1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Milli Vicdan Gerçeği Ve Bugün Yaşadıklarımız…
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Milli Vicdan Gerçeği Ve Bugün Yaşadıklarımız…

A+A-
İçinde olduğumuz sıkıntılı yılın bitmesine kısa bir zaman kaldı. Temennimiz 2017 yılının ebediyete kadar kalacak güzelliklerle zihinlerde yerini almasıdır. İnsanoğlu aslında kendi kaderini kendi eliyle çizerek yaşamına yön veriyor. Rabbimiz, insanoğlunun tutum ve seyrine göre hayatımıza yön veriyor. Yani ilahi yolda atılan adımlara ve samimiyete bakarak yaşantımıza yön veriyor. Bu hem kişisel anlamda hem de topluluk anlamında değerlendirilebilecek önemli bir husustur. Konuya Türkiye olarak bakmakta yarar var. Milletimizin 2002 yılında başlayan milli uyanış atağıyla günümüze dek sürdürdüğü tavizsiz ve kararlı duruşu bazı şerlerin hayra tebdilinde önemli bir adımdır. Bizim bazı konularda ki algı yeteneğimiz yetersiz kalabiliyor. Bize hayr görünen gelişmeler şerre, şer görünen gelişmelerde hayra dönüşebiliyor. Bugün gelinen noktada AK Parti’nin toplam bazda yaptığı icraatlarıyla daha çok maddi anlamda ülkemizin kendi yağıyla kavrulur noktaya ulaştığına toplum olarak şahit olabiliyoruz. Manevi alanda henüz istenen noktaya ulaşabildiğimizi sanmıyorum. Bir musibet bin nasihatten evladır. Bu geçen süreçte yaşadığımız çok sayıda ki musibetler aslında milli uyanışa katkı sağlayan en önemli etkenlerdi. Manevi uyanış bu milletin ekmeği ve suyudur. Şu an milletçe maneviyata acıktık. Tokluğa erişmek için atmamız gereken adımlar önümüzde bekliyor.
Manevi çöküşün temelinde eğitimsizlik yatıyor. Yani yetersiz eğitim yatıyor. Bu konuda AK Parti’nin gereken düzenlemeyi bir türlü sağlayamadığı da bir gerçek maalesef… Okullarda verilen maneviyat üzülerek ifade etmeliyim ki çok yetersizdir. Son zamanlarda ülkemizde yaşanan suç oranlarının çokluğundan ziyade niteliği ürpertici bir hal almaya başlamıştır.

Örnek mi istersiniz?

Adına insan denilen bir takım yaratıklar cami ve mescitlere girerek soygun yapabiliyor. Yakın tarihimizde camilerin kapısının kilitlenmesi diye bir durum yoktu. Gelinen noktada camilerde ki kumbaralardan tutun da halı ve kilime varıncaya kadar hırsızlıklar yapılır oldu. Bunun tehdit içeren kısmı; hırsızlık fiilinden önce yapan kişinin Allah’ın evi olarak nitelendirdiğimiz kutsal yapılarda bu çirkin fiili işlerken hicap ve endişe duymamasıdır. Bu aslında imani zafiyete delalet eder. İmanını tehdit eden bir konuda endişe hissetmeyen bir kişi, camide ki tüm eşyaları boşaltsa ne anlam ifade eder ki?
Ülkemizde ki suçlardan en korkutucu olan bir diğeri de daha bebek yaşta sayılabilecek çocuklara yönelik yaşanan cinsel istismar suçlarıdır. Yaşı 50 veya 60’ların üzerinde yaşlı başlı kişilerin değil çocuğu, torunu yaşta ki küçücük çocukları istismar etmesi daha da kötüsü iğfal etmesi ülkemiz adına karanlık gidişatın görünen diğer bir çehresidir.
İşte sadece iki örnek bile sıkıntının boyutlarını gözlerimizin önüne sermektedir. Maddi refah seviyesinin artmasıyla kapitalist bir anlayış modeline dönüşen bu çarpık sistem, milletimizin olan gelişmeler karşısında çaresiz ve vurdumduymaz tavrı daha da kötüsü ise kabullenmiş görüntüsü bir başka çıkmaz sokaktır.
AK Parti’nin asıl ciddiye alması gereken husus budur. Misyonerlerin binlerce metotla içerimize saldığı ajanların zamanla uyguladığı oyunlar sonrasında milli vicdan kararmış, yerine İslam’la hiç uyuşmayan tamamen kişisel çıkar odaklı bir millete dönüştürüldük.
Ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu, dış güçlerin oyuncağı ve maşasıdır. Ülkemiz hayrına manevi uyanış adına atılan her adımın önünde ki en büyük engellerden biridir. Bu milletin hayrına atılan adımlarda muhalefet hatırına yaptığı konuşmalar milletimizin milli vicdanıyla taban tabana zıttır. Milletimizin geçmişten gelen ve asla bilinçaltından temizlenemeyecek olan manevi duruşu karşısında niçin bu kadar ısrarla aslımıza uymayan adımlar atılmak isteniyor?
Bu gerçeğin cevabını 15 Temmuz gecesi aldık. Buradan açık ve net ifade etmek isterim. Yaşanan gelişmeler ve atılan adımlara bakıldığında darbe girişiminden hem CHP liderinin hem de HDP liderlerinin sonuna kadar haberi vardı. Bunu inkâr, milletimizin aklıyla alay etmektir. Demek ki bu ülkede birçok olay, el altından gelişmelerle yönlendirilmiş.
Şimdi gezi parkı olaylarını daha iyi anladık.

Şimdi faili meçhul cinayetler gerçeğini daha iyi anladık.
Şimdi manevi alanda ki tahribatın sebeplerini daha iyi anladık.
Bunların hepsinin temelinde dış güdümlü alçak ve hain cemaat safsatasıyla kendini kabullendirmiş ajanların sağladıkları iğrenç katkılar su yüzüne çıkmaya başladı.
Cemaat konusuna girmişken; İslam adına da olsa tüm böylesi yapıların sıkı kontrollerinin sağlanmasıdır.
Devlete düşen görev bu ülkede hayr adına iş yapan tüm vakıf, dernek ve cemiyetlerin kontrol altına alınarak süzgeçten geçirilmesi elzemdir. Bunlar belki vatan hainliği yapmıyor olabilirler. Ama açıkça gördüğüm şudur. Çoğunluk, elinde ki işini gereğince dürüst takip etmiyor. Allah korkusu dillere takılı kalmış. O korku kalbe inmemiş. Hesap günü korkusu, anlaşıldığı kadarıyla sadece ölüm anında yaşanan bir realiteye dönüşmüş. Yaşamı boyunca icra ettiği fiiliyatlar, el ayak tutarken göz ardı edilmiş. Herkes işin şovuna talip olmuş. Başlarında ki yetkililer de baya bildiğiniz şovmenlere dönüşmüş. Birkaç programda boy gösterdiyse, onun bunun parasıyla yaptıkları faydaları tamamen kendi başarısı olarak lanse etmeyi becerebildiyse bunu kendi başarısı zannetmiş. Kendisine hak için uyarıda bulunan hayr sahibi insanlara cephe almışlar. Onları sistem dışına itmişler. Kısacası bulundukları mevkiin önemli adamı olmuşlar. Belediyeden oradan buradan aldıkları uyduruk yemek vs. davetleri karşısında büyük haz duymuşlar.
Daha bu ülkede ayıklanacak çok pürüzler var, çoook…
 
Bu yazı toplam 209 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum