Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

MÜFREDAT PROGRAMLARI

A+A-

Bayram tatillerinde karşılaştığımız trafik kazalarının problem olması ve bir türlü çözülememesi gibi, eğitimimiz de baştan ayağa problem olmuş bulunuyor. Bu sebeple de neresinden tutsanız ve çözdüğünüzü zannetseniz aksine tuttuğunuz o yer elinizde kalıyor.

Bir ömür bitiyor, fakat eğitim konumuz bir türlü yerine oturdu artık diyemiyorsunuz. Eski bir problemini çözseniz, yerine daha ağır bir şekilde yeni bir problemin oturduğunu görüyorsunuz.

Tabii bunun bir takım sebepleri var. Her şeyden önce eğitim konusu bir tek birimden oluşmuyor. Çok kompleks bir mesele olarak karşımızda duruyor. Sadece görünür taraflarına baksanız bile onu halletmek yıllar alıyor.

Her şeyden önce yetiştirmek istediğiniz öğrenciler, farklı yaş ve çağlarda bulunmakta ve her yaş ve çağın eğitimi farklı uygulamaları gerektirmektedir. Bu da öğrencilerin farklı yerlerde eğitilmesini ve farklı binalarda eğitim yapılmasını gerektirmektedir.  

Gerçi son on-on beş yılda yapılan yeni binalarla günümüzde sanki yer konusunun çözüme kavuştuğu görüntüsü vermektedir. İkili üçlü eğitim ve öğretim artık yerini tam gün eğitime bırakmış görünüyor. Bu durum tabiatıyla sevinilecek bir durumdur. Ancak diğer konular bu kadar kolay çözüleceğe benzemiyor.

Zira bina yapımı maddi imkânlarla sınırlı bulunuyordu ve bu imkânı bulduğumuzda çözüme de ulaştık. Fakat eğitim ve öğretimin diğer boyutları maddi boyutu kadar kolay çözülecek gibi görünmüyor.  

Çünkü bunun çözümü insan unsuruna, hem de yetişmiş insan unsuruna dayanmaktadır. Diğer bir boyutu da yapacağımız eğitimle nereye ulaşmak istediğimiz meselesidir. Yani eğitime konu edindiğimiz öğrencileri, ulaşmak istediğimiz noktaya hangi programla ulaşacağımızı bilmemiz de ayrı bir konudur.

Bütün bunların ötesinde bu eğitim ve öğretimi kimlerin vereceği, daha doğrusu kimlerin verebileceği konusu bulunmaktadır. Yani eğitim ve öğretim elemanının kimler olacağı konusudur.

Hepsini göz önünde bulundurduğumuzda işte eğitim ve öğretim meselesi karşımıza bir problem olarak çıkmaktadır.

Şöyle düşünebilirsiniz: Eh, bu yıl binalar konusunu hallettik, önümüzdeki yıl da eğitim ve öğretim programını halledersek, ondan sonrası artık tek tek halledilme yoluna girer.

Böyle bir düşünce bizi kısır döngüye sokar. Ondan sonrası da artık çözümsüzlüktür.

Nitekim bugüne kadar yapılan da bundan öteye geçmemiş, eğitim ve öğretim meselemizi çözüme kavuşturmamıştır. Cumhuriyetin 100. yılını kutlamaya yaklaştığımız bu yıllarda hâlâ eğitim meselesini bir problem olmaktan çıkaramamışsak bir yerlerde hata ettiğimiz âşikârdır.

Bu bakımdan her şeyden önce bizim bugünkü eğitim ve öğretimle sistem ve uygulamamızla nereye ulaştığımız konusunun önümüze bütün detaylarıyla konulması gerekir. Buraya hangi şartlarda ulaştığımız ve nereye ulaşmayı hedefleyip de nerede kaldığımız konusunun ele alınması ve ulaşmak istediğimiz hedefin neresi olacağı konusunun belirlenmesi gerekir. Sonra da bu hedefe hangi müfredatla ulaşabileceğimiz meselesi gündeme gelmelidir.

Bütün bunların ötesinde ‘bu müfredat hangi yetişmiş kişilerin elinde hedefe ulaştırabilir?’ sorusu akla gelir.

O müfredatı uygulayacak elemanlar yoksa ve mevcutların elinde neticesiz kalacağı kesine ulaşacak derecede bir gerçek olarak karşımızda duruyorsa yapılacak çalışmalar bu güne kadar yapılanlardan pek farklı olmayacaktır.

Yeni bir müfredat çalışması yapmadan önce ‘nereye ulaşmak istiyorduk?’, ‘mevcut müfredatla nereye geldik?’ ve ‘bu noktaya hangi müfredat ne kadar ve kimlerin elinde uygulanarak bu noktaya ulaştık?’ gibi istatistik bilgilere ihtiyaç vardır.

Ayrıca ulaşılmak istenen hedef de belirlenmelidir.

Bu yazı toplam 302 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.