1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Muhalefete Açık Mektup
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Muhalefete Açık Mektup

A+A-
Türkiye çok partili demokrasiye ben diyeyim 1946, siz deyin 1950 seçimleriyle başladı. Siyasi tarihimize bakarsanız o günden bu yana Türk siyasi hayatında bazı inkıtaları saymaz isek CHP vardır.
Sonra DP, daha sonra  AP, DYP, ANAP, MN, MSP, RP  en önde parti oldu ve bugün varlıkları ile yokları pek anlaşılmayan bir konudadır.
CHP’de  İnönü’den görevi alan merhum Bülent Ecevit dahil CHP  hiçbir zaman istenilen düzeyde iktidar olamadı. Tabi ki, AP’den transfer ettiği 11 milletvekili ile kısa dönem hariç. Ecevit’in yerine geçen Deniz Baykal ile CHP birkaç kez koalisyonlarda görev aldı. Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP   patinaj yapıp duruyor.
Ya MHP’ye ne demeli?
Kuruluşunu bilenler vardır. Ben bilmeyenlere bir kez daha hatırlatayım.
MHP, 8-9 Şubat 1969 tarihinde Adana'da yapılan genel kongrede Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin adını Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirmesiyle kurulmuştur "Hilâl içinde Kurt" amblemi benimsenmiştir. MHP'nin bir de Türklerin özgürlüğünü temsil ettiğine inanılan bozkurt işareti vardır.MHP, 1969 ve 1973 genel seçimlerinde büyük başarılar sağlayamamıştır.Milliyetçi Hareket Partisi, milliyetçi muhafazakar tabana seslendi. Bunda da zaman zaman kendisine taraftar topladı.
Parti bazılarınca nasyonal sosyalistlikle suçlandı, sol görüş taraftarlarınca faşistlikle itham edildi. Partililer her iki suçlamayı da reddetti ve Atatürk ilkelerine uygun olarak "Türk-İslam Ülküsü" (Ülkücülük) görüşünü savunduklarını dile getirdiler.
Aralık 1995 genel seçimlerinde % 8.2 oy alan MHP, % 10’luk seçim barajını aşamadığı için milletvekili çıkaramadı. Alparslan Türkeş'in vefatından sonra, 6 Temmuz 1997’de yapılan olağanüstü kurultayda iki aday Alparslan Türkeş'in oğlu Tuğrul Türkeş ile Devlet Bahçeli arasında yapılan seçim yarışını Devlet Bahçeli kazandı ve genel başkanlığa seçildi.
MHP, 1999 Türkiye genel seçimlerinde % 17.98 oy alarak DSP’nin ardından en çok oy alan ikinci parti oldu ve 129 milletvekili çıkardı.Kurulan DSP-ANAP-MHP koalisyonunda, biri başbakan yardımcılığı olmak üzere 12 bakanlık alarak, ikinci büyük koalisyon ortağı oldu. 5. Ecevit Hükümeti'ne katılırken Rahşan Ecevit'le sorun yaşayan MHP, yine de koalisyonda uyumla çalıştı, ancak ekonominin çökmesi üzerine dışarıdan getirilen Kemal Derviş ile uyuşamadı. Eylül 2002'ye gelindiğinde TBMM'de 125 milletvekili kalmıştı. Daha sonra iktidardayken Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin aldığı 3 Kasım seçim kararı ile seçime gidildi. 2002 Türkiye genel seçimleri MHP için büyük bir yıkım oldu ve %18 olan oy oranı %8.3'e düştüğünden MHP parlamentoya giremedi.2007 Türkiye genel seçimlerinde %14.29 oy alarak 71 milletvekilliği kazanmış ve mecliste yeniden grup kurmuştur. 2009 Türkiye yerel seçimlerinde, biri büyükşehir olmak üzere 10 ilin belediye başkanlığını, toplamda da 490 belediye başkanlığı kazanmıştır. Son olarak Haziran 2015 Türkiye genel Seçimleri’nde %16,29 oy alarak 80 milletvekilliği kazanmış ve yeniden grup kurmuştur.
Siyasi yelpazede CHP bir kütle partisidir. Küçük değişimler dışında  1950 seçimlerinden bu yana oyunu birkaç puanlık değişimle korumuştur. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP’de mesafe alamamış, halka inandırıcı gelmemiştir.
MHP  ise tam bir girdap.  40 yılı aşkın bu parti’nin başına Alpaslan Türkeş’ten sonra gelen Devlet Bahçeli ne yaptığını, ne yapacağını bir türlü kestirememiş, ideolojik söylemleri ile de halkın partisi olmak bir yana, lokal parti olmuştur. Hatta ki, bu lokal konumu bile bugün tartışma konumundadır. Adeta saltanat kurulan partide her seçimde başarısızlığa ve erozyona uğrayan partinin mutlaka kendisini yenilemeli, liderini değiştirmelidir. Ne yazık ki, değiştirme lafı bu partinin idealine uygun olsa bile liderinin beyninde patlamalara neden oluyor. Kendisine rakip olabilecek, öne çıkan kimseleri nasıl bir demokrasi anlayışı ise yok ediveriyor. İşte son örnekler partinin ağır toplarından birisi olan Meral Akşener ve Sinan Oğan’ın aday gösterilmeyişi buna bir örnektir.
Şimdi Türkiye için öz eleştiri yapacaksak, belki Milliyetçilik adına, Türklük adına bir şeyler vermiş olabilir. Ancak şunu da kimse unutmasın ki, hiç kimse bir diğerine göre daha fazla milliyetçi olamaz. Milliyetçilik, Türklük ya da Müslümanlık kimsenin de tekelinde değildir. 7 Haziran seçimlerinden sonra takındığı tutun ve davranışları ve ani çıkışları ile söylemleri ile Türkiye’nin o günden bu güne kadar yaşadığı kaosun baş mimarı Devlet Bahçeli’dir. Son seçimde halk bu konuda gerçek ve doğru mesajını vermiştir. Şimdi gerek CHP, gerekse MHP ve diğer partiler oturup, ne yapması gerektiğini, nerede hata yaptıklarının hesabını yapmalı ve bu iki parti A’dan Z’ye değişime gidip, gelecek seçimlere hazırlanmalıdır. Yoksa parti ve partililer her zaman hüsrana uğrayacak ve öyle görünüyor ki,  CHP olmasa bile MHP Türkiye’de parti mezarlığında yerini alacaktır.
 
 
    
Bu yazı toplam 87 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.