyi, Efendimiz (sav)’in doğum tarihini hatta tam ismini dahi bilmiyor. 
İslam tarihini, Bedir, Uhud ve Hendek Gazvelerinin gerçek sebebini ve amacını öğretemeyen bizler, karşımıza dikilen küffar ordusu karşısında gençlerimizden islami şuurla bezenmiş zaferler bekleyeceğiz öyle mi?
O iş öyle olmuyor maalesef!
Çünkü temelsiz atılan bina er ya da geç tepenize çöker, sizde altında kalırsınız. Nefes dahi alamazsınız. 
Biz iman nuruyla donatmadığımız, hatta donatamadığımız gençlerden gelecek için adım atmalarını bekleyemeyiz.
İlk mektebe giden çocuğun önüne siz direk hazır kitap mı koyuyorsunuz? 
Tabii ki hayır! 
Önce o kitapta yazılı olan bilgileri okuyup, öğrenebilmesi ve hayatında tatbik edebilmesi amacıyla alfabe ile ilk adımı atarak harf harf yola çıkıyorsunuz. Harfleri kelimeye, kelimeleri, cümleye çevirebildikten sonra önüne asıl vermek istediğiniz bilgiler bütününün yer aldığı kitapları koyarak işe başlarsınız. 
Biz her noktada yarımız.
Eğitim sisteminde yarım yamalağız.
Dini şuur eğitiminde yarımız. 
Ticaret kültüründe oldukça eksiğiz. 
Sosyal hayat ve ikili ilişkilerde samimi duruş yeteneğimiz yok.
Bu aşamadan sonrasına baktığımızda daha biz ilk adımı bile atamamışken, koşarak giden ve hedefe kilitlenmiş bir kitleye karşı zafer kazanma naraları atarak kendimizi avutuyoruz.       
Biz bu noktadan hareket ettiğimiz sürece, Arakan’dan, Çin’den, Irak’tan, Suriye’den, Bosna Hersek’ten, Sudan’dan ve daha nicelerinden çığlıklar duymaya devam ederiz. 
Çünkü islami ruhu kazanamadıkça, tam bir mü’min şuurunda olmadıkça her daim savunmada kalacağız. Asr-ı Saadet yahutta Osmanlı döneminde ki mücadele ruhu ve kararlılığını kazanmak için temelin dibine sağlam taşlar yerleştirmek zorundayız. Çimentoyu çalmaksızın hakkını vererek kullanmalıyız ki bina tam yerine oturmuş olsun. 
Batı dünyasının aldığı yol, bizim maslahatımıza değil, kendi ileri beklentilerine kucak açan bir yapılanmadır. Bu oyunu çözmede gerekli eğitim hassasiyetini edinmemiz ve çocuğundan, gencine, yaşlısına kadar tam donanımlı neferler olmalıyız. 
Müslümanda olması gereken ama uzun zamandır kaybettiğimiz ferasetli yapımızı tekrar realize etmekle mükellefiz. 
İslam ümmetini sarıp kuşatan çok ve boş konuşma yapımızdan sıyrılalım. Eğitim yapımızı gözden geçirelim. Herkes, yapısı gereği yatkın olduğu alanda; kimya, matematik, fizik, yabancı dil,  tefsir, hadis vs. alanlarda kendini geliştirsin. İnsanımız Kur’an-ı Kerim ve sünneti nebevi ile donanmış bir yapıya bürünsün. 
Gerisi kendiliğinden düzene girecek ve islam ümmeti hak ettiği mevkie Allah’ın izniyle ulaşacaktır.

Bu yazı toplam 1127 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.