1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Müteaddinin İkinci Kısmıne Gelince
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Müteaddinin İkinci Kısmıne Gelince

A+A-
Ârif olan hem öğreten hem de öğrenendir. İrfan ise; “Bilgilenmek, bilgi sahibi olmak” demektir. Dolayısıyla da irfan “Ârif = irfan sahibi” olan demektir. Âbit’in öğretmeni “Ârif ”tir ama, “ ârif ” olan kimsede “Âlim”den öğrenir.
Âlimi, arifi ve abidi öğrenirken, bir önceki yazımızın devamı olarak Hz. Hadimi’nin, bir kimsenin fiili’nin başkasına menfeatının uhrevi kısmından bahsetmiştik. Bu günde dünyevi kısmından, tasadduk’dan, Allah yolunun yolcusuna tavsiyelerinden ve merhamet mevzuundan bahsederek Hadimi k.s. diyor ki:
Dünyevi kısmı: Dünya menfaatlerine vasıta olacak şeylerdir ki, bunlar sadaka, zekât vermek, yardım etmek (Takva ve iyilik üzere), hayra delalet etmek, geçiş kolaylığı için yolları düzenlemek. Yollardaki taşları ve zararlı şeyleri zarar vermesin diye temizlemek.
Zira Rasülullah s.a.v.: “İman yetmiş şubeye ayrılmıştır. En efdalı LAİLAHE İLLALAH kavli şerifidir. En ednası ise yolda eza veren şeyleri gidermektir” buyurmuştur. Bunların hepsi müteâddi nevîndendir.
Hazreti Hadiminin yukarıda hadisi şeriflerle ufkumuzu genişleten, beşeri münasebetlerde ictimaî dayanışmanın lüzumunu izah eden sözleri gerçek insanı anlatmaktadır. Demek ki, İslam nefsi nefsi demeyi ret etmekte, başkalarının hak ve menfaatlerini de ön plana alarak, nefsi nefsinin yerine bize bize, beraber, hep beraber hepimize diye düşünmeyi, çalışıp bu manada yaşamamızı istemekte ve emretmektedir. (b.s.380)

TESADDUK İÇİN KAZANMAK
Hz. Hadimi, İslam dininin ictimaî hayata ne kadar önem verdiğini yine şöyle izah etmektedir.
Tasadduk için çalışmak, kazanmak, bir köşeye çekilip ibadet için oturmaktan efdaldır. Çünkü nikâh da ümmetin çoğalması vardır. Nefsin iffetini koruma vardır. Sadaka da fakirin, muhtaçların ihtiyacını gidermek vardır. Bu kısa izahtan sonra, Hadimi din yolunun yolcularına nasihat ve tavsiyelerine devam ederken;

EY SALİK
Allah yolunun yolcusu, Sana buraya kadar çeşitli ilmi mevzulardan, kudsi ilimlerden beyan edildi. Ben diyorum ki ilmin kitap ve sünnet üzere ibadetteki faziletlerini anlattıktan sonra, sana yakışan, sana düşen, ilmi iktisap etmek, meşakkatlerine, külfetlerine katlanmak, şerefinin azametinden dolayı ilim yolundaki külfetlere katlanmak ilim tahsiline cidden devam etmektir.
Ve akıbinden, cahil tasavvufcuların batıl (bozuk) görüşlerine iltifat etmemendir. Bizim asrımızda bunlardan vardır. O cahil mutesavvıflar, derler ki, ilim bir perdedir. Keşifle açılır. Kisbe (çalışmaya), üstazdan feyz ahzetmeye ve mütealaya ihtiyaç yoktur derler. Bunlar yalancıdırlar. Kendileri Hak yoldan saptıkları gibi, başkalarını da saptırırlar.
Gerçek tasavvuf erbabı, ilme, çalışmaya, zahiri ve batıni hallerin ilimle alakalı olacağına inanırlar. Yani sahte, cahil mutesavvıf geçinenlerle hakikat halde mutesavvıf olanları karıştırmamak iyi tefrik etmek lazımdır. Çünkü lazım olan şeyin doğrusunu yapmakla neticeye varılır.

MERHAMET
Merhamet etmenin ciddiyyetini ifade babında ise, hadisi Nebeviye’ye istinaden bakalım nasıl anlatıyor Hadimi merhum:
Hadis’iŞ. de “Rasülullah s.a.v. merhamet edenlere Rahman da merhamet eder. Arz’dakilere ( yeryüzündekilere) merhamet edin ki, semadakilerde size merhamet etsinler” buyurmuştur.
Âdem (a.s.) ı cenabı Hakkın latıf bir surette yarattığını düşün. Sefih (çok düşük karakterde) yaratmadı. Çünkü sefihler kemalattan mahrumdurlar. O halde, onuda lütuf ile teemmül et ve beyinsizlerden olma. (b.s.384) (Devam edecek)
Bu yazı toplam 116 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.