Kerim Candan

Kerim Candan

Yazarın Tüm Yazıları >

Moriskolar

A+A-

Okumaya başlamış bulunduğunuz yazı, size bir şeyler öğretmeye meraklı bir yazarın yazıları değil de tarihsel bir trajedinin tanınmasına katkı sağlamayı amaçlayan keder yüklü yazısıdır.

Hala keder arıyorsanız bu satırlarda biraz daha sabretmelisiniz. Kendinizi hazır hissediyorsanız buyurun hep beraber bakalım tarihin buğulu penceresine…

Cengâverlerin dörtnala gittiği, fetihlerin fetihleri kovaladığı topraklarda tatlı başlayıp acı bitmiş bir hikâyedir Endülüs!

Endülüslü İslam bilginlerinin uygarlığa katkıları üzerine yazılan haberler ilgimizi bu konu üzerine çekmeğe muvaffak olduğundan mıdır nedir? Endülüs’te İslam ve Müslümanlar üzerine çeşitli makale ve yazılar gündemde yer bulmaktadır. Avrupa’nın bağrında İslam’ı yaşamış ve yaşatmış, bilimin ocağı olmuş bu Müslüman toplumun yeterli ilgi ve alakayı görmediğinden hareketle bu hafta Endülüs Müslümanlarını anlatmayı kendime bir borç edindim.

Avrupa’da bugünlerde yaşanan miting iptalleri, demokrasiyi askıya alma uygulamalarıyla ırkçı ve faşist politikaları görünce Moriskoların, azınlıklar ve yabancıların yaşadıklarını hatırladım. Bu nedenle daha önceden yazmış olduğum bu yazıyı yayınlamak istedim ki Avrupa’nın kirli yüzüne hep birlikte bir ışık tutalım istedim.

***

“Emevîler İspanya'da tam bir İslam egemenliği kurmuşlardı. Ancak zamanla, başa geçen hükümdarlar cihadı bıraktı ve saraylarda sefa sürmeye başladılar. Taht kavgaları ve sevdaları, kardeş kanının dökülmesi sebebiyle yıkım dönemi başladı. Ülke çevresinde gelişen Hristiyan birlikler zamanla daha fazla güçlendi. Aragon kralı Ferdinand ile Kastilya kraliçesi I. İsabel'in evlenmesi ve ordularını birleştirmesi ile Hristiyanlar daha da güçlenmiş ve Yahudilerle Müslümanları Endülüs'ten çıkarmışlardır. Kemal Reis komutasında bir donanma ile kurtulan Yahudilerle Müslümanlar gemilerle doğuya getirilmişlerdir.” (1)

Hristiyanlar tarafından ele geçirilmesinin ardından Müslümanlar açısından trajedinin başladığı söylenebilir. Din değiştirmeleri için yapılan baskılar, yıldırmalar, isimlerini kullanamama, daha çok vergi ödeme gibi birçok konularda yoğun bir baskı ve zulme uğradılar. Öyle ki, Müslümanlar oruçlu iken, bir şeyler yiyip içmediklerine bakılması, Cuma günleri namaz vakitlerinde evlerinin kapılarını açmak zorunda kalmak gibi anlatması güç, yaşaması daha da güç olan baskı ve zulümlerin nasıl bir travmaya derin bir hayal kırıklığı ve kedere sebep olabileceğini düşünmek bile yeterince üzüntü vericidir. Onlara moriskolor (yani Müslümanlıktan Hristiyanlığa zorla geçiş yaptırılmış) diyorlardı. Hatta bu işin öncülerinden bir papaz, krala yazığı raporda, moriskoların Hristiyan inancını benimsemek için çok istekli olmadıklarını, gizliden gizliye Müslümanlığı yaşadıklarını yazıyordu.

Okudukça daha çok kalbimizi yaralayan bu trajedide, Gırnatalı bir çiftçinin başına gelenlerin, nasıl bir acıya, gözyaşına ve derin bir kedere sebep olacağını bilmemek mümkün mü?

Gırnatalı bir çiftçi, bizzat şahit olduğu olayları anlatırken şöyle demektedir: Hiç bir halk, Gırnata Müslümanları kadar acı gözyaşları dökmemiştir. Ben gördüklerimi anlatıyorum sözümde mübalağa yoktur. Daha dün, üç yüz Müslüman kadın ve kızın esir pazarında satılığa çıkarıldığını gördüm. Kadınlarımız tecavüze uğradılar. Bizzat ben, üç oğlumu ve iki kızımı kaybettim; elimde sadece altı aylık şu ufacık kızcağızım kaldı. Ben mazi için ağlamıyorum; zira mazi geçti, artık geri de dönmeyecek; fakat bundan sonra göreceklerimiz için ağlıyorum. Bu gördüklerimize tahammül edemiyorsak, bundan sonra göreceklerimize nasıl tahammül edeceğiz? Bize taahhütlerde bulunan kral (Ferdinand)ın bizzat kendisi bu taahhütlerini bozuyorsa, onun yerine oturacaklardan ne bekleyebiliriz? (2)

***

 

Cennet mekân Abdülhamit Han “tarih tekerrür etmez, hatalar tekerrür eder” der. Tarihsel olay ve olguları geleceğe dair dersler çıkarmak ve daha iyi yaşamak için bilmek gerekir. Tarihi sadece kahramanlıklar ve kazanılan savaşlar üzerinden öğretmeye kalkarsak sığ bir tarih bilgisine sahip gençlik yetiştirmiş oluruz. İyi ve kötü yaşanılan her tarihi olay değerli bir mirası da taşır.

 

Bu miras doğru, yanlış, iyi veya kötü milletlerin yaşadığı tarihi tecrübeleri irdeleyip dersler çıkarmaktır. Ümit ediyoruz ki tarih tekerrür ederse de hatalar tekerrür etmesin! Selam ve dua ile.

 

 

Kaynaklar:

1- https://tr.wikipedia.org/wiki/End%C3%BCl%C3%BCs_Emev%C3%AE_Devleti

2- http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/37/781/10026.pdf (Mehmet ÖZDEMİR)

Bu yazı toplam 415 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.