Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

MÜFTÜLER VE NİKÂH

A+A-

 

         Birkaç ay öncesinde Nikâhın müftüler tarafından da kıyılmasına izin ve yetki verilmesi meselesi gündeme gelmişti. Konu bir müddet gündemde tutulmuş, sonra da gündemden düşmüştü. Bunun sebebi her halde yetki meselesinin kanunla ilgisi olduğu ve meclisin de o günlerde tatilde oluşu idi. Meclis yeni yasama dönemine girince de bu günlerde tekrar gündeme geldi. Yani konu üzerinde, belki de yarım kalan tartışma, yeniden canlanma göstermiş bulunuyor.

         Nedense iktidar tarafından yapılmak istenen bazı konular, özellikle de dinle şöyle veya böyle ilgisi bulunursa, bazı çevreler tarafından mutlaka gündeme getirilmekte ve tartışma konusu yapılmaktadır.

Bilindiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Anayasasında da belirtildiği üzere, Lâik bir devlettir. Yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti her hangi bir dinin getirdiği hükümlerle idare edilmez ve devlet tebaasına her hangi bir dine inanmaları ve o dini benimsemeleri konusunda zorlayamaz ve hatta bu yolda bir telkinde bulunamaz demektir.

Bu hususu belirleyen ve koruyan, kollayan da Anayasa ve onun belirlediği kurumlardır. Dikkat edilirse Anayasa bu konuda açıktır.

Ancak şurası bir gerçek ki, devlet lâik oldu diye, vatandaşlarının da lâik olması, yani bütün din ve inanç sistemlerinden sıyrılmış bulunması söz konusu değildir.

Bu sebeple de devlet kanun yaparken bu konuyu gözden ırak tutmaz. Yani farklı dinlere mensup vatandaşlarının inançları gereği yaşayışlarına o da dikkat eder. Vatandaşlarına ‘Ben nasıl hareket etmeni istiyorsam, sen ancak öyle hareket etmek mecburiyetindesin’ diyemez. Eğer böyle diyecek ve bu şekilde davranacak olursa hata etmiş olur. Çünkü böyle bir davranış, prensip olarak kabul ettiği lâik olma özelliğini yok etmek anlamına gelir.

Memleketimizde vatandaşlarımızın yüzde doksan sekizden fazlası İslâm dinine mensuptur ve bunun da bir anlamı vardır: Devlet koyacağı her kanunda bunların ve geri kalanların inançlarına aykırı davranamaz ve onların inançlarına aykırı kanunlar çıkarmaz.

Tabii nüfusun diğer kısmını oluşturan vatandaşların inançları farklıdır. Bundan dolayı da onların inançlarına müdahale etmesi de düşünülemez. Nitekim öyle de olmaktadır.

Bunlardan biri de her Türkiye vatandaşı gibi azınlıkta bulunan dinlere mensup olanların dinlerine bağlılıklarını yok etme ve onlara aykırı davranmayı da yapmaz.

Konuya nikâh açısından baktığımızda şöyle diyebiliriz: Her hangi bir dine mensup olan kimse kendi inançlarına göre nikâh akdini yapabilir ve bu konuda ilgili kimselerden yardım da alabilir. Nitekim konu bugüne kadar böyle olmuştur. Yani Hıristiyan olanlar hâlen kendi din adamları papazların huzurunda ve mabetleri olan kiliselerde nikâh akdini icra etmekte, Yahudiler de kendi din adamları olan hahamlarının eşliğinde kendi mabetleri havralarda bu işi gerçekleştirmektedirler.

Ancak resmi nikâhın anlamı, yapılan bu evlenme akdinin aynı zamanda Belediye görevlisinin huzurunda gerçekleştirilerek yapılması ve tescil işlemidir.

Müslümanlara gelince onlar da aynı resmiyete tabidir. Ne var ki, onların imam veya başka bir din görevlisinin huzurunda veya mabetleri olan camilerde nikâh akdi yaptırmaları dinen gerekli değildir.

Peki bu söz düellosunun anlamı nedir?

Bunu da diğer yazımızda ele alalım.

Bu yazı toplam 178 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.