1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Nasreddin Hocanın Biri Cenazelere Yuh Çekiyormuş
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Nasreddin Hocanın Biri Cenazelere Yuh Çekiyormuş

A+A-
Nasreddin Hocanın biri, hayatı beyhude geçmiş insanların cenazesine katılmaz, aksine tabutun geçeceği yolda bir köşeye oturur, cenaze tam önünden geçerken, "Yuuh Yuhh !" diye bağırırırmış. Cenaze sahipleri bu duruma kızar ancak hocaya saygılarından bir şey diyemezlermiş. Babası ölen yiğit bir delikanlı, hocanın kendi babasına da ayını şekilde yuh çekmesi üzerine çok üzülmüş, pek kızmış ve kendi kendine; "Eh Hocam, bir gün sende ölürsün. Bende sana yuh çekmezsem…” diye yemin etmiş. Gün olmuş devran dönmüş, hoca efendi de hakkın rahmetine kavuşmuş. Delikanlı; "E hocam ben sana demedim mi? sayılı gün geldi geçti. İşte şimdi sıra bana geldi" diyerek hocanın bazı cenazelere yuh çektiği köşeye gidip oturmuş. Tam hocanın cenazesi önünden geçerken; "Yuh! Yuh" diye bağırmış. Onun ünlemesi henüz bitmeden insanların omuzundaki tabutun kapağı açılmış. Hoca efendi o bağıran delikanlıya dönerek; "Bende onlar gibi gidiyorsam bana da yuh" demiş.                                                                                                                                                                              


YÜRÜ ENSE TRAŞINI GÖRELİM

Bu argo başlıktan dolayı tüm okurlardan özür diliyorum. Yalnız yazıyı sonuna kadar okuyanlarında bana hak verceğini düşünüyorum.

Yaşadığımız hayatın en büyük gerçeği ölümdür. Çünkü ilk insan Hz. Adem (as)’dan beri doğan ölüyor, gelen gidiyor, giden gelmiyor. Kâfir de, Münafık da Müslüman da ölüyor. Katil de, maktul de, mazlum da ölüyor. Güzel de, yakışıklı da, çirkin de gidiyor. Yaşlı da, genç de, hasta da, sağlıklı da durmuyor.Şu farkla ki kimin ne zaman, nerede, nasıl öleceği belli değil. Bu işte para da sökmüyor sıra da yok. Kuramı dediniz! O da  belli değil. Şairin birinin dediği gibi, “Ölmek kaderde var, yalnız gümbürtüye gitmek dokunuyor insana.” Gümbürtüye gitmek derken sakın boşu boşuna ölmeyi anlamayın. Bundan kastım  “Bazı devletlûların” cenazesinde çalınan o garip marş ile bazı cenaze törenlerinde (sanki ölü biraz sonra meleklerle maç yapacakmış gibi alkışlamayı kast ediyorum)  çalınan alkıştır.

                                 Cenaze Namazında Cep Telefonu Çalarsa 

Günümüzde cenazeye yuh çeken yok. Yalnız bol bol müzik dinleten var. Bir kelamı kibar duymuştum: “Ahir zamanın alametlerinden biri de ölümlerin kanıksanması. Yani ölümlerin insanlar üzerinde ibret verici, uyarıcı bir etki yapmaz hale gelmesi…” Akrabamız, komşumuz, ahbabımız ölüyor bu haberin tesiri belki birkaç dakika, olmadı yarım saat ancak sürüyor. Katıldığımız cenaze törenlerinde bunu birebir yaşamaktayız son yıllarda. Gerek Cenazeyi kabre götürürken, gerek evlerde başsağlığı dilerken birkaç cümle ölümden, ölüden, ahretten bahsediyoruz, sonra, tekrar dünya, tekrar para, tekrar siyaset… Sadece insanlar mı? Hayır, aletler bile duygularını kaybetti! Sohbetleri bereketsizleştiren, konferansları, toplantıları bölen, cemaatle kılınan namazları ifsat eden cep telefonu bozgunculukta sınır tanımıyor. Bu alet artık, cenaze törenlerinde, cenaze namazlarında, hatta kabir başında bile meşumluk yapmaya başladı.

Son gittiğim birkaç cenaze töreninde bu durumu bizzat yaşadım. Bu törenlerden birinde  İmam, “Er kişi niyetine!” diye namaza başladı,  Sübhanekeyi okudu. Tam kendimi ölünün yerine koyup tefekküre dalacağım sağ tarafımdaki bir vatandaşın cep telefonu, türkü mü,  ilahi mi belli olmayan garip bir müzikle sahne aldı.  O sustu. Fatiha’yı okumaya başladık, arkadan bir vatandaşın telefonu  arabesk bir parça patlattı. Arabesk bitti namazda da sona yaklaştık, bu sefer ortalardan bir oyun havası başladık az kalsın tüm cemaat göbek atacak. Bu hal bizlerde ne hüzün koydu ne tefekkür.

Cep telefonu kullanmayan bir vatandaş olarak bu satırları rahatça yazıyorum. Yalnız kimseyi de kınamıyorum. Sadece, "Ne olur biraz daha dikkat !"diyorum. Gittiğimiz konferanslarda, katıldığımız sohbetlerde, cemaatle kıldığımız namazlarda hep ifsad edici bir rol oynayan telefonlarımıza sahip çıkalım. “Men dakka duka” diye bir söz var. Bu gün sizin telefonunuz birisinin cenaze namazında oyun havası  çalarsa,  Allah korusun yarın sizin cenaze namazınızda da birisinin telefonundan “Yürü ense tıraşını görelim” sesi yükselir. Çünkü bu dünya etme bulma dünyasıdır.

 

Bu yazı toplam 418 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.