1. YAZARLAR

  2. E. Reha KORKMAZ

  3. Münafık Her Dönem Münafıklığını Yapmıştır
E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Münafık Her Dönem Münafıklığını Yapmıştır

A+A-
Dün ayın 15'iydi. Darbe girişiminin üzerinden tam bir ay geçti. Va-tanı için tanklar ve asker kıyafeti giymiş teröristlere göğsünü siper eden, yaşlısı, genci, erkeği, kadını ve engellisi ile destan yazan bir mil-letin kazandığı zaferin üzerinden tam 1 ay geçti.

Sosyal medyada o geceye ait görüntüleri izledikçe insan dehşete düşüyor, bir o kadar da gururlanıyor. Zira eline silah almadan destan yazan bir millet olduk o gece. Tüm dünya nasıl manşet atacağını şa-şırdı. Darbeye bulaşanlar, daha doğrusu kendilerince yapmak iste-dikleri kalkışmayı beceremeyenler, koro halinde “Ben yapmadım” de-meye başladı. Öyle ya kimi sogulasanız hiçbir şeyden haberi yok. Biraz zaman geçmeye başlayınca ufak tefek çatlak sesler çıkmaya başladı.

Beceremeyince her zaman olduğu gibi sulandırma kampanyası başladı. Darbe girişimine “tiyatro” diyen çakallar, “Halkı askerin karşı-sına nasıl çıkartırsınız?” diyen vatansızlar, Şehitlere “ölü” diyebilen ki-tapsızlar, tüm siyasi görüşten insanları bir araya getiren “Demokrasi ve Şehitler Mitingi”ne “Şov” diyen cibilliyetsizler ortaya çıkıverdi. Bu türler her zaman çıkıyorlar karşımıza. Bu soysuzlar için gezi olayla-rında devlete baş kaldıranlar kahramandır, Vatanını ite, çakala bırak-mayan kahramanlarımız ise “ölü”dür. Her zaman söylüyoruz: “Müna-fık, münafıklığını her dönemde yapmıştır, yapmaya da devam ede-cektir.

En sonunda Cumhurbaşkanı da restini çekti: “İhanet nöbetini FETÖ bırakıyor, PKK devralıyor, o bırakıyor DAEŞ devralıyor. Biliyo-ruz ki hepsinin cibiliyetinin gereği bu. Kandil'den birileri açıklama ya-pıyor, şehirlere ineceklermiş. Kırsaldan ineceklermiş. Geleceğiniz varsa göreceğiniz de var, bunu böyle bilin. Bir taraftan PKK, bir taraf-tan FETÖ, PYD, DAEŞ, YPG, topunuz gelin! Allah'ın izniyle bu milleti aşamayacaksınız.”

Anlayana bu cümlelerin altında ince mesajlar var. Ama anlayana…

Bu arada halkımız her fırsatta idamın geri gelmesini isteyince kısa bir hikaye geldi aklımıza.

Bir zamanlar şeytan bir handa konaklamaya başladı. Eğitimleri epeyce ihmal edilmiş insanlarla doluydu han, kimse onu tanımadı. Ha-şarılığı aklına koymuştu bir kere, bir süre herkesi yıldırdı. Ama
sonun-da hancı resti çekip, şeytanı karşısına aldı. Elinde uzunca bir halat vardı.

"Şimdi dayağı hak ettin," dedi hancı.

"Bana sinirlenmeye hiç hakkınız yok ," dedi şeytan. "Ben buyum ve yanlış davranmak benim tabiatım”

"Gerçekten mi?" diye sordu hancı.

"Sizi temin ederim, gerçek bu," dedi şeytan.

"Gerçekten kendini alıkoyamıyor musun kötülükten?" diye sordu hancı.

"Bir an bile," dedi şeytan; "benim gibi birini dövmek yararsız bir za-limlikten öteye gitmez inanın."

"Hakikaten öyle galiba," dedi hancı. Bir ilmek attı elindeki halata, boynundan geçirip şeytanı astı. Ve geriye çekilip mırıldandı, "Böylesi daha iyi!"

Yıllarca kendisini hoca olarak tanıtan şarlatanı bu kıssadan daha iyi ne anlatabilir ki?

Kötülük yapmak tabiatında var. Ağzını açtıkça lağım gibi pislikler çı-kıyor.

Ne dersiniz halata bir ilmek atma zamanı yakın mıdır sizce?

Bu hafta yazımızı Ulu Hakan Sultan Abdülhamid Han'ın meşhur duası ile tamamlayalım:

Allahım helal etmiyorum!

Şahsımı değil, milletimi bu hale getirenlere, hakkımı helal etmiyo-rum!

Beni, benim için lif lif yolsalar, cımbız cımbız zerrelerimi koparsa-lar, sarayımı yaksalar, hanümanımı, hanedanımı söndürseler, çolu-ğumu gözümün önünde parçalasalar helal ederdim de Sevgili'nin (Sa-
lAllahu Aleyhi ve Sellem) yolunda yürüdüğüm için beni bu hale geti-ren ve milletimi ateşe atan insanlara hakkımı helal etmem!

Allahım! Mukaddes isimlerine kurban olduğum Allahım!

Ya Âdil!

Bana "Kızıl Sultan" adını takan ve devrilmem için ellerinden geleni yapan Ermenileri, şimdi beni devirenlere parçalatıyorsun!

Bu cellatları da, kim bilir, kimlere parçalatacaksın?..

Fakat yâ Rahman!..

Adaletinle tecelli edersen hepimiz kül oluruz!

Bize acı!

Resûlünün, Sevgilinin, Kainatın Efendisinin nurunu kaydeder gibi olduğu için bu hale gelen millete, rahmetinle, fazlınla, lütfunla tecelli et!

Yâ Kâdir!

Kundaktaki yavruyu gagasına almış, kaçıran leş kuşunu düşürüp çocuğu kurtarmak ancak senin kudretine sığabilir. Leş kuşlarının ga-gasında kundak çocuğuna dönen milletimi kurtar Allahım!

Ya Ma'bud !..

Ömrümde tek vakit farz namazı kaçırdığımı hatırlamıyorum!

Ama tek vakit namazım olduğunu iddiaya da nefsimde kuvvet bu-lamıyorum!..

Huzurunda eğileceğime kaskatı kalıyorum ve duada ruh teslim edeceğime yatağımda kıvranıyorum! Sana kulluk gösteremeyen bu kulunu affet Allahım!Eğer, yılları tesbih dizisince süren hükümdarlı-
ğımda Seni bir kere anabildim, Resûlüne bir an bağlanabildimse, duamı, o bir kere ve bir an yüzü suyu hürmetine kabul et!

Yâ Sübhan!

Şu titrek elleri, Kıyamet gününde sana "Ümmetim, ümmetim!" diye yalvaracak olan Habibinin eteğinde, şimdi "Milletim, milletim!"diye di-lenen bu ihtiyarın duasını geri çevirme! Milletimi evvelâ "Ba'sü
ba'de'l-mevtsiz" bir ölümle yok etmeye götüren sahte kurtarıcılar ve sahte kurtuluşlardan kurtar; ve ona bir gün gelecek kurtarıcıları, ger-çek kurtuluşu nasib eyle!..

Benim artık bu dünya gözüyle görebileceğim hiçbir saadet ümidim kalmadı.

Bari felâketi olsun bana daha fazla gösterme Allahım!

Ayakta duramaz, haldeyim! Vadem ne gün dolacak Allahım?..
 
Bu yazı toplam 145 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.