1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Mü’minlere Feraset, Kâfirlere Mühlet Verilir
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Mü’minlere Feraset, Kâfirlere Mühlet Verilir

A+A-
Kıyamet tellâllarının yaygaraları tutmadı.
Mayaların takvimi, Nostradamus gibi kâhinlerin kehanetleri ve Hollywood senaryoları, Allah(cc)'ın kelâmı karşısında sükut-u hayal oldu.
Hz. Adem(as)’le başlayan dünya hayatında kıyametler tekerrür edip durmuştur. Kabil, kardeşi Habil’in kanını akıtarak kendi kıyametine davetiye çıkarmıştır.
Daha sonra Allah'ı inkâr eden, kendince başka ilâhlara tapan, Allah'ın gönderdiği elçiyi küçümseyen, yalancılıkla suçlayan, çıkarcılıkla itham eden Hz. Nuh(as)’un kavminin kıyameti kopmuştur.
Yine, Allah'a şirk koşan, Allah'ın gönderdiği elçiyi nüfuz ve çıkarcılıkla suçlayan, küçümseyen, küfründe ısrar eden Hz. Hûd(as)’un kavmi olan Âd Kavminin kıyameti kopmadı mı?
Hz. Salih(as)’in uyarıcı olarak gönderildiği Semud Kavmi, inkârlarıyla emanete hıyanet edip kendi kıyametlerini hazırlamadılar mı?
Hz. Lût(as)’un kavminin inkârcılıkları ve sapkınlıkları yüzünden kıyametleri kopmadı mı?
Zenginlik, debdebe ve gösteriş içinde şımaran Medyen halkı da Hz. Şuayb(as)’ın ‘‘ölçüde tartıda haksızlık etmeyin, müsrif olmayın, mallarınızın bir kısmını Allah yolunda sarf edin, Rabbinizin nimetlerine şükredin, nankörlük etmeyin!”uyarılarına kulaklarını tıkayarak kıyametlerine imza atmadılar mı?.
İlâhlık iddiası güden Firavun ve âvâneleri ile onlara tabi olan Hz. Musa(as)’ın kavminin kıyameti Kızıldeniz’de kopmadı mı?
Alemlere rahmet olarak gönderilen ve insanlığı kurtuluşa çağıran ahir zaman Peygamberi Hz. Muhammed(sav)’e muhalefet eden müşriklerin kıyamet defterleri dürülüp hesapları görülmedi mi?
Geçmiş milletlerden ibret almayarak aynı yanlışlara düşenlerin kıyametleri de yakın olmayacak mı sanıyorsunuz?
Allah(cc) mü’minlere ferâset, kâfirlere de mühlet verir.
Ne mutlu, dünyada ve âhirette kurtuluşa eren müminlere!
Namazlarını hûşû içinde kılarlar. Her an Rablerinin huzurunda olduklarının bilincindedirler, saygıyla secdeye kapanırlar, tam bir teslimiyet ve tevâzu ile O(cc)’na boyun eğerler.
Dünya ve âhiretlerine yaramayan her türlü söz ve işten uzak dururlar, boş ve faydasız şeylerden yüz çevirirler.
Hem kendilerini arındırmak, hem de başkalarını kalkındırmak üzere; toplumun sosyal güvencesi olan zekâtı bir kurum hâlinde yaşatma ve yaygınlaştırma görevini yerine getirirler.
Allah’ın ve insanların verdiği emânetleri en güzel şekilde koruyanlar, verdikleri sözleri de yerine getirirler.
Namazlarını hayatın merkezine yerleştirerek, Allah(cc) ile gönül bağlarını sürekli canlı tutanlar sonsuz nîmetlere kavuşacaklar. Gözlerin görmediği, kulakların duymadığı sayısız nimetlerle bezenmiş güzide Firdevs cennetlerine vâris olarak ebediyen orada yaşayacaklar.
İffet ve namuslarını haramlara karşı titizlikle korurlar.
Nikâhsız veya sapıkça ilişkilere yönelerek Allah'ın çizdiği sınırları zorlayanlar için kızıl kıyamet kopmuş demektir!
Hz. Âişe(r.anha) validemize sordular:
“Ey müminlerin annesi, Resûlullah’ın ahlakı nasıldı?”
Hz. Aişe(r.anha) validemiz: “Allah Resûlü’nün ahlâkı Kur’ân’dı.” diye cevap verdi.
Cenab-ı Allah(cc) müminleri Resûlullah(sav) Efendimiz’in ahlâkıyla ahlâklandırsın ve tüm insanlığı da hidayete erdirsin.
“Eminliği olmayanın imanı yoktur. Temizliği olmayanın namazı yoktur. Namazı olmayanın dîni yoktur. Ancak dinde namazın yeri, cesette başın yeri gibidir.” hadis-i şerifinde “Eminliğin” altı çizilmektedir. Kadınından erkeğine, temizlik işçisinden devlet başkanına kadar, milleti oluşturan bütün bireyler, emanet konusunda kendi sorumluluklarının bilincinde olmalıdırlar.
Çünkü Allah(cc) Rasûlü(sav);“Kendisinden emin olunmayanın imanı da yoktur.” buyuruyor. Yani emanetlere sahip çıkmayan ve emanetin hakkını görüp gözetmeyen kimselerin imanları da tam ve kâmil değildir. İmanla emanet, birbirine sebep-sonuç gibidirler: Başta Kur’ân emaneti olmak üzere emanete riayet etmeyen bir insan, kâmil mü’min olamayacağı gibi, kâmil mü’minlerin dışında da sağlam bir emanet düşüncesi aramak bulanık suda balık avlamaya benzer.
Yine Allah(cc) Resûlü(sav), mü’mini şöyle tarif ediyor: “Hakikî mü’min odur ki, insanlar malları ve canları hususunda ona karşı emniyet içindedirler.”
Ve Allah(cc) Resûlü(sav) müjdeliyor: “Siz bana şu altı hususta söz verin; ben de size Cennet’i garanti edeyim: Konuşurken dosdoğru konuşun! Vaadettiklerinizi yerine getirin! Emanette emin olun! İffetli olun; ırz ve namusunuzu koruyun, başkalarının ırz ve namusunu kendi namusunuz bilin! Gözlerinizi harama karşı kapayın! Elinizi başkalarına zarar vermekten uzak tutun! Hiç kimseye hiçbir şekilde kötülük yapmayın!”
Kıyamet senaryolarıyla vakit kaybetmeyi bırakalım da dünyamızı ve ebedî ahret hayatımızı Cennet’e çevirmenin gereklerini yapalım.
Unutmayalım; Allah(cc) mü’minlere ferâset, kâfirlere de mühlet verir…
Bu yazı toplam 253 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.