1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. MUHTEŞEM YÜZYIL VE OSMANLI
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

MUHTEŞEM YÜZYIL VE OSMANLI

A+A-

Bugün size yine tarihten bir yaprak sunmak ve ibret alacaklarında dikkatini çekmek isterim. Ancak yine belirteyim tarihi vesikalar beni taaaa o günlere götürüverir. Tarihin derinliklerinde kendimi bulurum. İşte  TRT’de yeni başlayan  Kut’ul Amare dizisi…
Ancak aşağıdaki yazımı çok değer verdiğgim, dostum  Yaşar Köken Albay kardeşim göndermiş. Çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşıyorum.
Hatırlarsanız bir süre önce  TRT’de    “MUHTEŞEM YÜZYIL” diye Kanuni Sultan Süleyman’ın  hayıtından bir kesit, dizi sunulmuştu. Kimileri beğendi. Kimileri ise  :
“Kanunu Sultan Süleyman  bu değildir. Ömrü sarayda kadın –kızla mı geçti” diye tepki gösterdi.
Herkesin görüşüne saygı duyuyorum. Buradan şunu da yazmadan geçemeyeceğim.
Tarih yalan söylemez, ama, tarihi yazanlar yalan yazar.
İşte gönderi. 
Takdir size ait.
OSMANLI’nın muhteşem zamanlarıdır.
Kanunî Sultan Süleyman devletin akıbetini düşünür; günün birinde Osmanoğulları da inişe geçer, çökmeye yüz tutar mı diye. Bu gibi soruları çoğu zaman süt kardeşi meşhur alim Yahya Efendi’ye sorduğundan bunu da sormaya niyet eder. Güzel bir hatla yazdığı mektubu Yahya Efendi’ye gönderir.
Mektupta “Sen ilahi sırlara vakıfsın. Bizi de aydınlat. Bir devlet hangi halde çöker? Osmanoğullarının akıbeti nasıl olur? Bir gün izmihlale uğrar mı?” der.
Mektubu okuyan Yahya Efendi’nin cevabı çok kısa ve şaşırtıcıdır; “Neme lazım be Sultanım!”
Topkapı Sarayı’nda bu cevabı hayretle okuyan Sultan Süleyman buna herhangi bir mana veremez.
“Acaba bu cevapta bizim bilmediğimiz bir mana mı vardır?” diye düşünür.
Nihayet kalkar Yahya Efendi’nin Beşiktaş’taki dergahına gelir ve der ki:
- Yahya Efendi mektubuma cevap ver. Bizi geçiştirme, sorumu ciddiye al. 
Yahya Efendi şöyle bir bakar:
- Sultanım sizin sorunuzu ciddiye almamak kabil mi? Ben sorunuz üzerinde iyice düşündüm ve kanaatimi size açıkça arz ettim.
- İyi ama ben bu cevaptan bir şey anlamadım. Sadece “Neme lazım be Sultanım” demişsiniz. Sanki beni böyle işlere karıştırma der gibi.
Yahya Efendi bu cevaptan sonra şu müthiş açıklamasını yapar:
- Sultanım! Bir devlette zulüm yayılırsa, haksızlık şayi olursa, işitenlerde ‘neme lazım’ deyip uzaklaşırsa, sonra koyunları kurtlar değil çobanlar yerse, bilenler de bunu söylemeyip susarsa, fakirlerin, yoksulların, muhtaçların, kimsesizlerin feryadı göklere çıkarsa, bunu da taşlardan başka kimse işitmezse, işte o zaman devletin sonu görünür. 
Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır, halkın itimat ve hürmeti sarsılır. Asayişe itaat hissi gider, halka hürmet duygusu yok olur. Çöküş ve izmihlal de böylece mukadder hale gelir... 
Bunları dinlerken ağlayan koca Sultan, söyleneni başını sallayarak tasdik eder. 
Sonra da Allah’a kendisini ikaz eden bir alim olduğu için şükreder. 
Bu türlü ikazlardan geri kalmaması için Yahya Efendi’yi tembih ettikten sonra oradan ayrılır.
+++  
Meşhur bir söz vardır.
Anlayana sivri sinek  saz, anlamayana davul zurna az.
+++  
Yine yazımı değerli kardeşim, dostum  Av. Hülya GÖK’ ün bir  iletisiyle bitireyim.
Hülya hanım gönderisine BESMELE  ile başlamış ve devam etmiş.
İşte gönderisi:
İstedim ki, bugün yeniden başlasın hayat, gidenlere inat, en sevgiliye BİAT…. Aza KANAAT… CAN  olana sadakat…
İstedim ki, bugün kırmayayım ki, kırmasınlar…
Gözümle bakmıyayım ki,
ÖZ’ü ile baksınlar…
BEN seveyim ki, 
Değerli olduklarım farkına varsınlar…
Yeniden başlayalım…
VE ALLAH  yeniden başlayanların yardımcısıdır.

Bu yazı toplam 615 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.