1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. MÜSLÜMAN ÇOCUKLARI DEİZME NEDEN KAYAR?
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

MÜSLÜMAN ÇOCUKLARI DEİZME NEDEN KAYAR?

A+A-

Son yıllarda Türkiye’de oluşturulmaya çalışılan tuhaf tuhaf olduğu kadarda akıldan mantıktan uzak bir din olgusunun oluşturulmaya çalışılması yüzünden, nasıl bir yola doğru gittiğimizin de hiç farkına varamadığımızı görmekteyiz. Neredeyse her sabah uyandığımızda akıl ve mantık dışı, vahiy ve sünnete dayanmayan merdiven altı fetvalarla karşılaşmaktayız.

Bizler, batılıların kurdurduğu ve bir taşla iki kuş vurma planları yaptırdığı DEAŞ’la, Taliban’la, tapınak din mensuplarının İslam adına İslamdan olmayan ve adına fetva dedikleri görüşleri bertaraf etmeye çalışırken, kendi evlatlarımızın elimizin altından kayıp gittiğini dahi göremez olduk. Din olmayan şeyleri dinden kabul edenlerin planları bizleri yakmaya devam etmektedir.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Medeniyet Üniversitesi öğretim üyesi Prof Dr. İhsan Fazlıoğlu’nun başörtülü öğrenciler arasında ‘atesit’ olanların dahi olduğunu söylemesi açıkça bizim evlatlarımız üzerinde yaşadığımız dehşetenğiz faciayı gözler önüne sermektedir.

Sayın Fazlıoğlunun ifadeleri aynen şöyleydi: “Okuduğum İmam Hatip okulundan bir heyet gelerek benimle fikir alışverişinde bulunmak istediklerini söylediler. Deizm yayılıyor, bu çocuklara ne anlatalım, ne yapalım diye sordular. Dedim ki, konuşmayı bırakın, yapın artık. Dini temsil makamındaki insanların bu durumu sürdüğü müddetçe 10 yıl sonra neslimiz bizimle kavga edecek. Bu dinin bir faydası olsa babama anneme olurdu diyecekler. 15 temmuz’dan bu yana benim odama 17 tane başörtülü deist bile değil tanrı tanımaz öğrenci gelip benimle bu konuları konuştular. Başörtülü öyle geleneksel de değil bildiğin başörtülü. Aileleri de baş örtülü aile.”

Maalesef sahnede kanaat önderi olarak yer alan insanların eylemleri ve devletin en üst katlarına kadar her aşamada ortaya konulan misaller, nesillerimizin geleceği açısından hiç de umut vadetmiyor. Eğer şu anda içinde çırpınıp durduğumuz dini kirliliğin, dinden olmayıp da dindenmiş gibi gösterilen fetvaların, elimi öpenler cennetliktir diyenlerin” farkına varıp, Kur’an Tefsirinden, sağlam hadislerden ve kendilerini bu dini yaymaya adamış olan İslam alimlerinin görüşlerinden uzak halimizle yüzleşemezsek, cehaletimizin üzerimize serptiği ölü toprağını silkinip atamazsak, korkarım ki yirmi beş otuz yıl sonra bilgi, kültür ve ahlaki anlamda övünebileceğimiz donanımlı nesillerimizi de yetiştirememiş olacağız. Hatta elimizin altında bulunan evlatlarımızı da kaybetmiş olacağız.

Prof Dr. Ali Bardakoğlu Hoca’nın, “Alnı secdeden kalkmayan Müslümanlar dünyevileşmeye, lanetler okuyarak dünyevileşiyorlar” ifadesini her okuduğumda, bugün neden bu halde olduğumuzu çok daha iyi anlıyorum. Din bütün hayatımızı kuşatan bir rahmet olması gerekirken, ne yazık ki İslam’ı belli sembollere ve ritüellere hapsetmiş durumdayız. Bugün eğitimden ekonomiye, politikadan toplumsal hayatın bütün katlarına kadar her alanda ahlakın, hukukun, liyakatin ve merhametin hiçbir anlam ifade etmediği bir süreci yaşıyoruz.

Zihinsel olarak bu yüzyılda yaşadığımızın farkına varmadan, klasik İslam kültüründen devraldığımız bilgileri tekrar ederek bir dindarlık anlayışı oluşturmaya çalışıyoruz. Dolayısı ile bu çağda Müslümanca düşünmenin ve Müslümanca bir hayat inşa etmenin nasıl mümkün olacağını da bilmiyoruz.

İşte bu görsellik dindarlık anlayışı yüzünden de, Kur’an’ın mesajıyla yeni nesillerin dünyasını buluşturamıyoruz. Semboller ve ritüeller dinin muhtevasından daha çok önem arz eder hale geldiği ve ailede dünyevileşmiş bir dindarlık anlayışı egemen olmaya başladı.

Eğer gençlerimize dinle ahlakın, hatta ahlakla hukukun birbirinden ayrılamayacağını öğretmeden, dindarlığı sadece sakal, kılık-kıyafet ve ibadetin dar bir alanına hapis edersek, yani ahlak hayatımızdan buharlaşıp giderse başörtülü kızlarımızın zihin dünyalarını İslam’ın muhtevasıyla buluşturamayız.

Bilelim ki eğer din sosyal hayatta, ticarette, siyasette ve hayatımızın her alanında bizim ahlaklı, adaletli, merhametli, hakkaniyetli olmamızı sağlamıyorsa yeni nesilleri dinin rahmetiyle buluşturamayız.

Bir gerçeği artık çok iyi kavramamız gerekmektedir ki, iletişim imkanlarının çeşitlendiği bambaşka bir çağda yaşamaktayız. Çocuklarımızın üzerinde bizlerden çok onların hüküm sürdüğünü görmemek ancak kör olmak demektir. Bu şartlarda da yeni nesillere geleneğin oluşturduğu şartlarda geleceğe hazırlamak bizler için zordan da ötede zor bir süreçtir.

Önemli olan, din ile yaşanan tecrübeleri birbirinin alternatifi gibi görmeden, dinin hayatımıza yön veren temel ilkelerinin yorumunu Kur’an ve sünnetin(Peygamber’in/s.a.v) mesajı doğrultusunda güncelleyebilmeliyiz. Aksi taktirde bu kaotik çağda nesillerimizi kaybedeceğiz.

Fi Emanillah!...

Bu yazı toplam 1839 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.