1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Molla Fenari R.A.
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Molla Fenari R.A.

A+A-
Müderris, Osmanlı Devletinin ilk şeyhülislamı. Adı Muhammed, lakabı Şemseddin olup, babasının ismi Hamza’dır. 1350 (H. 751) senesi Safer ayında Fenar köyünde doğdu. Bu köyde doğduğundan veya babasının fenercilik sanatıyla meşgul olmasından fenari nisbesiyle meşhur oldu. Molla Fenari, Mı¬sır'da tahsil ve terbiye görmüş, Mem¬luk Sultanı Müeyyed'in iltifatlarını görmüştür.
Osmanlı Sultanı Çelebi Mehmed'¬in çağrısı üzerine gelmiş ve Bursa kadılığına tayin edilmiştir (1424). Son¬ra Manastır Medresesi müderrisliği de kendisine tevdi edildi. Vermiş oldu¬ğu fetvalarla halkın hukukunu koru¬mada dikkat çekmiş ve II. Murad ta¬rafından "Müftiyyu'l-enâm" unva¬nıyla ilk şeyhülislam tayin edilmiştir. Bu üç vazifeyi 6 yıl birlikte yürütmüş¬tür.
Molla Fenari, akli ve nakli ilimlerde zamanın bir tanesiydi. Babasından ve Somuncu Baba diye meşhur, büyük evliya Şeyh Hamideddini Kayseri’den de tasavvuf marifetlerini elde etti. Din ilimleri yanında, fizik, matematik, astronomi ve diğer fen ilimlerinde de üstün bir dereceye yükseldi. Bursa’ya yerleşti. Sultan Yıldırım Bayezit ve Çelebi Sultan Mehmet Han zamanında Bursa’da çok talebe okutup binlerce alim yetşitirdi.

Adı ve şöhreti her tarafa yayıldı. Sultanlar, kumandanlar ve büyük alimler kendisine hürmet ve itibar gösterdiler. İlim ve irfan talep edenler, her taraftan koşarak gelip, onun derslerine devam ettiler. Molla Fenari rahmetullahi aleyh ders okutma yanında fetva işlerini ve Bursa Kadılığını da yürüttü. Bir ara Bursa’dan Konya’ya gitti.
Molla Fenari 1419 (H. 822) yılında Hacdan dönerken Mısır Sultanı Melik Müeyyed, memleketinde kalarak ders vermesini rica etti. Bir müddet kalıp birçok ulema ve evliya ile sohbet, ilmi müzakere ve fikir alış verişinde bulundu.
Bu haccında Medine-i münevveredeyken orada vefat eden büyük veli Şah-ı Nakşibend’in halifesi Muhammed Parisa’nın cenaze namazında bulundu. Sultan İkinci Murad Hanın iltifat ve teveccühlerine kavuştu. Sultan onu, müftilik ve kadılık makamının en yüksek derecesi olan Şeyhülislamlık vazifesine tayin etti.
Padişah’ın her hususta en has müşaviri oldu. Molla Fenari hazretleri Bursa’da ilim öğretme yanında kazzazlık (ipekçilik) yaparak nafakasını temin etmeye çalıştı ve kazancı ile çok hayrat ve hasenatta bulundu. Kudüs’te bir medrese satın alıp masraflarını Anadolu’da yaptığı vakıfların gelirinden karşılamıştır. Molla Fenari, Bursa’da inşa ettirilen Ulu Caminin açılışında bulundu. Caminin açılışında ilk Cuma hutbesini okuyan hocası Hamidüddin-i Kayseri’nin dua ve iltifatına kavuştu. Molla Fenari, İskendername’yi nazm eden Mevlana Ahmedi ve tıp ilminde Şifa kitabının sahibi tabib Hacı Paşa ile birlikte Mısır’da Ekmeleddin-i Baberti’nin huzurunda ders arkadaşıydılar.
Birgün evliyadan birini ziyarete gitmişlerdi. O zat onlara bakıp, Mevlana Ahmedi’ye; “Sen vaktini şiire harcarsın.” Hacı Paşaya; “Sen ömrünü tıpta harcarsın.” Molla Fenari’ye de; “Sen de ömrünü din yolunda harcar ilim ve takvayı birlikte bulundurursun.” buyurdu. Gerçekten buyurduğu gibi oldu. Molla Fenari, Karaman Bey’inin kızı Gül Hatunla evlenmiş olup, iki oğlu iki kızı olmuştur. İki oğlu da kendisi gibi alim olarak yetişmişler,
Büyük alim Şemseddin-i Fenari’nin gözlerine ömrünün sonuna doğru perde gelip görmez oldu. Bir gece Peygamber efendimizi rüyasında gördüğünde, Resulullah efendimiz; “Taha suresini tefsir eyle.” buyurunca; “Yüksek huzurunuzda Kur’an-ı Kerim’i tefsir etmeye gücüm olmadığı gibi, gözüm de görmüyor.” diye cevap verdi. Peygamber efendimiz bir parça kumaşı gözlerinin üzerine koymuş, uyanınca Fenari’nin gözleri açılmış ve kumaş parçasını gözlerinin üzerinde bulmuştu.
Bu halin şükrünü yapabilmek için ikinci defa çok yaşlı olmasına rağmen hacca gitti. Dönüşünde Receb ayında Bursa’da 1431 (H.834) yılında vefat etti. Kabri Bursa’da, Keşiş Dağı eteğindeki Maksem adı verilen semtte yaptırdığı mescidin yanındadır. Caminin yanında bir medresesi ve pekçok hayır eseri vardır.
Eyyüp Sabri Paşa; Fenari merhumun gözlerine ama arız olmasının sebebini nakledenler demişlerdir ki: Mevlana Fenari( Lühumu ulema’yı arz ekl etmez) mazmununda mervi olan hadisin sıhhatini tasdıkda tereddüd ile tahkık içün bir çok zaman evvel vefat etmiş olan üstadı Mevlana Alaaddin Esved hazretlerinin mezarını açup merhum müşarun ileyhin cesedi şerifini zamanı hayatında olduğu gibi kemali letaif üzere terünaze olarak bulmuş ve binaen aleyh Hadisi Şerifi mezkür hakkındaki şüphesi zail olup fakat makbereden ayrıldığı sırada kulağına “ Mazmunu hadisi meymune yakın ve tamaninet hasıl iddinmi? Danai zamair beyyinayi serair hazretleri seni nuru basıreden mahrum itsün!” sadayi hatifisi vasıl ve o dakikada gözlerine ılleti ama arız olmuştur. İnteha.(Miratülmedine c.2)
Molla Fenari hazretlerinin İsaguci Şerhi: Mantık ilmine dair çok kıymetli şerhtir. Bu mantık kitabını; birgün sabahleyin başlamış güneş batarken bir günde bitirmiştir. Eser Osmanlı medreselerinde uzun zaman ders kitabı olarak okutulmuştur.
Molla Fenari halk tarafından o kadar çok seviliyordu ki, cuma için camiye çıkacağı zaman halk onu gör¬mek için yola dizilirdi. Sultana karşı halkın hukukunu savunmada ibretli sahneler sergilemiştir. Bir seferinde bir davadan dolayı şahit olarak gös¬terilen Yıldırım Bayezid'in şahitliği¬ni, onun yüzüne karşı söylediği şu sözlerle:
"Hakk'a ibaret¬te kusur eden Yıldırım'ın halk huku¬kunda da laubaliliğe kapılıp yalan ye¬re şahitlik edebilme ihtimali vardır." reddetmiştir
Yıldırım gibi bir hükümdara böyle hitab etmesi, o devirde kadının hukuk anlayışını ve hukukun üstünlüğünü göstermesi bakımından oldukça ilgi çekicidir. Molla Fenari bu hadiseden sonra Bursa'yı terketmişse de Yıldırım onun tekrar gönlünü almış ve Bursa'ya ge-tirtmiştir. 1402'de Timur Bursa'yı iş¬gal ettiği zaman Molla Fenari de esir düşmüştür.
Molla Fenari'nin bir menkabesi: Osmanlıların ilk şeyhülislamı Molla Fenari Şeyhülislam olmadan önce Bursa kadısı idi. Onun kadılığı sırasında bir adam pazardan bir at sa¬tın aldı. Fakat alışverişin hemen ar-kasından atın hasta olduğunu farketti. Geri vermesi gerekiyordu, ama sa-tın aldığı adamı zorluk çıkartır, atın hastalığını kabul etmez diye önce ka¬dıya gidip resmi kanaldan işi sağlama bağlamak istedi. Mahkemeye gittiğin¬de kadıyı (Molla Fenari) yerinde bu¬lamadı, işini ertesi güne bıraktı. Fa¬kat o at gece öldü. Adam ertesi gün olanları kadıya anlattı, mağdur oldu¬ğunu, ne yapması gerektiğini sordu.
Molla Fenari, "Senin zararını ben ödeyeceğim" dedi. Adam hayretle ka¬dıya baktı, "Niçin siz ödeyeceksiniz, konuyla hiçbir ilginiz ve suçunuz yok ki..." dedi. Molla Fenari, "Evet öy¬le görünüyor ama aslında benim de suçum büyük. Eğer sen dün makamı¬ma geldiğinde ben yerimde olsaydım, olaya müdahale eder, atı geri verdi¬rir, paranı iade ettirirdim. At da sa¬hibinin elinde ölmüş olurdu. Bu im¬kân şimdi yok olmuştur. Senin zara¬rına benim makamımda bulunmamam sebep olduğu için zararını ben ödeyeceğim" dedi ve ödedi. İşte adalet budur. Ruhu şadolsun. (devam edecek)
 
Bu yazı toplam 138 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.