1. YAZARLAR

  2. Zafer KARAKUŞ

  3. Nasıl Bir Denklem
Zafer KARAKUŞ

Zafer KARAKUŞ

Zafer KARAKUŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

Nasıl Bir Denklem

A+A-
Birinci Dünya Savaşı sonrası savaş kavramı değişti.
Klasik savaşlar, cephe savaşları şeklinde yapılır;savaş cephede kazanılır ya da kaybedilirdi.
İkinci Dünya Savaşı , Atom bombasının kullanıldığı yeni bir savaş anlayışı getirerek dünyayı etkisine aldı.
Topyekûn savaşlar yaşanmaya başladı artık.
Siviller hedef oldu.
Ölümler, katliamlara dönüştü.
Ve sonrasında “ soğuk savaş” diye bir kavramla tanıştı dünya.
Amerika ve Sovyet Rusya liderliğinde Batı ve Doğu blokları arasında gelişen, açık ama silahlı mücadeleye dönüşmeyen sınırlı çekişmenin adı idi artık soğuk savaş.
Sovyet Rusya, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yayılmacı bir politika takip ederek komünizm rejiminin Balkanlar ve Orta Avrupa'da yerleşmesi için mücadele etti.
Rusya'nın komünizm ideolojisini bütün dünyaya yaymak istemesi demokrasi ile yönetilen ABD'yi ve Avrupa devletlerini endişelendirdi.
Bu durum ABD'nin önderliğinde demokratik Batı Avrupa devletlerinden oluşan Batı Bloğunu ve Sovyet Rusya'nın önderliğinde Doğu Avrupa ve Balkan devletlerini içine alan Doğu Bloğunu ortaya çıkardı.
Batı ve Doğu blokları arasındaki Soğuk Savaş Dönemi 1960 yılından itibaren çözülmeye başladı.
1969 yılından itibaren başlayan Yumuşama (Detant) Dönemi taraflar arasında karşılıklı diyalogların kurulması ve bazı konularda iş birliği yapılmasıydı.
1985’e gelindiğinde Gorbaçov ile başlayan Perestroyka "Yeniden Yapılanma" ve Glasnost "Açıklık" dönüşümleri ile Gürcistan, Ermenistan, Moldovya, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan gibi yeni devletler SSCB’nin dağılma sürecinden sonra ortaya çıktı.
Sonra Rusya Federasyonu.
Bu dağılma sonucunda Soğuk Savaş dönemi sona erdi, Varşova Paktı dağıldı, ABD dünyanın tek süper gücü oldu.Tek kutuplu dünya kavramları etkili oldu bir süre.
Özellikle bu dönemde yeni bir kavramla tanışan dünya Samuel P. Huntington’un Medeniyetler Çatışması Tezi ile Çeçenistan’dan Balkanlar’a kadar Batı’nın sınır boylarında yaşanan mevzi savaşları Medeniyetler çatışması teziyle ifade ediyordu ve Huntington’a göre bundan böyle savaşlar İslam ile Hıristiyan uygarlıkları ve kültürleri arasında yaşanacaktı.
Buna özellikle Fukuyama’nın Tarihin sonu tanımlamaları eklenince Amerika’nın başını çektiği Yeni Dünya Düzeni ile ileride girişeceği global/küresel emperyalist ve terörist saldırılarına zemin hazırlamalı ve bu saldırıları meşrulaştırmalıydı.
Bu iş için CIA’de görevli Fukuyama’yı ve Huntington’u sesli düşündürülerek harekete geçirilen Liberalizm akımı merkezli etki (bölgesel düzeylerde operasyonlar yürütebileceği elemanları Türkiye’deFetullah Gülen benzeri ) hızla Irak‘la başlayan ve Fas, Cezayir, Libya, Mısır ve Suriye gibi coğrafyaları etkileyen Arap Baharı ile 1918’ li yıllara bitirilemeyen hesapları tekrar görmeye başladı. 2000’li yıllarda tek kutuplu bir dünya anlayışına ikinci Putin dönemi ile yeniden iki kutupluluk anlayışı geliştirilmeye başlandı.
Bölgelerinde meydana gelen olaylar karşısında sessiz kalmayan, Rusya, Çin ve İran ağırlığında bir güç kendini göstermeye başladı.
Yeni bir savaş organizasyonu netlik kazandı.
Türkiye 2011’den bu yana savaş kavramındaki değişikliği tam anlayıp, tanımlayamadı.
Sınırlarının güneyinde bir şeyler olduğunu biliyor, anlamaya çalışıyor, fakat ne yapabileceği konusunda kafa karışıklığını aşamıyordu.
Kafa karışıklığı ise, kendinden olanın kim olduğunu bilmediği bir ortamda işin uzmanı zannettiği birçoğu hain, bir kısmı cahillerle bu işi yürütmenin kirliliğini yaşıyordu.
Özellikle ABD’nin PKK’ya silah ve maddi desteklerini en üst düzeyde ifade edişi, Türkiye’nin yeni bir politika belirlemesini hızlandırdı.
Yanlıştan dönmek adına yapılan manevralar aslında yürütülen savaşın genel özelliklerindendi.
Bu nedenle, amacı belli hedefi değişken yeni savaşta tecrübe edinmeye çalışılıyor.
Bu alandaki gelişmeleri iyimser okumaları ile, zihnini üstün ABD çıkarları yanında olmaya adamış sözüm ona ülkemiz stratejistleri ve bilim adamı diye kıymet verilen hain kitle; Türkiye’nin zaman kaybedilmesinden de amaçları doğrultusunda yeni çıkarlar elde etme gayretine yönelmişler gözüküyor.
FETÖ ‘nün varlık sebebinin de PKK’nın varlık sebebi gibi CIA’nın bölge operasyonlarına taşeronluk yaparak global oyunun parçası olduklarını ve yirmibirinciyüzyıldaki yeni savaş şartlarına malzeme olarak kullanıldıkları unutulmamalıdır.
Bu girdabı görüp yeni bir manevra ile savaş alanına katılan Türkiye bundan sonraki süreci yönetirken bölge aktörü olarak varlığını hissettirmeye devam etmelidir.
Bu riskli durumda öncelikleri kendi çıkarları olacak ve gerek Rusya Büyükelçisinin öldürülmesi, gerek ABD’nin tavırları sabit bir rota üzerinde sürekli çıkarlarımıza göre şekillendirilmelidir.
Bu denklemlerde Türkiye’nin aldığı yeni pozisyon amacı belli hedefi değişken yeni savaş gereği kendi çıkarları merkezli ve olabildiğince geniş eksenli bir paradigmaya oturtulmalıdır.
Global emperyalist güçler Büyük Ortadoğu yayılmacılığı ile coğrafyanın yeniden dizayn edilişinde nasıl bir denklem kurdukları muammasını çözmek gerekmektedir. 
Bu yazı toplam 222 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.