1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Milletçe sonunda başarısızlığı başardık!!!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Milletçe sonunda başarısızlığı başardık!!!

A+A-

Salgının ilk başladığı günlerde insanımız durumun ciddiyetini idrak etmede zorlanıyordu. Herkes kendini olduğu gibi hissediyor ve hissettiği gibi yaşamaya da devam edeceği zannıyla vurdumduymaz davranıyordu. Ta ki ölümler başladı. Her geçen gün televizyon kanallarında çetele tutuldukça durumun ciddiyetini anlayan bir kısım vatandaş maske takmaya özen göstermeye başlasa da konunun ehemmiyetine rağmen daha fazla oranda maske takmayan, ekranda bas bas bağıran Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca’yı dinleyip geçiştiren, söylediklerini kaale almayan bir kitle oluştu.

Bazıları zannımca durumu moda ile karıştırmaya başladı. Çünkü ağız ve burunları kapaması gereken maske ya çenede takılı, ya boğaza indirilmiş ya da ne alakaysa kol dirseğine montelenmiş.

Amaç ne biliyor musunuz?

Polis görürse ya da bir denetime rast gelirse hemen ağzını burnunu tıkayıp aklınca kurallara uyan vatandaş görüntüsü verecek.

Ceza yememek için kendini buna mecbur hissediyor.

Cebinde ki parası kalsın ama sağlık elden gitsin, Hakk’ın rahmetine kavuşsun.

İşte böylesi vatandaş kitlesiyle hareket eden hükümet, bu beladan sıyrılmanın yollarını arıyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın hemen hergün TV ekranlarında bas bas bağırmasını ciddiye alan yok.

Herkes ölümü kendine uzak biliyor yani zannediyor.

Bu belanın kendisine musallat olduğu bir arkadaşım hastane çıkışında beni aramış ve özetle şunları anlatmıştı: “Abi herkese duyur. Ben de bana bulaşmaz, bana gelene kadar ohooo diye düşünüyordum. Fakat bir gün ansızın nefes darlığı, boğaz kuruluğu, yediklerimden tad almama hissetmeye başlayınca hastaneye koştum ve acı gerçeği orada öğrendim. Hiç beklemediğim bir anda beni yakaladı. Tüm planlarım alt üst oldu. Hatta bir gün sonra çoluk çocuk pikniğe gitme hesapları yapıyorduk. Ama bela isabet edince piknik yerine tam bir aya yakın süren bir hastane macerası yaşadım. Nefes alamamanın nasıl bir duygu olduğunu ancak yaşayan anlar. Bu yüzden herkes başına gelmeden öğrensin. Son pişmanlık fayda etmez. O çırılçıplak yatağa yüzükoyun uzatıp saatlerce askıda kaldığım anları anlatmayayım. Umarım hissedersiniz.” diyerek nasıl bir durumla karşı karşıya kaldığını anlatmıştı.

Hepimiz hatalar yapıyoruz. Buna bende dahilim ama çoluk çocuk maskesiz asla evden çıkmıyoruz. Sosyal mesafe konusunda siz ne kadar hassas olursanız olun, diğerleri dikkat etmediği sürece bu kurala uymanız neredeyse imkansız gibi. El hijyeninde de 20 saniye kuralı bıkkınlık getirdiği için ilk zamanlarda uygulanan hassasiyet kimsede kalmadı.

Sözün özü, belayla içiçe yaşıyoruz. Yarının ne olacağını idrak edemiyoruz. Normal hayatlarımızı yaşamaya devam ediyoruz. Kimse işin ciddiyetini anlayamıyor. Daraldım, bunaldım diyen maskeyi atıyor.

Kurallara uymak için güvenlik güçleriyle karşılaşıldığında takılan maskeler diğer türlü hiçbir noktada ekseriyetle takılmıyor.

Para cezası 1000 TL ödemekten korkan halkımız, ölümden korkmuyor(!)

Özellikle çocuklar ve gençler maske konusunda hassas davranmıyorlar. Aileleri de kendilerine telkinde bulunmuyor.

Nasılsa çocuk ve gençleri öldürmüyor masalıyla gezinenler, büyüklerinin yaşamını tehdit ettiklerinin bilincinde oldukları halde hassasiyet gösteremiyorlar. Onların yaşam hakkını tehdit ederek kul hakkı ihlalinde bulunduklarını anlayan ve anlatan yok.

Cami imamlarının bir kısmı dahi örnek olacak yerde maske takmadan namaz kıldırıp, ortalıkta dolaşabiliyorlar.

Bu hususta en hassas olanlar hastanede görev yapan doktor ve hemşirelerimiz… Çünkü onlar durumun vahametini gayet iyi anladıkları için azami dikkat gösteriyorlar. Hayatları her şeye ragmen risk altında olmasından ötürü sokakta pervasızca gezinip maske ve sosyal mesafeye dikkat etmeyen fertleri gördükçe isyan bayrağı açıyorlar.

Maalesef kişinin kendine yaptığı zulmü başkası yapmıyor.

Özellikle yaz sıcaklarından bunalanlar sahillere koşarak akıllarınca serinleyenler hangi mantıkla bu denli duyarsız olabiliyorlar anlamış değilim.

Bazı ülkelere seferler başladığı halde iş amaçlı gezilerimi halen planlamıyorum.

Konu komşu yaz bahanesiyle avuç içi kadar dairelerinde 15-20 kişi günlerce oturup kalkıyorlar. Çoğu çocuk olan bu kalabalıkların nasıl bir risk altında olduklarını ve diğer masum insanların yaşamını tehdit eden bu durum karşısında ne hakla kul hakkını ihlal ettiklerini anlamakta güçlük çekiyorum.

Tabi islami hassasiyetleri olmayan bu güruhların dindar kisvesi altında şov yapmalarını asla önemsemiyorum. Lafa gelince mangalda kül bırakmayan tiplemeler bunlar… Ama yakında hükümet buna da el atacak merak etmeyin.

Sözün özü, insanların terbiye edilmesi zorlaşmış bile diyemiyeceğim. Terbiyesi kalmamış. O yüzden terbiyede ana unsur güvenlik güçleri olmuş. Böylesi durumlarda bunları muhatap almayın. Direk güvenlik güçlerine durumu iletin. Onlar gereğini yaparlar. Ben yakında bu konuda gereken ne varsa uygulamaya başlayacağım. Sabrın sonu gelmiştir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.