1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Müslümanların Güvenliğini Müslümanlar Sağlar
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Müslümanların Güvenliğini Müslümanlar Sağlar

A+A-
Birisi Avrupa’nın göbeğinde hayatının en korumasız döneminde ebeveyn kontrolünde birinci sınıf bir yaşam sürerek hayatını idame ettirirken, diğeri de ülkesinde yaşanan kirli bir savaş sonrasında yurdunu terk etmek zorunda kalarak orada burada hor görülen iteklenen, kakıştırılan, babasının ayağına çelme takan bir kahpe sebebiyle yere kapaklanan bir küçük yavrunun yaşadığı dram bu hayatın gerçeği olamaz, olmamalıdır.
İşte tüm dünyayı kasıp kavuran bu vahşi sistem, günü geldiğinde inşallah bertaraf olacak, mazlumlar gülecek, zalimler kaçacak. Olması gereken, mazlumların gülmesi için adaletli bir dünya sistemi olmadığı için hiçte azımsanmayacak derecede halkların kaynaşması hedeflenmeliydi.

Maalesef öyle olmuyor.
Olan biten tüm harplerin temelinde iki önemli ana etken var. Bunlardan birincisi yüzyıllardır süregelen dinler arası hak ve batıl mücadelesinin devam etmesi, ikincisi ise dünyanın en değerli kaynaklarını kendi milletine yedirme ve diğer mazlum milletleri de öte yandan zorla ele geçirdiği bu değerlerle mağdur duruma düşürerek iki parmağı arasında oynatma çabası.
Beni asıl üzen şu; Bunca Müslümanın hayatı üzerinde karar verebilme cesaretini özellikle bizim içimizde ki hainlerden alan zalimlerin bunu bizlere farklı bir pencereden sanki haklarımızı muhafaza ediyormuşçasına sergileyip, gerçekleri perdelemek suretiyle zulmü olağan hale dönüştürmesi durumudur.
Arakan’ı biliyorsunuz. İslam ülkelerinin yıllardır kanayan bir yarasıdır. Senelerdir burada acımasızca ve en korkunç yöntemlerle uygulanmakta olan asimilasyon çabaları ve sindirme harekâtları karşısında zulmün günden güne aratarak devam etmesi karşısında suskun kalan sözde hümanist dünya devletlerinin tek laf etmemesi bizi acı gerçeklerle yüzleştiriyor.
Her zaman ifade ettiğim gibi Müslümanlar kendi aralarında birlik olmadıkları sürece bu vahşet devam edecek ve gözlerimizi boyamaktan bir an olsun geri adım atmayacaklar.
Çirkin ve kirli bir oyunun içindeyiz. Bunu fark eden çok sayıda mümin kardeşimiz olsa da köşe başlarını tutan hainler yüzünden bizim başımıza gelen FETÖ belasının bir benzeriyle yüzleşerek güç ve zaman kaybına uğruyorlar.
İslam ülkelerinin en büyük talihsizliği maalesef işte budur. Güven duymadıkları bir sistem içerisinde yaşanan kısır mücadeleler neticesinde sindirilerek geri adım atmak zorunda kalıyor. Türkiye’mizin de demokratik olgunlukla bu seviyeye ulaşması kolay olmadı. Darbe gecesinde kendini tankın önüne atan, yağmur gibi yağan mermilere koşar adım giden yani kendini bu vatana ölümüne feda eden siyasi olgunluk kolay oluşmadı.
Son darbeden sonra bu kalkışmaya kadar ülkemizde ki iletişim vesileleri ciddi anlamda arttı. Hemen her fikri temsil eden sayısız gazete, televizyon kanalı ve radyo kanallarıyla gerçekleri kusursuz öğrenebilme vesilelerinin oluşması zamanla şekillenerek bugünkü olgunluğa erişti. 12 Eylül 1980 darbesinin olduğu yıllarda özellikle iletişim ağlarının zayıf olması, yetersiz olması, bağımsız ve serbest hareket eden kanalların olmaması sonucunda tüm Türkiye’yi parmağında oynatabilecek güç ve yeteneğe sahip olan TRT bugünkü haliyle o günkü gücünden eseri olmadığı için sönük kalıyor. CNN Türk’e çıkarak halkımızı milli mücadeleye davet etmesine vesile olan Cumhurbaşkanımızın söylemleri bu halkın koşar adım meydanları, caddeleri doldurmasında başrol oynamıştır. FETÖ denen zındık ihanet şebekesinin peşine takılarak ülkemizin milli birlik ve bütünlüğüne kasteden geri zekâlı unsurlar akılları sıra mermi ve füzelerle halkın bir kısmını acımasızca katlederek, yolda önüne çıkan araçları tankların paletleriyle ezerek yıldırabileceği gibi demode bir fikirle yola çıkınca ters mantığı elinde patladı. Bu halkın gerçek uyanışını o zaman gördüler. Askerlerin hiç beklemediği vatanı için canını siper eden vatan evlatlarının yoğun çabası karşısında şoke oldular. Bu halk ne mermiden ne füzeden ne de tanklardan kaçıyordu. Aksine üstüne üstüne koşuyordu.
İşte o gün bu memleketin gerçek kaderi rabbimizin (cc) izniyle çizilmiştir. FETÖ’nün beyni uyuşturulmuş mensuplarınca devlet içerisinde ki kadroları ele geçirdikten sonra her şey kolayca halloluverecek sanıyorlardı. Ama bu halkın imanını o gün gördüler. Bu vatana ihanet adına yaptıkları tüm çirkef oyunların tıkandığını ve çöküşe gittiklerini anlamakta gecikmediler. Gördüğünüz gibi kimi kaçtı kimi saklandı. Ama pislik eninde sonunda su yüzeyine çıkmaya devam edecek ve bu vatana ihanet eden tüm pislikler temizlenecektir.
Müttefik iki pislik olan FETÖ ile PKK arasında ki görüşmelere göre o darbe girişimiyle ülkemiz alabora olacaktı. Ama Allah’ın hesabını hiç düşünmediler. Düşünemedikleri o gerçek yüzlerine şamar gibi indi.
Bugün gelinen noktada PKK ile ciddi bir mücadele ölümüne sürmektedir. FETÖ çöplüğünden netice çıkmayınca yeniden katliamlara girişen PKK’da sonunu görünce çıldırmışçasına ABD destekli füzelerle yiğitlerimizi şehit ediyorlar. Ama bu PKK pisliği temizlenecek. Akan şehitlerimizin kanında boğulacaklar.
Bitirirken bir kısa not düşmek istiyorum. Hükümetimiz niçin meclise sızmış PKK’nın meclis şube temsilcilerini birer birer toplayarak gerekeni yapmıyor?
Bilmediğimiz bir şey mi var?
 
Bu yazı toplam 158 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.