Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Muharrem Ayı

A+A-
Daha önceki bir yazımızda İslâm’dan önce kullanılan takvimlerde de yılın on iki aydan oluştuğunu söylemiştik. Nitekim câhiliye döneminde kullanılmakta olan kameri takvim de böyle idi. Bunun böyle olduğunu Kur’ân-ı Kerîm bize şu âyette haber vermektedir: “Doğrusu Allah katında- gökleri ve yeri yarattığı günden beri koyduğu yasalar uyarınca- ayların sayısı on ikidir. Bunların dördü ‘haram ay’lardır. İşte doğru olan budur” (et-Tevbe, IX/36).
Ayrıca Kur’an bu aylardan dördünün ‘haram ay’ yani o aylarda harp, kıtal ve her türlü kavganın yasaklanmış olduğunu da haber vermiştir. Haram aylardan biri de Muharrem ayıdır. İslâm gelmeden önce bu durumu bilen Araplar bu aylarda aralarında harp etmezlerdi. Diğer zamanlarda her türlü saldırı ve talan hareketlerini yaptıkları halde bu aylardan biri gelince her tarafa serbestçe ve korkmadan gidip gelirlerdi. Nitekim panayırlar da bu aylarda kurulurdu.
Muharrem ayının bu aylar içinde daha da özel bir yeri vardı. Çünkü, her ne kadar doğruluğunu teyit edecek belge ve deliller bulunmasa da, geçmişte vuku bulan bazı olayların bu ayda, hem de onuncu gününde, gerçekleştiği nakledilmektedir. Meselâ, Âdem a.s.ın duasının o gün kabul edildiği, Nuh a.s.ın gemisinin bu günde Cûdi dağına oturduğu, Yunus a.s.ın balığın karnından bu günde kurtulduğu, İsrâil Oğullarının Firavun’un zulmünden bugün kurtulup Mısır’dan çıktıkları… gibi daha pek çok olay nakledilmektedir.

Her ne kadar, Hz. Peygamber a.s.’ın, Rabiu’l-evvel ayının on ikisinde Mekke’den Medine’ye hicret ettiği kesin olarak bilinse de, Muharrem ayının onunda hicret etmiş olduğu şeklindeki nakil de bunlardan birisidir.
Ayrıca bütün bu olaylardan dolayı o gün oruç tutulduğu da anlatılır.

Bu konunun doğrusu şu şekildedir: Hz. Peygamber a.s. hicretten sonra bir Muharrem ayının onuncu günü Yahudilerin oruç tuttuklarını görmüş ve niçin tuttuklarını sormuş; onlar da İsrail oğullarının o gün Firavun’un zulmünden kurtulduğunu ve Musa a.s.ın da o gün oruç tuttuğunu, kendilerinin de bundan dolayı oruç tuttuklarını haber vermişler. Hz. Peygamber a.s. bunun üzerine ‘Biz Musa’ya İsrail oğullarından daha yakınız’ diyerek o gün oruç tutmuş ve onlardan ayrı olduğunu göstermek için de bir gün daha ilâve etmiş. Müslümanlara da böyle (en az iki gün) tutmalarını söylemiştir. Şu hususu da bilmemiz gerekir: Henüz Müslümanlara oruç tutmak farz kılınmamıştı.
Ertesi yıl Müslümanlara, Kameri takvime göre, yılın dokuzuncu ayı olan Ramazan ayında oruç tutmaları farz kılınmış, bundan sonra da Hz. Peygamber a.s. bir daha Muharrem ayının onuncu günü oruç tutmamıştır. O günde oruç tutup tutmamaları konusunu soran Müslümanlara da isteyen tutar, isteyen tutmaz demiştir.
Buna göre o günde oruç tutmak dini bir hüküm taşımaz. Yani tutana “niçin tutuyorsun, tutmayana da niçin tutmuyorsun?” denmez. O gün için özel bir tatlı yapmanın, gusletmenin, eve erzak almanın… daha bilmem nelerin dinde bir yeri yoktur. Yani dinimiz bizden bugüne özel bir şey yapmamızı istemiş değildir.

Bu yazı toplam 60 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.