1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. Muhalefetin Tedirginliği
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Muhalefetin Tedirginliği

A+A-
1Kasım seçimlerde hükümet kurabilecek bir çoğunlukla Meclise giren parti belli olunca, ister istemez, diğer partilerin muhalefette kaldıkları ortaya çıkmış bulunmaktadır. Böylece bu dönemde üç parti muhalefet partisi olarak Büyük Millet Meclisi’nde yer almış bulunmaktadır.
Bu partilerden CHP, yaşım itibariyle şahit olduğum, 1950 genel seçimlerinden sonra yapılan bütün seçimlerde tek başına iktidar olacak çoğunluğu asla elde edememiştir. Hep muhalefette kalmıştır. Bu durum Milli Şef İsmet İnönü, partinin genel başkanı olarak bulunduğu dönelerde de, (Karaoğlan) Bülent Ecevit’in İnönü’yü Genel Başkanlık koltuğundan indirip kendisinin genel başkan olarak girdiği bütün seçimlerde ve hatta ondan sonra genel başkan olanların dönemlerinde de hep aynı olmuştur. Bundan dolayı CHP hem ezeli muhalefet partisi olmuştur, hem de bu gidişle, ebedi muhalefet partisi olamaya namzet ve mahkûm görünmektedir.

Bu neden böyledir? Sorusuna Parti ileri gelenleri, öyle zannediyorum ki, bu güne kadar bir cevap aramışlardır. Ancak her halde, bunun doğru cevabını bulamamış olmalıdırlar. Veya bulsalar da geçmişte takip edilen yoldan ayrı bir yolu uygulamada kendilerini yeterli bulmamış olabilirler. Veya bu işin sırrı, geçmişle yüzleşememek sıkıntısında gizlidir. Yani Cumhuriyetten sonra kurulan ilk parti olmanın bir avantaj olduğunu düşünmek ve her dönemde seçmenlerin bunu akıllarında tutmalarını istemek onlarca yeterli görülmektedir.
Çünkü bu düşünce her zaman ve özellikle de her seçim öncesinde dile getirilmekte ve bununla övünme yeterli bulunmaktadır. Bunu ifade ederken de partilerinin Cumhuriyetin eseri olduğu değil, Cumhuriyeti kuran parti olduğu dile getirilmektedir. Fakat iktidar olduğu dönemlere baktığımızda 1946 seçimlerine kadar, demokrasinin memleketimizde sadece adının telaffuz - o da bazen- edildiğini görebiliyoruz. Kısaca söyleyecek olursak; CHP’nin iktidara gelebilmesi, bu duygudan kurtulup nasıl bir yönetimde bulunacağını belirlemesi gerekir. Tek cümle ile söyleyecek olursak; CHP bugüne kadar, iktidar olabilmek için veya muhalefette bulunduğunda seçtiği söylemlerinde asla samimi olmamıştır. Onun için onlara sadece samimi olmalarını tavsiye edebiliriz.
MHP’ye baktığımızda şunu görmekteyiz: Bu parti (Her ne kadar Osman Bölükbaşı’nın Millet Partisine dayandırılsa da) görünürde 1960 ihtilâlinin eseridir. Bu ihtilâl ise, hangi niyetle yapılmış olursa olsun, götürdüğü ile getirdiği, her dönemde milletimiz tarafından karşılaştırılıp değerlendirilmiş ve hep olumsuz bulunmuştur. Bundan dolayı da ihtilâl ve yapanları, asla affedilmemiştir.
Kaldı ki, 1999 yılında Bülent Ecevit’in Başbakanlığında kurdukları koalisyon da o güne kadar kurulmuş olan hükümetlerin en zayıfı ve başarısız olanı olarak devrini tamamlamıştır. Ekonomi o zaman çökmüş, anarşinin başı olan kişi o dönemde ve onlara teslim edilmiş, fakat onlar onun hak ettiğini değil, asla hak etmediğini sağlamış, âdeta onu ödüllendirmişledir. Yaptıkları tek icraat ise yandaşlarını devlet kadrolarına yerleştirmek olmuştur. Bu zihniyetten ne zaman kurtulacakları da belli değildir.
Diğer Partinin henüz daha parti olmadığını, olamadığını görmekteyiz.
Netice olarak şöyle söyleyebiliriz: Seçimin bir an önce yapılmasını isteyen muhalefet, seçmenin verdiği oylardan memnun değil, fakat bu konuda önce kendilerini bir hesaba çekmeliler. Çünkü seçmen bu güne kadar söyleyeceğini hep açık seçik söylemiştir.

 
Bu yazı toplam 55 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.