1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Nasıl bir Cumhurbaşkanı arıyorlar?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Nasıl bir Cumhurbaşkanı arıyorlar?

A+A-
Şu çatı aday koşturmacasına bakıyorum da gülmemek için kendimi zor tutuyorum. Çatı aday da olsa taban adayda olsa halkın tercih ettiği olacak. Sizin çatı adayı diye tabir ettiğiniz herhangi bir zat aday olduğunda millet, kayıtsız şartsız onun ardına düşecek değil ya! Kimisine göre çatı aday tabir edilen kişi, hiç kabul edilemez biri olabilir. O halde siyaset kulislerinde özellikle de MHP ve CHP cenahında hakim olan korku ve panik havasını yersiz buluyorum. Siz CHP’nin ve MHP’nin genel başkanları olarak partiniz kurultaylarınızda çatı aday bulma girişimini kabul eder misiniz? Yönetim kadrolarında herkesin kabul edebileceği ortak aday çıkarma girişimleri söz konusu olursa ne kadar dirayetli davranabilirsiniz? Lafla peynir gemisi yürümüyor. Bu ülkenin idaresinde görev alacak cumhurbaşkanı seçiminde gerekli şartlara haiz olan her vatandaş aday olabilir. Bu vatandaşlar içinde Recep Tayyip Erdoğan’da, Kemal Kılıçdaroğlu’da, Devlet Bahçeli’de, Mehmet Atak’ta (Kendisi lise yıllarımızda Meslek Dersleri Hocam olur.) Süleyman Kaleli’de (Kendisi Biyolog bir ağabeyimdir.) Yusuf Gürbüz’de (Şu an okumakta olduğunuz gazetenin sahibi)’de aday olabilir. Anlatmak istediğim Yir¬mi mil¬let¬ve¬ki¬li¬nin im¬za¬sı¬nı alan ve¬ya son se¬çim¬de oy¬la¬rı¬ top-la¬mı yüz¬de 10’a ula¬şan mec¬lis dı¬şın¬da¬ki par¬ti¬le¬rin top¬lu des¬te¬ği¬ni sağ¬la¬yan 40 yaş üstü, İha¬le¬ye fe¬sat ka¬rış¬tır¬ma, sah¬te¬ci¬lik, te¬rör ey¬lem¬le¬ri¬ne ka¬tıl¬ma gi¬bi suç¬la¬rı işlemeyen ki¬şi¬ler aday ola¬bi¬lir. Türkiye’de cumhurbaşkanlığı seçimini bir devlet krizine çevirmeye çalışan çevreler var. Bunların tezgahlarına asla alet olmamak lazım. Bu çevrelerin kim olduğunu az çok bilirsiniz. Hani şu Gezi Parkı’nı bahane ederek vatandaşın huzurunu bozan, esnafın camlarını yerlere indiren, kamu malı otobüsleri yakan ve yıkan, kaldırım taşlarını yerlerinden sökerek silah olarak kullanan dış güdümlü maşaların kullanılarak provoke edilmek suretiyle hükümeti düşürme hayali güdenler…
İşte anlaşılan o ki cumhurbaşkanlığı seçimini de bahane ederek halk arasında ikilem oluşturmak için yine kirli oyunlar peşinde koşmaya devam edecekler. Buldukları her fırsatı değerlendirmek ve AK Parti’yi çökertme çabalarının temelinde Başbakan Erdoğan’ı bitirmek yatıyor.
Son günlerde Başbakan Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adayı olma ihtimali karşısında uykuları kaçan siyasi partiler akıllarınca çeşitli yollara başvurarak bunun önünü tıkamanın yollarını deniyorlar.
Kendilerinin bulacağı çatı adayın halk tarafından kabul göreceğine olan inançlarına da şaşırıyorum. Zamanında Amerika’dan ekonomik krizi çözmesi için büyük umutlarla hükümet üyeliğine getirdikleri Kemal Derviş bu ülkeye ne kazandırdıysa, bunların bulup getireceği ortak cumhurbaşkanı adayının da kazandıracağı aynı şeydir.
Hani hatırlarsınız rahmetli Ecevit, Anayasa Mahkemesi gibi çok önemli bir kurumun başından tutup getirdiği ve cumhurbaşkanı seçtirdiği Ahmet Necdet Sezer, kendisini o makama layık gören başbakana fırlattığı anayasa kitapçığı ile tüm ülkeyi bir anda ekonomik krize sokmuş ve ceremesini milletçe, aylar hatta yıllarca çekmiştik.
Bugünkü muhalefet liderleri de yeni aday tespitinde onun kapıyı da çalmışlar. O da son derece değerli düşüncelerini (!) mutlaka paylaşmıştır. Hani onun meşhur bir resmi var. Elinde koskoca bir şarap kadehini havaya kaldırmış olduğu... O resmi gördüğümde üzülmüştüm. Resmi olarak cumhura başkan meclis çoğunluğunu sağlamakla o günlerde halkın gönülsüzlüğüne rağmen mümkündü. Ama asıl önemli olan halkın gönüllerinin cumhurbaşkanı olabilmektir. O günkü meclis aritmetiği şartlarında aday olan ve seçilen Sezer’i gönlüm bir türlü beni temsil eden olarak kabullenemedi.
İşte Ağustos ayının 10’unda yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde meclis vekillerinin iradesiyle değil, direk asıla yani halka gidilerek gönüllerin reisi seçilecek. Muhalefet partileri özellikle de CHP çok iyi biliyor ki halka bırakıldığı zaman, namazında, niyazında, dini hassasiyetlere önem veren, alkolden uzak duran kısacası kendi gibi olanın ardında duracaklar.
Paniklerinin arkasında yatan işte budur. Kendi yaşam tarzlarına uygun buldukları birini aday çıkarıp, tabanlarına iyi lanse edebilirlerse ve AK Parti’ye gönül veren kesimlerden de yüzde bir kaçlık oy tırtıklayabilirlerse belki istedikleri birini Çankaya’ya taşıyabilirler. Aksi takdirde yine mevcut cumhurbaşkanı gibi eşi kapalı, içkiye asla yaklaşmayan, hacca giden, zekat veren bir cumhurbaşkanı gelirse CHP’nin hali nice olur?
Bunların asıl beklentilerinden biri de güçleri yetip te kendi kafalarına uygun birini reis seçtirebilirlerse, onu hükümete karşı veto makinesi olarak kullanacaklar. Ellerinde kozları olacak. Çünkü genel seçimlerden yine ümitleri yok. 2015’te gerçekleşecek seçimlerde gelen hükümetin manevra alanını daraltabilmek için çaba sarf ediyorlar. Geçenlerde Taksim’de Gezi olayları’nın sözde yıldönümünü anmak için toparlanmaya niyetlendiler. Bir baktık ki CNN’den apar topar muhabir meydana çıkmış. Büyük bir olay varmış gibi dünyaya lanse etmeye çalışıyor. Orada kendisine müdahalede bulunan polislerimizi tebrik ediyorum. Hatta kendisinin MİT tarafından da sorgulanmasını beklerdim. Basın yayın özgürlüğü yaftasıyla bu memleketi karıştırmaya gelenler için özgürlük yoktur. Bu ülkede ki basın yayın özgürlüğü, Hamburg olaylarında basına sert çıkan ve dışarı haber sızdırmamak için her filmi deneyen Almanya’dan katbekat üst düzeydedir.
Türkiye’de yaşayan halkların Avrupa Birliği’ne giriş gibi bir derdi yoktur. Referandum yapılsa en az % 80 oyla AB’ye giriş tercih edilmez. Hükümetin amacı, AB’nin defterinde yazan ama uygulamalarında olmayan faydalı kriterlerin bu kanalla uygulamaya alınmasını temin edebilmektir. Yoksa serbest giriş çıkış yapmak çokta önemli değildir. Bu ülkede halkı serbest bırakırsanız kimse Avrupa’ya yerleşmeye koşmaz. Ancak turistik ve iş amaçlı gider, gezer veya işini görür akabinde de ülkesine geri döner.
Cumhurbaşkanlığı seçimini sabote edebilme adına attıkları Taksim ayağı da boş çıktı.
Durun bakalım ağustos ayına kadar daha nelere şahit olacağız.
Bu arada Pensilvanyaaaaaaa….
Ne oldu son senaryonun çekimleri daha bitmedi mi ?


 
Bu yazı toplam 52 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.