1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. NE KADAR SAMİMİYİZ?
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

NE KADAR SAMİMİYİZ?

A+A-

Düğün evinde, cenaze evinde dahası toplu olmak durumunda olduğumuz yerlerde neler neler konuşulur hepimiz biliriz.

“Sorma aslın her kişinin izzetinden bellidir.

Sohbet-i irfanı görenler, hizmetinden bellidir.”

Şair böyle demiş.

Ömründe topluma faydalı hiçbir iş yapmamış hatta bir çöp bile dikmemiş, hayrına beşik dahi sallamamış ancak, ömrünü Allah rızasına nail olmak için hizmete adayanlara kötü söz söylemekten geri durmayanlara ne demeli?

Allah hidayet versin. Yahut rahmetli gayın pederin ifadesi ile; Allah müstehaklarını versin! Veysel Öksüz bir dörtlüğünde;

“Hayır nedir şer nedir bilmekle mükellefiz,

Dünyanın lezzetleri başını döndürmesin.

Kaç yaşayacaksın şu hayal âleminde?

Ebedi yurda şeytan eli boş göndermesin!”

*

Biz biliyor ve inanıyoruz ki, herkes heybesinde bulunanı atar. Samimiyet içtenlik önemlidir. Muhakkak her olay içinde bir hikmet vardır. Hikmet deyince;

“Her canlıya Hak, layık olan cevheri verdi;

Tırtıl iki diş bulsa ormanı yerdi.

Şayet kediler haftada bir gün uçabilse

Dünyada bütün serçelerin nesli biterdi.”

Evet, önemli olan ihlas ve samimiyettir.

Davasında ne kadar samimi olduğunu anlatanlardan bıktık.

Aman Allah’ım ne mavralar ne mavralar….

Ancak, ufacık bir dünyevi menfaat ile karşılaştıkları zaman ne olur mu?

Sakallar kesilir, tıraşlar değişir. Bu bambaşka bir dünyadır.

Buna canlı tarih yapraklarından ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hatırası ile kuvvetlendirelim mi?

”Atatürk Amasya ziyaretinde. Vali konağında yörenin ileri gelenleri ile sohbette. Bir ara tam karşısında oturan birine takılır gözleri. Yaşı ellinin üzerinde bu adam beline kadar inen sakalıyla Atatürk'ün dikkatini çeker. Ata, yanındaki valinin kulağına eğilip sorar;

--- Kimdir bu?

Vali yanıt verir;

--- Efendim kendisi Sih'tir. Yörede çok hatırı vardır.

Atatürk Sih'i yanına çağırır ve;

--- Bak baba, imanın ölçüsü sakalın boyunda değildir. Sunu rica etsem de en azından Peygamber efendimizinki gibi kısaltsan der ve eliyle de boyun altı hizasını gösterir. Sih;

--- Emrin olur Paşam! Diyerek yerine çekilir.

Aradan zaman geçer, bir aksam Atatürk Amasya'daki Sih'i hatırlar ve Vali'yi telefonla arayıp durumu sorar. Vali nasıl söyleyeceğini bilememekle birlikte, Sih'in sakal boyunda en küçük bir kısalma bile olmadığını aksine kimselere el sürdürmediğini anlatır. Atatürk telefonu kapatır, kâğıdı kalemi eline alır ve az sonra nazirini çağırıp, yazdığı yazıyı Amasya Valiliği’ne tebliğ etmesini ister. Ertesi gün Amasya'dan bir haber gelir ki Sih Efendi Ata’yı görmek üzere Ankara'ya yola çıkmış...

Sih gelir, Ata’nın karsısına çıkar. Sakal tamamen kesilmiş, sinekkaydı bir tıraş olunmuş, saçlar kısaltılmış, kılık kıyafet bastan sona değiştirilmiş, bambaşka bir görünüme bürünülmüstür. Atatürk'ün mesai arkadaşları bu değişimi anlayamaz ve Ata'ya sorarlar;

--- Aman Paşam, o Sih ki sakalına el dahi sürdürmezdi, siz ne ettiniz de kökünden kesmesini sağladınız?

Ata gülümser, sonra da yanındakilere dönüp;

--- Dün aksam Amasya Valiliği’ne bir yazı gönderdim ve Sih'i Afyon'a vali atadığımı bildirdim. Der.

Ardından da yeni bir yazı hazırlayıp nazırına bu yazıyı da Sih’e vermesini söyler. Yazıda söyle yazmaktadır;

--- İnancın ölçüsünün sakalda olmadığını anladığına sevindim. Valilik

meselene gelince, bugün koltuk uğruna kırk yıllık sakalından vazgeçebilen yârin başka şeyler için milletinden bile vazgeçebilir. Seni böyle bir ikileme mahkûm bırakmayalım. Kalın sağlıcakla...

Cebinizde bulunsun efendim!

Bu yazı toplam 472 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.