1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. “MÜLTECİ ÇOCUKLARI” TÜRKİYE’DE Kİ KADAR ŞANSLIMI?
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

“MÜLTECİ ÇOCUKLARI” TÜRKİYE’DE Kİ KADAR ŞANSLIMI?

A+A-

1980’li Yıllarda Afganistan ve daha sonrasında ki Körfez Harbinden sonrasında Irak, Suriye ve diğer İslam Ülkelerinin, şehit çocukları neredeler acaba? Kimlere emanet edildiler?
Bunları düşünüp dert edinen, onlardan evlat edinen, evini barkını Allah rızasını için onlara açan, ya da onların bir Gayri Müslim’e teslim edilirken vicdanen rahatsız olanlar var mı dır dersiniz? Belki vardır dertlenen ama bunu bilip duyan yok gibi bir şey?
Bu mülteci çocukları acaba kimlere teslim edildiler, kimlerin ellerinde, nasıl bir ortam da ikamet ediyorlar, hangi dine göre yetiştiriliyorlar?
Kimler tarafından devşiliyorlar ve bununda ötesinde yarın ileri de büyüdükleri zaman, şehit anne-babalarının dinine karşı savaşçı olurlarsa bunun suçlusu kim olacak dersiniz? Batılı gayri müslimler mi yoksa sahiplenmeyen biz müslümanlar mı? Batılılar devşirdikleri bu çocuklara kimi dost kimi düşman gösteriyorlar dersiniz? Bu çocuklar, yarın büyüdükleri zaman aleni bir İslam düşmanı olursa mesuliyet kimin olacak?
Bu çocukların yüz de kaçı Türkiye Cumhuriyeti’n de sahipleninenler kadar şanslı ve kendi dinleri üzere eğitim ve bakımları yapılanlar kadar şanslılar acaba?
Bu evlatlarımızın belli bir kısmına Türkiye Cumhuriyetinde bulunan Müslüman Vakıflar, dernekler ve sivil toplum örgütleri, okullar açıp yetim çocuklara sahip çıkabiliyorlar mı? Ya batıya göç edenler ne alemdeler acaba?
Peki, el uzatılmayan veya haberdar dahi olmadığımız Müslüman şehit çocukları neredeler, bunları bilip duyan var mı?
Bundan da ötesi, Batı’da mülteci olan Müslüman ailelerin çocuklarını cebren ve hile ile ellerinden alırlarken, bu duruma hiç kimse müdahil olmuyor, ya da olamıyorlar. İnsan hakları, çocukları koruma yasaları neredeler dersiniz? Bu yasalar hangi çocukları koruma altına alıyorlar?
Neler oluyor bu çocuklara? kendilerinden bir daha haber alınamıyanlar var?
İnsan tacirlerinin ellerinde, köle pazarlarında satılmaktadırlar. Aynen skolastik çağlarda olduğu gibi.
Dünya ya bas bas bağırarak ilan ettikleri bildirgelere batı neden uymuyor? 
Bu çocuklar Hristiyan çocukları olmuş olsalardı aynı tavrı serğilerleymiydi dersiniz?
10 Aralık 1948 tarihi “dünya insan hakları bildirgesinin “ kabul edildiği gün olarak bilinir. Ne var ki, 2017 yılına gelindiği halde, batılılar bu bildirgeyi her konu da olduğu gibi kendi lehlerine kullanıyorlar ve o şekilde uyguluyorlar.
Resmi rakamlara yansıyan ve Müslüman olduğu bilinen on binlerce çocuk bugün Avrupa’da kayıp durumda. Bir de “buz dağının görünmeyen yüzü var” ki, bu rakamın yüz binler olduğundan bahsediliyor..
Her konu da olduğu gibi bu konuda da biz Müslümanlara düşen, sadece susmak olmuş. Çünkü kayıtlara göre kaybolan, izi dahi bulunamayan çocuklar, Müslüman Coğrafyası çocukları...
Bunları acaba kaçımız bilip, takip ederek yetkililere sorma cüreti gösterebiliyoruz? Ya da kaçımız bunu bilip dertlenebiliyoruz ve bunlarda bizden ve bizim ve bizim çocuklarımız diye üzülüyoruz dersiniz? 
“BM Çocuklara Yardım Fonu’nun “(UNİCEF) verilerine göre, dünya genelinde her yıl yaklaşık bir-iki milyon dolayında çocuk, çocuklar kaçakçılar ve suç çetelerinin eline düşüyorlar.”
BM Çocuk hakları Komitesi’nin raporlarına göre, “Afika’dan kaçırılan çocukların büyük bir oranının İngiltere genelinde ki Pedofililere satıldığı ve uzun yıllar bunların hayvani arzular için köle edildikleri belirtiliyor.”
BM, bu çocukların kaç liradan satıldıklarını ise açıklamaya yanaşmıyor. “İngiliz medyasında yer bulan haberlere göre çocuk tacirlerinin çocuk başına 15 ila 150 bin dolar istediklerini yazıyorlar.
Güzel kız çocukları ile organları alınmaya müsait, sağlıklı çocuklar ise daha fazla paralara satıldığını biliyormuydunuz?
Yıllar önce çevrilmiş olan “Filistin’li Zehra’nın Gözleri” adlı filmi bir kez olsun seyretmenizi öneririz.
O filimin ana teması, güzel kız çocuğu Zehra’nın gözlerinin Yahudi bir bürokratın hasta çocuğuna yalan söyleyerek nakil edilmesi anlatılmıştır. Filistinli Müslüman kız çocuğu Zehra’nın gözleri hasta, tedavi edeceğiz diyerek ailesinden alınıp göz ameliyatıyla Yahudi kız çocuğuna nakil ediliyor...
Batı ülkelerinde Vakıf’lar adı altında toplanıp satılan çocuklar var olduğunu hiç duyduk mu?
Uluslararası Göç Örgütü sözcüsü Leonard Doyle, “10 bin kayıp çocuk” açıklamasını yapmıştı bir programda . “Şok edici ama maalesef hiç sipriz de sayılmamıştı” sözleriyle yorumlamıştı bu durumu. Ne kadar acı ve ürkütücü bir olay değil mi?
Leonard Doyle, “Umarız AB elindeki kaynakları bu çocukları bulmak ve kurtarmak için harcar. Umarız onlara yardım edilip aileleriyle buluşturmaya çalışırlar” diyebiliyor sadece.
Bizler uyumaya devam edelim. Rahatımız da yerin de nasıl olsa. Kaybolan ve zulüm gören sadece Müslüman Coğrafya’nın şehitlerinin çocukları. Yani mazlumlar ve kimsesizler.
ABD ve AB’yi kendilerine kıble tayin edenlere bir tek çift sözüm var. Onlara :”aklımızı başımıza hep beraber alalım artık. Mazlumun yanın da olup, hainlere, zalimlere hadlerini birlikte bildirelim, dik durup öleceksek de eğer, onurumuzla, şerefimizle ölelim. Ölümün onursuzu da çok sefil bir durum çünkü..
Bunlara dur diyecek emin olun ki yine bu mazlumların, Müslümanların hamisi, abisi olan Türkiye Cuhuriyet’i olacaktır.
Avrupa’lı ecnebiler, bunları bildikleri için bize operasyon üstüne operasyon tertipliyor.
Artık mesele, aleni bir şekilde “Hilal-Hac” meselesine dönderilmiştir.
Müslümanlar artık uyanın! Kutsallarımıza göz diktiler..
Allah’ın izni ile kaybedenler yine onlar olacaklardır...
Akıttıkları mazlumların kanı ve göz yaşlarından oluşan ve yapmış oldukları zulüm denizlerinde yine kendileri boğulacaklardır.
Artık var gücümüzle, şehit Müslüman çocuklarımız için, her türlü platformda mücadele edelim. Hangi kirli el uzanırsa onu bir bir beraberce kıralım...
Mazlum ve sömürülen İslam Coğrafya’sında, anne olmak, baba olmak, kardeş olmak, ne kadar zor ise, o kadar da kutsaldır değil mi?
Hiç bir şey elimizden gelmiyorsa, en azından mazlumlar adını elimizi, avuçlarımızı semaya doğru açıp, dua ederken zalimler içinde biz bugz edecek kadar nefesimiz vardır herhalde?
Fi Emanillah!....
 

Bu yazı toplam 884 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.