1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. MİDESİNİ ATEŞLE DOLDURAN ZAVALLILAR!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

MİDESİNİ ATEŞLE DOLDURAN ZAVALLILAR!

A+A-

Evet, hükümete kızıyoruz, muhalefete kızıyoruz, esnafa, tüccara, pazarcıya kızıyoruz. Her yerde insanlar birbirine madik atmak için çaba sarfediyor sanki. Geçtiğimiz hafta hayatımın acı tecrübelerinden birini daha yaşadım, yaşadık. İmalat alanında ki hedeflerimizden olan bir makinenin prototipini tamamlamış, sipariş almak için görüşmelere başlamıştık. Bu numuneyi yapmak için yerini kullandığımız, farklı bir sektörde faaliyet gösteren, dost bildiğim birine de masraflar düşüldükten sonra aynı oranda kar payı vermek üzere ittifak ettik. İmalat esnasında masrafı üslenen diğer kardeşimiz her eksiği kuruşuna kadar öderken yerini kullandığımız bu zat, imalat esnasında hep geri durmuş ve ödeme noktasında da sadece % 5’lik oranı belki karşılayacak bir tutarı kırk nazla ödemişti. 
Neyse gel zaman git zaman büyük bir azim ve hevesle yola çıktığımız bu hedef sonucunda çıkan ürünün test sonrrasında gayet iyi şartlarda çalışıyor olması dost bildiğim ve diğer ortak arkadaşlara en başında önerdiğim bu adamın iştahını kabarttı. O sırada bir boşboğaz vesilesiyle imalatı duyan Konyamızın açgözlü doymak bilmeyen bir başka işletme sahibi gelerek bu adama malzemeleri temin edeceği garantisiyle gazı vermiş bu da beni arayıp diğer arkadaşlarımdan kopmamı teklif ederek yanına çekmeye çalışmıştı. Ben arama sonrası hemen diğer ortak arkadaşlarımı arayıp durumun doğru seyirde yürümediğine temas etmiş ve süreci beklemeye koyulmuştuk. Bu adam ise atölye avantaiının elinde olmasını fırsat bilerek başından bu yana hiç ucundan tutmadığı bu işi sahiplenmiş ve ek bir istişare ve görüşmeye dahi ihtiyaç duymaksızın el altından diğer işletmecinin gazıyla bu ürünün imalatına başlamış. Geçenlerde beni arayıp ürünle alakalı talep durumunu sormuş bende bir müşterinin akreditif işlemleri için uğraştığını ifade etmiştim. Meğerse bu, nabız yoklayıp bizim prototipi diğer adamın atölyeye göndererek kalıp ve model çıkarma çabasındanmış. Biz burada hala iyi niyetliyiz. Çevirebileceği bir dümen ihtimalini bile düşünmüyor, bu iş için ne olursa olsun bizi satmayacağına baştan inanmışız. Sözleşme mi? O da neymiş?  Gonyalıyız ya! Güveniriz. “İyi adam, hata yapmaz” deriz. Hele prototip bi çıksın, oturup sözleşme imzalarız deriz. Hani madik durumunun daha başta çıkma ihtimalini bile akla getirmeyiz. Biraz iş yapınca insanların yolu şaştığını bilerek o zaman sağlam adımlar atma planı yaparız. Yola çıktığı diğer işletmeci buna bu işi yar edecek mi? Dilerseniz onu zamana bırakalım. En iyi ilaç zamandır.    
Düşündüm de cehennemin niçin gerekli olduğunu, Allah’ın sorguda devreye sokacağı azap meleklerinin ne kadar önemli olduğunu çok daha iyi anladım. O işten kazanacağı her kuruş aslında midesine giden bir ateş parçası ama o ölene kadar bunu anlamayacak. Öldüğünde anladığında da hiç bir işine yaramayacak. Ne diyelim, midesine ateş doldurmaya devam etsin. Her şeyin menfaat olmadığını, kazancın helal olması gerektiğini idrak etmesi ahirete kaldı. 
Ama Allah’ın eşsiz adaleti bu dünyada da elbette tecelli eder, edecek. Bunu istediğim için söylemiyorum. Ama ortada canı yanan insanların olması Allah’ın adaletinin tecellisine engel olamaz. Çok yazık etti. Üç kuruş dünyalık için iki alemi de yıkmanın sonuçlarının ne olacağını bi anlayabilseydi, sanırım bu yanlışı yapmaya cesaret edemez ve karnını haram lokma ile değil, az ama helal olanla doldurmanın eşsiz ve doyumsuz zevkini yaşayabilirdi.
Halbuki canını yaktığı kişiler buradan gelecek kazançla ailelerinin nafakasını temin edecek, çocuklarının okul giderlerini karşılayacak, biri de evlenip mutlu bir yuva kuracak ve uzun zaman harcadığı bu işin semesesiyle yoluna devam edecekti. Birilerinin aile huzuruna dokunan böyle bir durumda hakkın tecellisi vesilesiyle kendisi de ailesiyle imtihan olacak, onu biz bilemeyiz. Ama yazık oldu.  
Yaptığı bu hata yakın zamanda kendisine rabbimin katından illa ki yansıyacak. Takdiri o yüce ve adil mahkemeye bırakıyorum. 
Sonra ne mi oldu?
Adam her şeye rağmen kendi numunemizi bize vermemek için diretmeye başladı. Tamamen kendi imkanlarımızla imalatını yaptığımız ürünü teslim etmemek için adamın yaptıkları karşısında şaşırmamak işten bile değildi. Derdi, bizim aldığımız siparişleri üslenecek, pay alacak ve aynı zamanda suç bastıracak. 
Sonuç itibarıyla bir şekilde malımızı oradan kurtardık. Dürüstlüğünden endişemiz olmayan diğer bir kardeşimizin fabrikasına aktardık. Artık siparişini aldığımız ürüne dair çalışmaları başlattık. Fabrika sahibiyle de eşit ve ciddi şartlarda sözleşmemizi yaparak imalata başladık. 
Burada niye bunu anlattım biliyor musunuz?
Uzun zamandır çeşitli sosyal ortamlarda bu konuya dair hassaten de Konya sanayisinde bu zihniyette kişilerin çokluğuna dair çeşitli ifadeler ve konuşmalar yer almıştı. Benim yukarı da zikrettiğim hadise bunun en canlı örneklerinden sadece bir tanesiydi. Adam olamamalarının, yol alamamalarının, parası olanlarının huzursuz olması, parası sınırda iş yapanlarında bir arpa boyu yol alamamasının ana sebebi işte budur. 
Bu kişiye dair dileyen ilgili olabilecek kardeşlerime özel olarak bilgi veririm. Böylelerinin tanınması lazım ki başka insanlara da zarar veremesinler.  
 

Bu yazı toplam 1088 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.