1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. MURSİ İLE BAŞLAYAN SİSİ İLE BİTEN İMANİ ATILIM!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

MURSİ İLE BAŞLAYAN SİSİ İLE BİTEN İMANİ ATILIM!

A+A-

Mısır’ın son dönem çok önemli değerlerinden birini içinde bulunduğumuz haftanın başında kaybettik. Evet bildiğiniz gibi Mısır’ın seçilmiş ama sonrasında haksız bir askeri darbeyle görevinden alınmış olan Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi rahmetle anıyorum.
Değerli bir insandı. Yaşantısı ve duruşuyla iman abidesiydi. Mısır’da Firavun menşeli zulüm düzenini, Musa açılımlı hakkı temsil edecek düzene çevirmek üzere Mısır halkının seçimiyle geldiği görevinden; yuları dışarıda, İsrail uydusu, ABD yalakası Sisi yönetimi tarafından alaşağı edilerek hapsedilen bu değerli insanı içinde bulunduğumuz haftanın başında kaybetmiş olmanın derin teessürü içerisideyim. Mısır için önemli bir şans olan bu güzel insanın hak ve hakikat için, müslümanların selameti için attığı adımların malum güçler tarafından alabora edilmesiyle Mısır için yeşeren umutlar bir anda yerini kapkaranlık bir seyre ve İslami uyanışın sektesine sebebiyet verdi. Cemal Abdünnasır, Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek’le başlayan kapkaranlık içerisinde süregelen düzenin devamında sebep teşkil etti. Atılan on adım bir hain darbeyle çok daha geriye alındı. 
Evet Mısır’da başlayan umutlar yerini yeniden mücadele azmine bıraktı. O azmin öncüleri olan Mısır’ın imanlı insanları Rabiatül Adeviye meydanında büyük bir direniş başlattı. Ama kafirlerin başını çektiği düzenin neferleri bu masum halkın üzerine ölüm yağdırmakta bir an için tereddüt bile göstermedi. 
Mısır'da 2013 yılında Sisi öncülüğünde yapılan kanlı darbede, Rabiatü'l Adeviyye Meydanı'nda şehit edilen 17 yaşındaki Esma'nın annesi Sena el-Biltaci, yaşadığı acılara ve olumsuzluklara rağmen Mısırlı birçok kadın gibi davası için mücadelesini halen sürdürüyor. İşte bu davanın neferleri kıyamete kadar asla bitmeyecek. Çünkü bu bir iman mücadelesidir. Hakkın hakim olup batılın yok edilmesi mücadelesi Hz. Adem’le başlayıp Allahın izniyle kıyamete kadar sürecektir. 
Şehidimiz Esma’nın annesi Sena Hanım ne diyor: 
"Allah'a hamdediyorum, Rabbim bana bu yolda yürüyen, ilerleyen bir aile efradı nasip etti. Şehit olan kızım Esma kendini, ruhunu bu ülke için feda etti. Askerin ülkeye hükmetmesine karşı yapılan direnişte, ayaklanmada o da vardı. En küçük çocuğum bile aynı duruşu sergiledi ve bütün çocuklarım askerin gelip hükmetmesine karşı direndi. Evet, o zamanlar birçok şeye tahammül ettik ve bu uğurda çok bedel ödedik. Esma'yı hiçbir zaman zorlamadım. Kendi iradesiyle çıkıp gösterilere katılmak istedi. Kendi fikri, kendi düşüncesiydi. Esma bu hususta meydanda bir görevinin olduğunu ve onun da kalkıp bir şeyler yapması gerektiğini düşündü. Şu an eşimle birlikte oğlum Enes de askeriyenin hapishanelerinde tutuklu. Bu yol uğruna çok bedel ödedik ama hiçbir zaman pişmanlık duymadık."
İşte iman denilen duygu böyle ayrı şeydir. İhlas, tadına doyulmayacak kadar lezzetlidir. O duygunun tadını alanı doğru yolundan katiyen çeviremezsiniz. Çünkü iman kalbe yerleşmiştir. Dudakla sınırlı kalmamıştır. Kalpte iman olunca gerçek imani duygu tüm varlığınızı kuşatır. 
O hazzı yaşayamayan bizlere ne kadar uzak geliyor bu duygu değil mi?
İmanın lezzetini bizim gibi islamı, sembolik anlamda sıradan mantıkla yaşayanlar anlayamazlar. Onu anlamak için önce idrak etmek ve o uğurda ölüm dahil her türlü ihtimali göze alabilmek gerekir. Bugün bu duyguyu hissedebilen iman duygusuyla yoğrulmuş az sayıda insan bulunuyor. Çünkü bir müslüman olarak imanı ruhen değil, şeklen kabul eden, ama zora düşünce hemen geri adım atabilen imani duygusu sorgulanabilecek kadar hafif düzeyde, basitleşmiş insanlar topluluğuyuz. 
Gerçek imanla yoğrulmuş olsaydık, bugün dünyada yaşanan müslüman kıyımına şahit olur muyduk? Tüm islam beldelerinde mezhepsel, fikirsel ve daha nice uydurma saçmalıklarla birbirine düşmüş adı müslüman kalabalıkların yaşadığı kapkaranlık zulümle kaplı bir dönemi yaşar mıydık?
Evet, o Mısır ki imanla küfrün mücadelesinin hep süregeldiği topraklarda nice peygamberler zulüm gördü. O topraklarda nice Firavun zulümleri süregeldi ve hala devam ediyor. İşte Mursi’li Mısır toplumu Musa (as) çizgisini takip eden şu ana kadar ki son temsilci olmuştu. Ama dünyayı avucuna alıp parmaklarıyla oynatan gayrimüslim güçlerin kirli kumpasları sonucunda bu değer halkın teveccühüyle geldiği makamından zorbaların namlularıyla görevinden alınarak Mısır zindanlarına atılmasıyla Firavun menşeli karanlık sureç yeniden başlatıldı. 
Mısır’da üniversite eğitimi almış, gerçek hak mücahitlerinin yanında oldukça geride bir zavallı olan bu aciz yazarınız dahi Müslümanlar aleyhine çekilmiş olan, onları bağnaz gösteren, başrolünü Adil İmam isimli Mısır’lı aktörün oynadığı “İrhabi” isimli Türkçesi “Terörist” olan sinema filmini izlerken o an öğrencilikle birlikte temsilcisi olduğum Yörünge dergisine haber ve makale amaçlı ajandama notlar aldığım gerekçesiyle polis merkezine götürülerek sorgulanmıştım. 
Her hareketin sorgulandığı, adımınızın takip edildiği bir belde olan Mısır’da atacağınız tüm adımlarınızın takip edildiği o kadar belliydi ki sizi her an enseleyip Mısır zindanlarında çürütebilecekleri olgusuyla gönüllerde korku imparatorluğu tesis etmişlerdi. Zalim Mübarek inse de bugün onun yolunun yolcuları Mısır’ı yönetiyor. 
Biz ne mi yapıyoruz? 
Her zamanki gibi…
Sadece seyrediyoruz, işte böyle yazıyoruz ve bol bol yorum yapıyoruz.

Bu yazı toplam 1060 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.