1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. NE DEN YA HU?..
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

NE DEN YA HU?..

A+A-

Geçtiğimiz haftaya damga vuran en önemli gelişmelerin başında hiç kuşkusuz Mescid-i Aksa girişlerine detektörler koyan İsrail yönetiminin giriştiği pervasız ve seviyesiz uygulamaydı. İsrail'in 16 Temmuz'da Harem-i Şerif'in kapılarına koyduğu metal arama detektörleri nedeniyle Kudüs'te başlayan gerginlik devam ederken Netanyahu tarafından yapışan açıklamayı talihsizlik olarak görüyorum demeyeceğim. Kendisinin orada cebren kurulmuş olan İsrail devletçiğinin Siyonizm hedeflerine ulaşması için tayin edilmiş bir memuru olarak aklınca tahrif edilmiş Tevrat’a tabi oldukları sahte dinlerinin sözcülüğünü ve savunuculuğunu yapıyor. Onların gözünde devlet olgusundan önce dini hayatları öncelik taşıdığı için konuya siyasi olmaktan öte dini açıdan bakmak ve tahlilde bulunmakta yarar var. Burada devlet konusunu göz ardı ettiğim ya da göz ardı etmek gerektiği gibi bir düşüncem olduğu yanlışına asla kapılmayın. Ama o ülkede din, devletin önünde gidiyor. Bizim 80’liyıllarda başımıza bela olan laiklik uygulamaları gibi akıllarınca din ve dünya işlerini ayırmak amacıyla bir saçmalığa prim vermiyorlar.

İşgal altındaki Doğu Kudüs ve Mescid-i Aksa'da uygulanan İsrail politikalarını savunan Netanyahu, "Tapınak Tepesi'nde, Kadim Kudüs'te ve tüm şehirde güvenliği sağlamak için doğru şeyi yapıyoruz." gibi bir ifade kullanmış. Bir Müslüman olarak bu lafı asla kabul edemeyiz. Ama konuya yaklaşım noktamızın çok iyi tahlil edilmesi lazım. Bölgeyi geren ve oradaki mazlum Filistin halkına zulmeden İsrail yönetiminin durup durduk yerde niçin böylesi bir krize yeşil ışık yaktığı konusunu iyi değerlendirmek lazım. Uyguladıkları siyasetin geçmişten günümüze bir tahlilini yaptığımız zaman Trump ziyareti sonrasında Arap ülkeleri başta olmak üzere İslam ülkelerinin içinde dik duruşuyla dikkat çeken Katar üzerinde yoğunlaştıracak bir krize çanak tutan Trump’un bölgeden dönüşte yaktığı fitne ateşi üzerinde kafa yorulmalıdır. Planlarının temelinde başlarına bela olarak gördükleri Türkiye Cumhuriyeti halkının ve cumhurbaşkanının dikkatini, sıkboğaz edecekleri Katar üzerinden Filistin’de ki Mescid-i Aksa üzerine çekmek istediler. Katar krizini gözlerden uzak tutarak Müslümanları cümbür cemaat Kudüs üzerine yoğunlaştırmak amacındalar.

Metal detektörlerinin durduk yerde ne gereği vardı Allah aşkına! Bugüne kadar metal detektörle kontrol yapmayan İsrail yönetiminin şimdi mi aklına geldi böylesine bir uygulama başlatarak zaten gergin olan bölgede ki közün üzerine benzin boşaltmak.

Öyle bir stratejik sistem kurmuşlar ki şeytana dahi pes dedirtecek adımlarla bölge insanının kaderi üzerine akla hayale gelmeyecek kirli oyunlar kurgulayıp büyükçe bir fitne ateşi yakmak ve bölge Müslümanları arasında önü alınamaz bir kin çemberi parlatmak istiyorlar. Tahminimce bu plan darbe çabalarıyla Türkiye’yi tasfiye girişimleri başarısız kaldığı için sıraya alınan ek plan olabilir. Bu da tutmazsa daha başka planları olduğundan şüpheniz olmasın. Kaşıdıkça kaşıyacaklar. Ta ki bölge ülkeleri arasında önü alınamaz bir nefret dalgası oluşturuncaya değin bu böyle sürecek. Parlayacak fitne ateşiyle bugüne kadar iç savaş ya da pürüzlerle uğraşmayan üç beş İslam ülkesini de oyuna getirip patlak verecek bir savaşı geriden karınlarını kaşıya kaşıya takip edecekler. Ta ki bölgesel güç sahibi Müslümanlar iyice zayıfladıktan sonra kendi kafalarında yazıp çizdikleri İslam dünyasının köleleştirilmesi ve zengin yer altı kaynaklarının kontrolünü ele geçirme süreci başlayacak. Müslümanları, önlerine atacakları birkaç uydurma savla da didiştirmeye sevk edecekler.

İşte bu tehdide karşı tek çaremiz; gerçek müminlerin uyanışına vesile olacak yeni taktiksel planlar oluşturulmasıdır. Bölge ülkelerinin kısa vadeli alelusul planları sebebiyle her defasında tökezlediği bu büyük riskin boyutu ne olursa olsun bir uyanış hamlesine ihtiyaç şart oldu. Belki çok zor bir gerçeğe temas ediyorum. Ama bunu yapmadığımız takdirde etrafımızda yaratılmak istenen ateş dağına kadar ümmetin ne derece dayanıklı olacağından kuşkularım var.

Açık ifade etmek gerekirse bizim ülkemizde ki İslami şuurun diğer İslam ülkelerinde de olduğu gibi bir zanna kapılmayın. Birçok İslam ülke vatandaşı hayatı boyunca geçim derdiyle ve bitmek tükenmek bilmeyen iç çatışma ve krizlerle boğuşmaktan milli birliğe ve gerekliliğine dair inancını kaybetmiş. Birçoğunda insanlar cedelleştikleri geçim derdi ve maddi sorunlarıyla boğuşmaktan öte bir şeyle uğraşmaya fırsat bulamadığından iyice körelmiş. Bu tespitimi işkembe-i kübradan atmıyorum. Mevcut İslam ülkelerinden Malezya ile Endonezya’da ki küçük bölgesel sıkıntılar dışında diğerlerinin yaşadığı zor tecrübeler uzun süredir bitmek bilmeyen bir acı toplumu vücuda getirdi

Birinci Bush harbinden sonra Irak’ın başkenti Bağdat’ta toplam 16 gün süren bir fuara katılmıştım. Fuardan kalan zamanlarda Bağdat sokaklarını arşınlıyor halkla tanışma ve kaynaşma fırsatları kolluyordum. Muhabbet ettiğim Iraklı Müslümanlarda beklediğim İslami şuurun olmadığını ve geçinmek için gerekli imkânlara kavuşabilme uğruna birçok şeyi göze aldıklarını ve alabileceklerini gördüm. Üzücü bir durum ama gerçek aynen buydu. Şimdi daha çok Ortadoğu merkezli birçok İslam ülkesinde ki Müslümanların zannettiğiniz gibi bir vatan şuuru olduğunu düşünmeyin. Onlar için nefes alıp vermeleri yeterlidir. Neresi olursa olsun. Bizin şanlı tarihimiz, yaşanan acımasız savaşlar ve vatan aşkı ülkemizde bu bilincin oluşmasına olanak verdi. Bu yüzden şuurla hareket edebilme yeteneğine sahibiz.

Bilenler bilir. İslam ülkelerinde ki vatan, millet ve liderlerine bağlılık içeren şablon laflar ve şehir sokak ve caddelerinde dev lider posterleri vardır.

Hepsi korkudan…       

 

 

Bu yazı toplam 391 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.