1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Namaz Dinin Direği Değilmiş!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Namaz Dinin Direği Değilmiş!

A+A-
Geçen hafta başında televizyon haber bültenlerinden birinde dinimizle alakalı dikkat çekici bir haber gündeme geldi. Aslında o zaman yazacaktım. Ama açıkçası daha yeni fırsat bulabildim. Efendim, konu şuydu: İlahiyatçı İhsan Eliaçık isimli bir zavallı özel bir TV kanalında yayınlanan “Bana Dinden Bahset” programında çok tartışılacak bir iddia ortaya atmış. "Bütün Fıkıh kitaplarının en büyük bölümleri namaz bölümleridir" diyerek “1400 yıldır ağızlarında köpükler saçıla saçıla namaz tartışılır. Ya sizin namazınızın bu insanlığa ne faydası var. Yoksullara, açlara ne faydası var. Kâbe’nin içi, mescidin etrafı çolaklarla sakatlarla dolu. Saraylarda prensler yaşıyor. Boşuna tartışıyorsunuz! Bırakın bu namaz tartışmasını ya. Namaz dinin direği değildir.” demiş. Eliaçık hızını alamamış ve daha sonraki açıklamalarında Cübbeli Ahmet'in sakallarına da göndermede bulunmuş. Cübbeli Ahmet'in Peygambere benzemek için sakallarını uzattığını ileri süren "Bu kitaplara göre, beyaz bir postun üzerine oturan böyle şeyh gibi, Cübbeli Ahmet gibi sakallı bir şeyh var. Peygamberi bir şeyh olarak görüyorlar. Sabahlara kadar namaz kılmaktan ayakları şişiyor. Böyle gece-gündüz namaz kılan, elinde tespih çeken, postun üzerinden millete vaaz veren birisi. Peygamber böyle değil. Böyle bir peygamber yeryüzünde yaşamadı. Bunların hepsi uydurmadır. Peygamberimiz böyle değildi, bir mescitte 10 dakikadan fazla oturmazdı, sürekli hareket halindeydi. Saçları uzundu, genç görünümlüydü, öyle şeyh gibi falan değildi. Cübbeli Ahmet'e falan benzemiyordu, o ona benzemek için öyle bırakıyor da, o Arap kıyafeti kardeşim." demiş.
Son yıllarda yüce dinimiz üzerinde oynanan bir takım çirkin oyunlar olduğunun farkındayım. Özellikle Kur’an ve sünnetle sabit olan hükümlere akıllarına göre bir takım şerhler düşülerek dinini en güzel şekliyle yaşayıp ahir âlemde cennete ulaşmak isteyen Müslümanların zihinlerinde şüpheler oluşturarak onları iki arada bir derede bırakıyorlar. Bir kere şurada bir görüş birliğine varalım. Ülkemizde dinini dört dörtlük yaşayan Müslümanların oranı hiçte iç açıcı değildir. Büyük bir çoğunluğumuz kulaktan dolma bilgilerle dededen toruna geçen bir din anlayışı ile hareket ettiklerinden gerçek dini ayrıntılardan uzunca bir süre kopuk yaşadılar. Hani hatırlarsınız evde televizyon bulundurmak neredeyse dinsizlikle eş değerdi. Üzerinden çok geçmedi. Sadece 20 sene içinde televizyonu günah kutusu olarak addedenlerin evlerinin başköşelerinde televizyonlar arz-ı endam etmeye başladı. O günle bugün arasında değişen gerçek neydi ki? Dinimizin hükümleri zamana göre yeniden icma ve kıyasa göre mi değerlendirilmeliydi? Bunların hepsi elbette tartışılır. Ama Kur’an-ı Kerim ayetlerinin tümünün en sağlıklı kaynaklar tarafından Yüce rabbimiz tarafından habibi Hz. Muhammed (sav) efendimize nazil olduğu şekliyle bugüne ulaştığında şüphe yoktur. Kur’an’da ortalama 86 ayet namazdan bahsetmektedir. O halde burada sadece bir ayeti kerimeyi size aktarmak istiyorum. “Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah’tan başkasına tapmayacaksınız, ana-babaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekâtı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuz.”
Şimdi buradan İhsan Eliaçık’a hitaben sormak gerekmez mi?
Namazdan insanları soğutmakla elinize ne geçecek?
Zaten dini değerlerin alabora edildiği bir dönemde TV kanallarında türemeye başlayan ve her birinin ağzından çıkan ifadelerle aklı karışan bu ümmetin namazıyla derdiniz nedir?
Bu şekilde bir açıklamada bulunmak için bugüne kadar neredeydiniz?
Bunu daha yeni mi tespit ettiniz?
Tespit ettiğinizi iddia ediyorsanız, tezinizi destekleyecek naslar ve tüm deliller nelerdir?
Sözün özü, kimsenin aklını karıştırmaya kimsenin hakkı yoktur. Geçmişte ki gücümüzde en önemli dayanak olan dini yapımızı ifsat etmek için Hristiyan âleminden içimize misyonerler gönderildiğini ve halkımızın zihninde şüphe ve vesveseye kapı araladıklarını biliyoruz. O günden bugüne değin bir türlü taşlar yerine oturmuyor. Bozuldukça bozuluyor, sapıttıkça sapıtıyoruz. Ölümden sonraki hayat için endişe dahi duymuyoruz. Günübirlik bir yaşama mahkûm edildik. Tamamen Marksist bir yaşam tarzı içerisinde hasbelkader kıldığımız namazlarla cennetin kapısını aralamaya çalışıyoruz. Üstüne üslük birde hocafendi diye duyurulan zevatın ağzından çıkan uydurma fetvalarla namazdan soğutuluyoruz. Kurban bayramında tavuk kesmeyi, bankalardan düşük faizli krediler çekmeyi caiz görüyoruz. Hayatında Kur’an-ı Kerim’i bir defa bile hatmetmemiş olan sahte hocaların ağzından çıkan uydurmalarla dini yaşam sürdürmeye yönlendiriliyoruz.
Daha kötüsü şudur: Sadece namaz, oruç, hac, zekât gibi ibadetlerle cennete ulaşacağını zanneden saf Müslümanlara buradan duyuruyorum. Faize bulaşmamak, zinadan kaçınmak, gıybet yapmamak, kul hakkı yememek, zorda olan din kardeşlerinizin yanında bulunmak, haset etmemek, kin tutmamak… Sizi cennete götürecek olan asıl ameller bunlardır. Kendi kendimizi avutmayalım.
Cehenneme toplu yolculuk var. Allah muhafaza…



 
Bu yazı toplam 80 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.